Toplumun Çocukluğuna İnmek

Psikologların terapiye gelenlerin sorunlarını çözmek için başvurdukları yöntemin başında o kişinin çocukluğuna inmek gelir. Bilirler ki, o kişinin bugün yaşadığı sorunun temeli çocukluğunda yaşadığı bir travmanın izidir. Bu yüzden önce anılardaki sorunu tespit ederek bugünkü tramvayı nasıl atlatabileceğini çözmeye çalışırlar. Tedavi sürecinde travmaya sebep olabilecek anılarla kişiyi yüzleştirerek sorunu ortadan kaldırmayı amaçlarlar. Bunu yaparken de o anıları kişiye sürekli hatırlatmayı değil, anıyla yüzleştikten sonra anılardan kurtulup kendi zamanına

geri dönmesini sağlamaya çalışırlar.
Nasıl ki, psikologlar bireylerin yaşadığı sorunlarda çocukluğa inmeyi, orada yaşananlarla yüzleşmeyi bir çözüm arayışı olarak görüyorsa; tarihçiler, sosyologlar ve siyaset bilimciler de toplumun yaşadığı sorunlar için toplumun çocukluğuna inmeyi çözüm arayışı olarak görmelidir. Toplumun çocukluluğu dediğimiz, toplumun şekillenmesini sağlayan vasatın oluşma dönemidir. Ülkemizdeki ulus temelli toplumsal yapının oluşumu erken Cumhuriyet dediğimiz döneme tekabül ederken Batı tarzı yaşam biçiminin oluşumu Osmanlı’nın son dönemi olan Batılılaşma serüvenine tekabül eder. Toplumumuzun tüm bu çocukluk anıları, bilinçaltı hatırlatmaları aslında günümüzün siyasal atmosferini de belirlemektedir.

Helalleşmenin, karşılıklı anlayışın dillendirildiği bu dönemde toplumun çocukluğunda yaşadıklarıyla yüzleşmesi önemlidir. Olayları anlamak için onların kendi zamanın şartlarında değerlendirilmesi gerekir. Bunu yaparken şartları masumlaştırmanın, ilgili dönemleri aklamanın sorunlarla yüzleşmek için bir anlam ifade etmeyeceğini de bilmemiz gerekiyor. Çünkü o şartlarda yaşananların izini sürdüğümüzde bizi hangi noktalara getirdiğini görebiliyoruz. En isabetli yol, olumlu-olumsuz tüm yaşanmışlıklardan bugüne dersler çıkarmaktır.
Örneğin erken Cumhuriyet dönemi mesafeler üreterek ulus devlet inşa etme gayretine girdiğinden zamanla bu mesafelerin toplumsal travmalara neden olduğunu gördük. Yakın geçmişe mesafe koyarken uzak geçmişten tarih üretme gayretine gitmişlerdir. Toplumla din arasında mesafe koyarken taklitçi yaşam biçimini tek seçenek olarak göstermişlerdir. Kimliklerin kendi özüyle var olabilmesine mesafe koyarken tek kimliğin merkezileştiği bir ulus inşa etmeyi amaçlamışlardır.

Siyasi iradelerin de bugüne kadar bu tercihleri topluma kabul ettirilebilmek için zora, baskıya ve yasağa başvurduğunu yakın tarihimizden biliyoruz. Bu uygulamaların ortaya çıkardığı travmayı atlatmanın en isabetli yolu bu sorunlarla yüzleşilmesidir. Helalleşme çağrısını da yüzleşmek için atılmış bir adım olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Bu yüzleşmenin belirli bir siyasi kişiliğin tekelinden çıkıp toplumsal tabana yayılarak onların da buna katkı sunması zaruridir.

Travmayı derinleştiren yaklaşımın başında, geçmişin acılarını sürekli gündemde tutarak günümüz için bundan siyasi çıkar elde etmeye çalışmak geliyor. Bu şekilde sürekli hatırlatılan travmalar yüzleşme fırsatı bulmadan duygusal bir yoğunluğu besliyor. Bu da insanları düşünmekten uzaklaştırıp duygularıyla hareket etmesine neden oluyor. Aynı şekilde başka bir kesimde geçmişte yaşananları topluma bir katkı olarak gördüğünden bu alanı tartışmaya açmaktan kaçınıyor. Yapılanların doğruluğuna olan inanç bir sonraki adımda tekrarlanacağı endişesini de beraberinde getiriyor. Böylece yaşananlar ya sürekli deşelenen bir acı olarak kalıyor ya da acı olarak bile görülmüyor. Son olarak şunu unutmamak gerekir ki, çocukluğuyla yüzleşemeyen toplumun sorunlarıyla baş etmesi de mümkün değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?