Batı’nın Gerçek Yüzü

Güven duygusu elbette önemli. Kime güveneceğiniz kime güvenmeyeceğiniz deneyimler veya öngörülerle anlaşılır. Güven karşılıklıdır. İçtenlik ve dürüstlüktür. Zihin dünyasının arka planında başka hesapları olanlarla birlikte olunmaz, yol da yürünmez.

Batı, Hıristiyan milletinden oluşur. Bir ruh ve ümmet birliktekileri var. Katolik ve Ortodokslar gibi iki ayrı kesime mensup olsalar da ruhta ve özde gene aynıdırlar.

Coğrafyamızda on yıllardır yaşananlar Müslümanlara gerçekleri göstermesi bakımından önemli deneyimler yaşandı, yaşanıyor, yaşanacak da.

Batı’nın çıkarlarına zarar vermeden ve katkı sağlanarak birlikte olunursa sizden iyisi yoktur. El üstünde taşırlar. Ne zamana kadar sürer bu? Çıkarları zedelenince, zarar görünce, kuklası olan kişiler ayakları üzerinde durup artık kendi başına olmayı hedefleyince, kuklalar bulundukları toplumun gözünde yıpranınca ya da gözden düşünce durum değişir.

Batı, bütün yönleriyle güçlü. Medya ile kamuoyu ciddî anlamda bir baskı oluşturulur. Bu baskı sonucu en olumlu kimseler bile bir anda olumsuzlanabilir.

Batı, kuklalarını her zaman için fedaya hazırdır. Çünkü yerine nasılsa birini bulur. Küçük hesaplar söz konusu olunca kukla olmayı göze alanlar çok olur.

Ortadoğu’da I. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşturulan küçük parçacık devletlerin her birinin başına birer kukla yerleştirildi. Bunlar belli dönemler için bağımlı yöneticiler olarak belli süreler içinde görev aldılar ve tabiî kullanıldılar. Enver Sedat, İran Şahı, Hüsnü Mübarek, Saddam Hüseyin, baba Esad ve oğlu, Bin Ali gibi onlarca isim sıralayabiliriz. Saddam Hüseyin İran’a karşı savaş açtığında Batı bütün desteğini verdi. Bunda çok yönlü çıkar sağladı. İki devletin güç yitirmesi, ekonomik gelirlerini savaş sektörüne yatırarak Emperyalizmi beslemesi, Müslümanların birbirine düşman edilmesi, geri dönülmez uçurumlar oluşturuldu. I. Irak işgali ile durum değişti. Emperyalizm bir kuklasını gözden çıkardı. Bir “diktatörün” sonunu getirdi. Saddam Diktatörü!.. Acımasız bir şekilde devre dışı bırakıldı. Saddam’ın adı diktatöre çıkınca Müslümanlar dâhil herkes bu acımasız diktatöre kin duydu. Alaşağı edilmesi için “diktatör” denilmesi yetiyor. Mısır, Libya, Tunus, Afganistan örnekleri ortada. En son Suriye üzerinden bir operasyon sürüyor. Şimdi sıra Türkiye’de.

Türkiye, Batı ölçülerine göre demokratik bir ülke. Kusuruz denilebilecek bir süreci var. Var da kendi ruhlarına uygun, işbirliği yapabilecekleri kimseleri el üstünde tutarlar, tuttular da. Kendileri ile uyum sağlayacakları öne çıkarırlar. Bunların da bir ömrü var. Kendilerine göre yeri zamanı gelince anında alaşağı edilebiliyor. Geçmiş zamanda olanlar belleklerimizde duruyor. Sol eğilimli bir süreç var ise ona uygun biri, ortam hazırlanır ve getirilir. İttihatçı ve Batı ruhuna uygun sağ iktidarın öncüsü Süleyman Demirel yıllar yılı getirildi götürüldü.

Türkiye’nin sosyolojik değişimlerine uygun muhafazakâr bir iktidar gerekli ise onu da gerçekleştiriyorlar. Kapılar sonuna kadar açılıyor, birlikte bir süre uyum içinde olunuyor.

Türkiye, AB’nin kapısında on yıllardır bekletiliyor. Yanılmıyorsam 1949 yılı ilk müracaat tarihi. Bekletiliyor. Dönüşmesi için bekliyor. Müslümanlar öyle hemen dönüşmediklerinden bir türlü kabul görmüyor. Komünist bloğun çökmesinden sonra, Ortodoks mu, Katolik mi demeden hepsini AB’ye dâhil ettiler ama Türkiye bir türlü kabul görmüyor. Görmeyecek de.

Türkiye, dayatılanları yerine getirse de bir türlü istenilen sonuçlar alınamıyor. Bu gidişle alınmayacak da.

Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı “diktatör” ilan edildi. Geçmişte diğerlerine olduğu gibi. Demek ki artık, kendileri açısından bir süreç tamamlanmış bulunuyor ya da gözden çıkarılmış. 

Şunu bilelim ki asla Batı’ya ve Batılılara güven olmaz. Biz kendi işimize ve yolumuza bakalım. Müslümanlara biz öncü olalım yeni bir çığır başlatalım. İslâm milleti, ümmeti bilincinde AB gibi bir Müslüman birliği oluşturalım. Olanları güçlendirelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?