Mescid-i Aksa kan ağlarken

Bir “Miraç” kandilini daha idrak ettik; tebrikleşerek, hüzünlerle... Acaba tebrikleşerek sorumluluğumuzu geçiştirebilir miyiz? İsra Suresi (1-8. ayetler) ile Araf, 167. ayetlerini çok okuyup, ibret ve muştu alalım... Ve bunu dert, dava edinelim. Unutmayalım, Mescid-i Aksa biz Müslümanlara emanettir, mirastır. Ayetler, Allah-u Teâlâ’nın varlık ve yüce sıfatlarının işaretleri, delilleri olarak da anlamlandırılıyor. Kelam sıfatıyla ilgili olanlara “kelami”, yaratılanla ilgili olanlara da “kevni” ayetler deniyor. Âlemler de Allah-u Teâlâ’nın yarattıkları, O’na işaret, delil olan şeyler... Ayetlerle, âlemler kavram olarak iç içe olabiliyor. Ancak her âlem, ayet (kevni) olsa da her ayet alem değildir. Kur’an-ı Kerim’de her ayetin bir karşılığı vardır. Kitabın tüm ayetleri aynı derecede kesin, doğru ve haktır. Şek ve şüpheden münezzehtir. Diyelim ki, ölümle ilgili ayeti ateistler bile kabul etmek zorundalar. İnkârı mümkün değil. Gece-gündüz, güneş, ay ayetleri gibi... Ama öldükten sonraki hayatla (ahiret) ilgili ayetler aynı şekilde kabul görmemektedir. İşte iman da gayb ile/görmediğimiz âlemlerle ilgili...

Beytullah, Mescid-i Aksa, Cudi... Ayetleri gözlerimizin önünde... Kitabın, beş duyumuzla algılayamadığımız gayb âlemi... Gibi alemleri de var. Mescid-i Aksa hem kelami ayet, hem de kevni ayet. İsra da gerçek, Miraç da... Arş, kürsi, levhi mahfuz, beyti memur, cennet, cehennem... Ayetler... Melekler, cinler... Hem ayet, hem de âlemlerden...

Mescid-i Aksa, İsra Suresi, İsrail, İsrailoğulları (Hz. Yakub), Siyonizm de gözlerimizin önündeler. Etrafı mübarek kılınan Mescid-i Aksa’yla ilgili ayetleri okur, geçeriz... İçindeki nice hikmetleri, ibretleri göz ardı ederiz... Kabe’den kırk yıl sonra inşa edilmiş, bilahare Hz. Süleyman (A.S) zamanında imar ve inşa edilmiş, binlerce yıldan beri birçok yıkım, tadilat, imar görmüş ilk kıblemiz Miraç’a mekan olmuş mübarek bir mescid... Müslümanların elinde özgürlüğüne kavuşabilmiş, Hristiyan ve Yahudi işgallerindeyse esarete düşmüş, feryad etmiştir. Hem ağlamış, hem de gülmüştür, yüzyıllarca...

Ecdattan bize yüz yıl önce “emanet” ve “miras” olarak kalan Mescidimiz yüz yıldan beri tutsak. Önce İngiltere’nin sonra da Siyonistlerin işgalinde, esaretinde kan ağlıyor... Ve yüz yıldan beri gözlerini dikmiş İstanbul’a bakıyor. Gelip kurtarılmasını, özgürleştirilmesini beklemede... Biliyor ki, özgürlüğüne ancak Kelime-i Tevhid sancağıyla kavuşabilecek. O zaman gülebilecek. Filistin Kudüs-ü Şerifiyle, “El-Halil”iyle, “Gazze”siyle... Bir cezaevi... Birçok peygamber de kabirlerinde tutuklu!? (Hz. İbrahim, Hz. Yakub, Hz. Yusuf, Hz. Davud, Hz. Süleyman) Gittikçe artan Siyonist abluka, işkence ve zulümle ahu figanda, ama yine de direniyor, nöbette, teslim olmuyor. Ve ümmetçe birbirimizi yiyorken zulümler daha da artıyor... “Arz-ı mev’ud” “Büyük İsrail” “BOP” ideali, tüm dünyayı, özellikle Ortadoğu’yu, Müslüman coğrafyamızı kan ve gözyaşına boğuyor. Yahudiler Allah-u Teâlâ’nın kendilerini üstün, efendi olarak yarattığı inancıyla, tüm öteki insanları köle olarak algılayıp, kendilerine vaadedilen Nil’den Fırat’a -ülkemizin bir bölümü de dâhil- Kudüs merkezli bir dünya devleti hayali ve idealiyle azgınlaştıkça azgınlaşıyor. Azgınlaşabiliyor. Ne hukuk, ne BM kararı ne de uluslararası andlaşmalar bu fesadı önlemiyor.

Yüzyıllık proje (1897-1997) Merhum Erbakan Hocamızın Milli Görüş faaliyetleriyle epeyce bir aksamaya maruz kalmıştı. Refah-Yol döneminde zamanın İsrail c.b. ülkemizden transit geçerken “Türkiye laik kalmalıdır. Erbakan hükümetinden kurtulmalıdır” diyecek kadar cüret ve cinnet içindeydi… Ve çok başarılı olan bu hükümet oyunlarla, baskılarla düşürülmüş ve bir Milli Görüş partisi daha -çok ileri gittiğinden- kapatılmış, “post-modern darbe” gerçekleştirilmişti. Sincan’da sahnelenen bir Kudüs piyesinin ertesi günü tanklar yürütülmüştü...

Daha önce de 1980 darbesi arefesinde İsrail’in Kudüs’ü tek taraflı olarak başkent ilan etmesine karşı yüzbinler Konya’da tepki vermiş ve bunun akabinde yine Milli Görüş’e karşı bir “askeri darbe”, “bizim çocuklar” tarafından gerçekleştirilmişti.

TheodorHerzl’in projesinin yapıldığı İsviçre’nin Basel kentinde (hicri) yüzüncü yılında merhum hocam “İslam toplulukları toplantısı”nı gerçekleştirmişti. O “bana ne Amerika’dan?” haykırışı nerede? 

Siyonizm’i en iyi tanıyanlar belki de Sultan 2. Abdülhamid Han Hazretleri ve merhum Erbakan hocamdı. Her ikisi de Siyonizm’in hışmına uğramışlardır. Sultan 2. Abdülhamid Han’ı onlar tahttan indirip, Osmanlıyı parçaladılar, onlar ve İngilizler eliyle hilafet de, İslam da sürgün edildi. Ve onlar tarafından “HaimNahum” telkin ve tavsiyeleriyle, devrimlerle Lozan’la gözaltına alındık. Ve Milli Görüş’ten kurtulan Siyonizm, şimdi ülkemizi parçalamak idealinde... Sultan Abdülhamid Han, Mescid-i Aksa içindeki “Kubbetü’s sahra” mescidinin dışında kubbesine Kur’an’ın kalbi mesabesindeki “yasin-i şerif”i yazdırmış. Bunun anlamı açık: Kudüs dünya siyasetinin merkezi... Buraya sahip olan dünyada söz sahibi olur.

Ne Sultan Abdülhamid, ne de Erbakan Siyonistlerle uzlaşamadı; tersine onları deşifre ederek, onların menfur ideolojilerinin fesadına karşı hem insanları uyardılar, hem de mücadele ettiler. Ne var ki on beş yıldan beri ülkemizi yönetenler döneminde Gazze ablukasını delmek için insani amaçla yola çıkan “Mavi Marmara” yolcuları Akdeniz’de Siyonist korsanlarca suikasta uğrayıp, şehadet ve gazi makamlarına ulaşan kardeşlerimiz sanki cezalandırılmak istenircesine, ülkemiz İsrail’le sorunu çözen (!?) bir antlaşma ve yasa çıkartmak zilletine düşürülmüştür. Bu, açıkça Siyonizm’e teslimiyetti. Ülkemiz için zilletti. Ve şehitlerimizin gazilerimizin cihad ve kanlarının israile bağışlanmasıydı. 15 Temmuz şehitlerini ödüllendirip, Mavi Marmara “delilerini” cezalandırmak anlaşılır bir şey mi? Karşılığında ne vardı, ne olabilirdi?! Ve İsrail, ABD’yle birlikte stratejik ortaklığımız, tüm aleyhimize gelişmelere rağmen sürdürülebiliyor?!

Ortadoğu’nun sınırları, yönetimleri, yöneticileri gözümüzün önünde Müslüman kamplaşma ve çatışmalarıyla değiştiriliyor... Irak, Libya, Suriye... Kaça bölündü? Kaça bölünecek? Ve sıra Türkiye’ye ve İran’a ne zaman gelecek? Onlarla çatıştırılıp, Siyonizm’e peyk “kürdistan”lar oluşturulacak... Her şey “Büyük İsrail”in ideolojisi için, İsrail’in güvenliği için... Ve Sevr yeniden masada. Ve biz “evet”de,”hayır”da, oyunda oynaştayız. Birbirimizi ihanetle suçlayarak, kimlere, neye hizmetteyiz!? Milli Görüşü kapattıran, postmodern darbe yaptıran Siyonizm’in, ödüllendirip (üstün cesaret madalyası, BOP eş başkanlığı) antlaşma (Mavi Marmara) yaptığı bu AKP iktidarı 15 yıldır iktidar.

“İşittik, isyan ettik” diyerek, geçmişte ve gelecekte yeryüzünde fesada yoğunlaşan dünyanın en büyük sorunu haline gelen Siyonizm. Siyonizm’e karşı olanları bile kendisine hizmet ettirebilme kabiliyetine sahip... Manzara, gidişat böyleyken ümitsiz değiliz, olamayız. Biz her zulmün zevaline inanıyoruz. Siyonizm’in tarihteki bu üçüncü büyük fesadının da ortadan kaldırılacağına kesin inanıyoruz.

Azgınlığından dolayı “maymuna” çevrilip, helak edilmiş bir kavim, “işittik, isyan ettik” diyen bir kavim, “fesad”a koşan, kandan, sömürüden beslenen bir ideoloji bir gün bitecektir, batacaktır. Bunlar kehanet değil... Kur’an-ı Kerim ayetleridir. İsra suresinin ilk ayetleri bunu açıkça vurguluyor. İki fesadlarından sonra iki büyük azap... Ve üçüncü fesadlarında yine azaba uğrayacaklar. (Umulur ki bizim elimizle) Ve bize Araf Suresi 167. ayet:... “Kıyamete kadar onların fesadını ortadan kaldırıp, onlara büyük (mağlubiyet, zillet) azabını tattıracak, cezalandıracak ilanı var Rabbülaleminin... Bu böyle gitmeyecek...

İlgili Hadis-i Şerifler:

* “Horasan’dan siyah sancaklar sökün edecek. Onların sancaklarını Kudüs’e dikmelerine hiçbir şey engel olamayacak.” Ramuz, 6295

* “Büyük savaşta Müslümanların sığınağı Dımaşk (Şam) bölgesidir. Deccalden sığınılacak yer Beytülmakdis, Yecucmecucden ise Tur dağıdır.” 4860

* “İsrailoğulları yetmiş bir fırkaya ayrıldı. Ümmetim onlardan bir fırka daha fazlaya ayrılacak. Onlardan hiçbiri, kendi fikirleriyle dini yorumlayıp, Allah’ın haramlarını helal, helallerini de haram sayan fırka kadar zararlı olmayacaktır.” 1045

* “Şiddetli bir bela gelecek. Bundan ancak dinini bilen ve kalbi ve diliyle O’nun yolunda cihad edenler kurtulacak.” 1813

* “Vallahi Meryemoğlu İsa ahir zamanda hâkim ve adil olarak mutlaka inecektir...” 5682

* “Yahudilerle savaşacak ve galip geleceksiniz...” 3215

* “Ehlibeytten ismi ismime, baba ismi de baba ismimde, ahlakı ahlakıma uygun bir adam çıkacak (Mehdi) Yeryüzünde adalet olacak...” 6298, 6301

* “Medineli Hacı Osman Akfırat merhumun bir keşfiyle noktalayalım: “Yahudiler Türkiye’yle savaşmaya başlayınca helak olacaklar.”

Bu böyle gitmeyecek, önümüz aydınlık inşaAllah...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?