Reklamı Kapat

Arpacıya Borç Eden Ahırını Tez Satar

Biliyorsunuz Varlık Fonu aslında gelir fazlası olan ülkelerde kullanılan bir yatırım yöntemidir. Bunun Norveç, Japonya, Singapur ve bazı Körfez ülkelerinde örnekleri de vardır. Biz ise yıllardan beri kronik hale gelen borç sarmalıyla ekonomimizi ayakta tutmaya çalışan bir ülkeyiz. Hem cari açık, hem de bütçe açığı ve her yıl faize ayrılan pay dikkate alındığında nasıl oluyor da Varlık Fonu bizde kurulabiliyor bunu anlamak güç. Bu zamana kadar kenarda duran ve nerede kullansak da değerlendirsek dediğimiz paramız hiç olmadı. Peki, neden bu fonu kurmaya ihtiyaç duyduk? Bu konudaki bazı kanaatlerimi kısaca ifade etmeye çalışacağım.

Kısmen unutmuştuk, Çaykur’un Katarlılara borç karşılığı ipotek verildiği iddiasıyla bir kere daha Varlık Fonu’nu hatırlamış olduk. Konuyla ilgili Varlık Fonu’ndan henüz resmi bir açıklama da yapılmadı. Eğer böyle bir şey yoksa Varlık Fonu iki satır yazı ile konuya neden açıklık getirmez bilmiyorum. Sürekli dikkatlerden kaçırılmaya çalışılan işler var sanki. Kamuoyu net bilgilere ulaşmakta sıkıntılar yaşıyor. Bu konu da bunlardan farklı değil. Çaykur fondaki sadece bir şirketimiz. Peki, Çaykur dışında hangi şirketler Varlık Fonu’na verilmişti?

THY’nin yüzde 49.12’si, Halkbank’ın yüzde 51.11’i, Ziraat Bankası, BOTAŞ, Türkiye Petrolleri, PTT, Borsa İstanbul ve Türksat’ın sermayelerinde bulunan Hazine’ye ait hisselerin tamamı, Türk Telekom’un yüzde 6.68 oranındaki Hazine’ye ait hissesi, Eti Maden, İzmir Limanı. Ayrıca Marmaris, Kuşadası, Bodrum gibi yerlerde devlete ait değerli araziler.

Bu şirketler yılların birikimi ve kâr eden kuruluşlar. Hepsini aynı sepete koyarak ne yapmaya çalışıyoruz? Yoksa son zamanlarda borç bulmada sıkıntılar mı yaşıyoruz? Ya da devletimizin imzası eski gücünde olmadığı için yeni borçlanmalar yapılırken ek teminatlara ihtiyaç duyulduğu için mi Varlık Fonu’nu kurduk?

Zaman zaman Hazine “Tahvil İhracı” yaptı haberlerini okuyoruz. Açıklamanın içinde ihracat ifadesi geçtiği için bunu önemli bir başarı olarak algılıyoruz. Oysa borç almanın adı tahvil ihracı olmuş durumda. Sonra da IMF’ye borcumuz yok açıklamalarıyla ekonomide her şeyin yolunda gittiğini zannediyoruz. Borç artık bütün sistemimizi sardı ve biz farkında değiliz.

Ülkemize kaynağı belli olmayan paralar giriyor. Sıcak paranın baskısı ve kuşatması altındayız. Bu spekülatif para girişlerini finansal piyasalara duyulan güven olarak takdim ediyoruz.

Özelleştirme yoluyla elden çıkardığımız değerlerimiz çok uluslu küresel gruplara satılıyor. Hepsini tek tek elimizden çıkartıyoruz. Şimdi geldiğimiz durumda ise acaba bu şirketlerimiz de Varlık Fonu adı altında ipotek yoluyla özelleştirilecekler mi diye düşünmeden edemiyoruz. 

1865 yılında Osmanlı, Fransız ‘CreditMobilier’ ve ‘Societe Generale’ bankalarından 150 milyon frank borç aldı. Faiz yüzde 6, vadesi ise 21 sene idi. Bu borçlanmaya Ergani Bakır madenlerinin hâsılatı ile Anadolu ağnam gelirleri teminat olarak gösterildi. Ağnam nedir? Koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlardan alınan vergi. Şimdi de Varlık Fonu’na devredilen şirketlerimizi yabancılara teminat gösterip; Kanal İstanbul, yol, köprü ve havalimanı projeleri için borçlanmaya devam edeceğimiz anlaşılıyor. Yani Osmanlı’nın son dönemlerindeki gibi günümüzün Dolmabahçe Saraylarını borçlanarak inşa ediyoruz. Bor dâhil tüm madenlerimiz teminat gösterilerek alınabilecek krediler nedeniyle ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kalabiliriz. Kredi geri ödenemediğinde, borçlu olduğumuz kişi ve kuruluşlar tarafından bu şirketlerimize el konulabilir. Bugün çevirdiğimizi düşündüğümüz bu borçlanma sarmalı yarın Allah korusun içte veya dışta olağanüstü gelişmelerle alt üst olabilir.

Yıl olmuş 2017 ve biz hâlâ tarihteki hatalarımızdan ders almıyoruz.  Dünyada yüksek faizle borçlanan 4. Ülkeyiz. Yani borçlanmadaki başarımız (!) gerçekten dikkat çekiyor. 

Sözün özü şu; gelecekte hayırla anılmak isteyen herkes sorumlu davranmalı ve Varlık Fonu yanlışından bir an önce dönmelidir. 

Ne demiş atalarımız; ‘arpacıya borç eden ahırını tez satar’.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?