Yüksek gerilim

İlk tahlilde sevimli bir ifade olmayıp, güzel şeyler çağrıştırmasa da gerilim, esasında hayatımızı canlı kılan, bizi canlı tutan enerjinin ta kendisidir.  Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî-i Şerif’te işaret ettiği bir hakikat benim bu konudaki hadsizliğimi telafi edecek cinsten: “Kâinattaki her şey zıddı ile aşikâr olur, Hakk’ın zâtı, zıddı olmadığı için gizlidir.” Daha meşhur bir ifade ile “Her şey zıttı ile kâimdir.” Bahsolunan zıtlık bir tenâkuzu, çelişkiyi yahut bir paradoksu karşılamaz bilakis var oluşumuzun önemli bir hakikatine, besleyici bir akıma/akışa tekabül eder. Ahengin arkasında saklanmış olan tevhide nasibi olanları eriştirecek bir motivasyon olarak da görebiliriz zıtlıktan doğan gerilimi. 

Gerilim, farklı yükte iki nokta arasındaki alışverişi ifade eder. Akışın olduğu yerde bereket vardır. İyi ile kötü, doğru ile yanlış, güzel ile çirkin, ümit ile korku arasında salınıp duran insanoğlunu istiğna ve haddi aşmış bir eminliğin konformist kucağından kurtarır. Ona mümbit, besleyici bir alanı temin eder. Alışmanın unutmakla eş olduğu gerçeği hatırlanırsa insanı titreten, kayboldukça onu kendisine getiren, iç dinginliğin yegâne âmili, bahsini ettiğimiz gerilimdir. İç dünyasında bu gerilimden mahrum olanların bir direnç kazanabilmeleri, bir mukavemet geliştirebilmeleri de kanaatimce mümkün değildir.

Sadece bireyin uyanıklığını temin etmek adına değil; toplumsal canlılığı sağlaması yönüyle de gerilim önemli bir manayı içerir. Toplumsal uzlaşma, mutabakat, anlayış, diyalog gibi taleplerin çokça dile getirildiği şu günlerde bu cümleleri kuranı ofsaytta düşürecek gibi duran bu cümle ile -iyi dileklerin masumiyetini ve bu talep sahiplerinin samimiyetini göz ardı etmeden- işaret etmek istediğim nokta, toplum bütünün diri ve dirençli olması konusunda gerilimin kaçınılmaz olduğudur. Bu önermeyi ilk bakışta yadırgayabilirsiniz hatta germe bizi kardeşim diye itiraz da edebilirsiniz. Size hak vermekle birlikte inatla değil ama ısrarla devam etmeliyim gerilim güzellemesine. Esasında bu önermeyi geçersizmiş gibi gösteren, savunmasını yük edindiğim gerilimin kısa devre yapmış hali olarak tarif edebileceğim ve bizi ziyadesiyle teslim almış stres belâsıdır. Ecnebi lisanında “pressure” , bizde ise basınç kelimesi ile karşılayabileceğimiz bu belâ,  muvâzeneyi bozan, ruhumuzu örseleyen, kalbimizi dümdüz eden bir etkiye sahiptir. Stres konu olduğunda gerilim bahsinde sözünü ettiğimiz akım/akış bir durağanlığa ve çürütücü, bozucu bir baskıya bırakır yerini. Psikoloji alanında nasıl yorumlandığı ayrı bir mesele ancak modern süreçlerle kendine çok rahat yayılma alanı bulan stres, seri üreyen yahut üretilen bir şeydir. Nedir o tam olarak? Tek taraflı bir baskıyı esas alır. Yorar, yıpratır, öfkelendirir, kül eder. Rüyâda sesiniz kısılmış gibi bir hisse mahkûm eder. Koşarsınız ama yetişemezsiniz. Görürsünüz ama tutamazsınız. Çölde bir suyun serâbı gibidir, eremezsiniz. Böyle bir hüsran ile karartır içinizi. Kulaklarınızı tıkamak istersiniz, gözleriniz bu kadar görmesin dilersiniz. Duygularınız karışır, gönlünüz bulanır; aklınız tarumar olur, zihniniz kamaşır. Ruhunuzun kapılarını zorlar, zonklamalarla uyanırsınız. 

Kimdir o tam olarak? Açmıyorum kardeşim dediğiniz halde aramaya devam eden arsızdır. Görmek istemiyorum dedikçe burnunuzun dibinde biten ayrık otudur. Nezaket yoksunu, letafetten nasipsiz bir zorbadır, kalın kafalıdır. Çek elini dokunma dedikçe kemiklerinizi acıtandır. Kaçayım derken peşinizi bırakmayan heyûladır. Uzakta değildir, nefesi ensenizdedir. Sarı ışık yanar yanmaz kornayı tepenizde patlatandır. Oturduğu sandalyeye yük olduğu halde ondan itibar devşirmeye çalışandır. Sonradan görmedir. Hak yiyendir. Gam verendir. Sözü bittiğinden sesi çok çıkandır. Tebessüm edemeyen, sırıtandır. Hâlbuki gerilim böyle değildir. Siz gerildiğinizde ışıklar yanar gözlerinizde, ayaklanmaya hazırsınızdır. Şarkı söyleyebilirsiniz. Tüyleriniz dahi ayaklanır. Canlılık emareleri her yerinizden okunur. Gerilimde dolaşım hızlanır, tazelik gelir nefesinize. Kör bir basınç değildir bu, tabii akışına kavuşur kanınız. Mesafeyi ayarlarsınız, kendinizle hesaplaşmayı göze alırsınız. Korku çekilir önünüzden. Ok yaya oturur. Siz yayı gerdikçe menzil size yaklaşır. İradeniz vardır parmaklarınızın ucunda. Nefesinizi alır, tutarsınız. Yay gerilir, siz gerilirsiniz. Ve nihayet bıraktığınız nefesle birlikte uzanır ve kavuşursunuz hürriyet denilen menzile.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan Gazi Gökçe - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?