Elveda 1 Mayıs!

Aslında ‘1 Mayıs bizim neyimiz olur?’ diye bir başlık atacaktım, ama sonradan vazgeçtim. Kınayanların kınamasından falan korktuğum sanılmasın. 

Sadece yanlış anlamaya uyarlı kafalara keyif bahşetmemek için böyle bir başlığı geri çektim. 

Geçen hafta yazdığım yazıya “Ağalar ben sağcı falan değilim” diye bir başlık atıp alabildiğine yürüyecektim, lakin başlığı bir kenara içeriği de bir kenara koydum. 

Tırsmak mı? Ne münasebet. Doğru anlama engelli insanların “doğruyu anlama” imkânlarına ket vurmak istemedim. 

Görüyorsunuz işte, ne kadar yufka yürekliyim. 

Dünün köle standartlarına bugünün dünyası işçi diyor. Karın tokluğuna yaşayan adamdır o. 

Alnının derisi soyulmuş, parmakları nasır bağlamış, kıyafeti bedeninden ayırt edilmez olmuş, en kötü şartlarda çalışarak hayatta kalma mücadelesi verendir. 

İşçi mahcubiyetini mecburiyete dönüştürmek zorunda kalan adamdır. 

Az da çalışsa çok da çalışsa neresinden sayarsan say vasati kırk çöptür. Gelişemez ve değişemez, dönüşebilir ancak. Neye mi? Ürettiği şeye elbette, ya da Kafka’nın “Dönüşüm” öyküsündeki Gregor Samsa gibi böceğe dönüşebilir. 

Haydi, 1 Mayıs’ı geçtik “ezilen ve sömürülen işçiler bizim neyimiz olur”? Diye bir başlık atıp sonra karşısına geçerek yazdığın yazının dumanını tüttürmek de yok mu?

Yok elbette. Bugün ülkemizde kim haktan, emekten bahsediyorsa sosyalist, komünist ve de sol dairenin içerisine kendisi istemese de zorla itekleniverir.

Kusura bakmayın, ama biz her ne kadar kapitalizme ve materyalizme karşı olduğumuzu söylesek de kapitali ve materyali çok seviyoruz. 

Amerika Müslüman coğrafyaların mazlum ve ezik Müslümanları için gücün ve kuvvetin sembolüdür. Bunu kimse dillendirmese de bilinçaltından tezahür eden bir kompleksin tipik göstergesidir. “Müslüman zengin olmalı”, “Müslüman en güzeli yemeli, içmeli ve giymeli”, “huzur İslam’da” gibi mottolar insanın İslami yalnızlığına uzanan tali yollardır. 

Müslüman bir şahsın zengin olması kendisinde mesuliyet duygusunu daha bir artırmıyorsa, onun zengin ya da tahsilli ve kariyerli olması ne anlam ifade edebilir ki? 

Bilmeyen yoktur, Peygamberimiz “İşçinin hakkını alnının teri kurumadan önce veriniz.” Buyurmasına rağmen buna riayet eden patron ya da işveren sayısı bir elin parmakları kadar az. 

Çocuklarımız konuştuğu ve desteklediği halde hayata geçirmeyen Müslüman tipleri anlamakta zorluk çekiyor. 

Vaizler sözün taşıyıcıları mıdır yoksa uygulayıcıları mı? 

Eğer söz eylemin karşısına dikilip yolunun üzerine oturup hayatın akışına mani oluyorsa herkesi ait ve de layık olduğu yere göndermek iyi olur. 

Kapitalizm ve sağcılık ideolojisi bize kendini öyle kabullendirdi ki “sosyal adalet”ten bahsetmek bile cesaret ister hale geldi. Gönlündekini vermeyen dilindeki ile yetinir, dilindekini esirgeyen elindekini vermeye hiç kıyamaz. 

Mala mülke takva düzeyinde derin bağlılık bizi o kadar sarhoş etmiş ki, satıcı bağırışlarını cezbe zannediyoruz. 

Memurların ağzını bıçak açmazcasına sükûtları hafta ortası ayinleridir. 

Anadolu’dan büyük şehirlere bin bir meşakkatle göçen babaların evlatlarıyız.

O günün babaları aynı zamanda o zamanın işçileridir.

Evi çekip çeviren ev hanımından, ocakta çalışan madenciye kadar hepimiz işçi tarafıyla bağlanmışız hayata.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?