Şapkamızı önümüze koyup düşünme vakti

Musibetlerin art arda geldiği, doların yükselişine yetişemediğimiz gibi toplumsal yozlaşmanın arttığı bir dönemde mutsuz, çaresiz, varlık amacını bilmeyen, rüzgârda oradan oraya savrulan yaprak gibi savrulan insanların arasında yaşayıp gidiyoruz. Savrulanlardan olmamak adına bir telaştayız. Rüzgârın şiddeti bizi de sarsıyor.

Bir umut bulmak adına sağımıza solumuza bakıyoruz. Kimisinin dünya hayatına daldığını, yaşananlara hiç aldırış etmediğini görüyoruz. Kimisinin de durumun farkında olduğunu ama yaşananları düzeltme noktasında bir adım atmaya istek ve gayret duymadığını görüyoruz.

Hepsinde ortak bir durum var ki en acısı bu! Kimse yaşanan bu kötü tabloda payı olduğunu kabul etmiyor, herkes birbirini suçlamakla ve itham etmekle meşgul. “Ben ne yapabilirim? Bu duruma gelmekte benim payım var mıdır? Varsa nasıl bir paydaya sahibim? Bunu telafi etmek için ne yapmalıyım?” soruları sorulmuyor…

Hafızamızı yoklamaya çalışıyoruz. Büyükler ne yaparlardı? Dedelerimiz, ninelerimiz bir sorun ve musibetle karşı karşıya kaldıklarında tavırları ne olurdu? Bu taşı buraya kim koydu diye sitem mi ederlerdi? Yoksa bu taş da nereden çıktı deyip taşa bir tekme atıp yola devam mı ederlerdi? Bu iki tavrı da anımsayamıyorum…

Biraz daha zorluyoruz zihnimizi… Evet, evet artık hatırlıyorum. Şöyle düşünürlerdi; bu taşın ayağıma değmesindeki hikmet nedir? Bir hata yaptım da Allah beni uyarmak için mi çıkardı bu taşı karşıma? Yoksa büyük bir musibetten korunmak için bu küçük taşı mı değdirdi ayağıma?

Başımıza gelenler kendi ellerimizle yaptıklarımızdan ötürü ise başımıza gelenleri kendi ellerimizle düzeltmek için böyle bir iç muhasebeye ihtiyaç duymalıyız. Şimdi soruyorum size insan böylesi bir iç muhasebede hataya nasıl meyledebilir? Meyletse bile hatasını düzeltmek ve daha büyük sorunlara sebebiyet vermemek için hemen toparlanma imkânı bulmaz mı?

Suçlu bulmak, suçluyu itham etmek kolay olanı. Zor olan ise yaşanan sorunlardan kendinde bir payın olup olmadığı muhasebesini yapmak. Toplumsal bir sorun yaşıyorsak, ekonomimiz çöküyorsa iş bu noktaya hepimizin ufak ya da büyük hataları ile geldi. Bugün zamanında yaşanan küçük ya da büyük hatalara göz yumarak, bir kereden bir şey olmaz diyerek büyüttüğümüz kartopunun altında eziliyoruz. Bireysel anlamdaki hatalarımızı düzeltmeden, bu hatalardan ders almadan ne toplum düzelir ne ekonomi…

Şimdi birilerini suçlama zamanı değil şapkamızı önümüze koyup düşünme zamanı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder

# Allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?