Kaza namazı meselesi

Bir namazın vaktinde kılınmasına EDA, vakti çıktıktan sonra kılınmasına ise KAZA denir. Yüce Allah beş vakit namazı mükellef olan kullarına vakitli olarak farz kılmıştır. Dolayısıyla namazlarda asıl olan vakitlerinde kılınmalarıdır. Bu konuda müminlerin bir gevşeklik göstermemesi ve mutlaka namazları vakitlerinde kılmaları şarttır. Zira namaz kılmak farz olduğu gibi onu vakti içerisinde kılmak da farzdır. Unutmak ve uykuda kalmak gibi meşru mazeret olmaksızın namazı kazaya bırakmak büyük günahtır. Meşru mazerete dayalı olarak namazını vaktinde kılamayan kimse günah kazanmış olmaz ama vaktinde kılmadığı namazı kaza etmedikçe o namazın sorumluluğundan kurtulamaz. Bu konuda Resulullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Her kim bir namazı unutur veya ondan gaflet edip uyuyakalırsa, onu hatırladığında hemen kılsın. Onun bundan başka kefareti yoktur…”(1)

Resulullah (S.A.V.) Efendimizin de vaktinde kılamadığı namazları olmuş ve kılamadığı namazlarını kendisi kaza ettiği gibi ashabına da kaza etmelerini tavsiye etmiştir. Örneğin Resulullah  (S.A.V.) Hendek Savaşı esnasında bir gün düşman kuvvetlerinin hendek üzerine ardı ardına çok şiddetli hücumlar yapmaları nedeniyle kendisi de diğer sabilerle birlikte ikindi namazını kılamaya fırsat bulamamışlar ve namaz vaktinin çıkması üzerine düşman askerlerine, “Bizi ikindi namazından alıkoydular. Allah da onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun” şeklinde beddua etmiş ve ikindi namazını akşam ile yatsı arasında kaza etmiştir.(2) İmrân b. Husayn (R.A.) da şu olayı anlatmıştır: “Resulullah (S.A.V.), bir vadide ordusu ile birlikte güneş doğuncaya kadar uyuya kaldılar ve sabah namazını kaçırdılar. Daha sonra vadiden çıkıncaya kadar onu eda etmediler.”(3)

Uykuda kalma gibi bir mazeret olmaksızın, tembellikten dolayı terk edilen namazların da kaza edilmesi gerekir. Zira Resulullah (S.A.V.) Ramazan orucu tuttuğu halde kasıtlı olarak cinsel ilişkiye girip Ramazan orucunu bozan bir kişiye hem kefareti ve hem de o günkü orucun kazasını yapmasını emretmiştir. Bu hadis-i şerif, bir farz ibadetin kasıtlı olarak terk edilmesi durumunda da kazasının gerektiğinin delilidir. Resulullahın (S.A.V.) hayatında mazeretsiz olarak hiç bir namazı terk etmediğini delil göstererek mazeretsiz olarak kazaya kalmış namazların kazasının yapılamayacağını söyleyenler yanılmaktadırlar. Zira mazeretli olarak kazaya kalmış namazların kazasını yapmak gerektiğine göre, mazeretsiz olarak kazaya kamış namazların kazasının yapılması evveliyetle gerekir.(5)

"Bir namazı özürsüz yere kazaya bırakmak büyük günahtır (kebiredir). Bu namaz kaza edilmekle yerine getirilmiş olur. Fakat bunun geciktirilmesinden dolayı meydana gelen günahın bağışlanması için tevbe etmek ve Allah'tan afv dilemek lazımdır. Herhangi bir bahane ile namazı geciktirip kazaya bırakmaktan son derece sakınmalıdır. Çünkü bunun günahı çok büyüktür. İnsan, gerek yaratıcısına karşı ve gerekse insanlara karşı olan borçlarını bir an önce ödemeye çalışmalıdır. Hayatın süresi belli, çok azdır! Borçlarını ödemeden ahirete gidenlerin hallerine ne kadar acınsa azdır."(6)

Vaktinde kılınmamış olan beş vakit farz namazların kazası farzdır. Vitir namazının kazası ise vaciptir. Sünnetlere gelince: Bir sabah namazı sünneti ile beraber kaçırılınca, o günün güneş doğuşundan (kerahet vaktinin çıkışından) sonra istiva zamanına kadar bu sünnet farz ile beraber kaza edilir. Güneşin yükselişinden (kerahet vaktinden) önce ve istivadan sonra sünnet kaza edilmez. Bir de, öğle namazının ilk sünneti, farza yetişmek için terk edilecek olsa, farzdan sonra evvelki sünnet ve sonra iki rekât sünnet kaza edilir. Fetva bu şekildedir. Böylece vakit içinde sünnet iki defa gecikmemiş olur. Bununla beraber son iki rekât sünnetten sonra da dört rekât sünnet kaza edilebilir. Namazın sırası iki defa değişmemesi için bunu daha iyi görenler de vardır. Cuma namazının ilk dört rekât sünneti hakkında bu öne alma ve sonraya bırakma hükmü vardır. Terk edilen diğer sünnetlerin kaza edilmesi gerekmez. Fakat başlanıldıktan sonra, her nasılsa terk edilmiş olan bir sünnetin (nafile namazın) kazası gerekir.(7)

Hanefî mezhebine göre kazaya kalmış namazları bulunan kimseler farz namazların öncesi ve sonrasında kılınan (revâtib) sünnetleri de kılarlar. Vaktinde kılamadıkları namazları da ilk fırsatta kılmaya çalışırlar. Şafiî mezhebinin bir görüşüne göre, uyumak veya unutmak gibi meşru bir mazeret olmaksızın farz namazlarını kazaya bırakan kimsenin fevrî olarak yani hemen kazaları kılması farzdır.(8) Buna göre üzerinde kaza namazı olan kimse, geçmiş namazlarının hepsini kaza etmeden hiçbir nafile namaz kılamaz. Üzerinde kaza namazı bulunan kimsenin, bütün zamanını bu namazları kaza etmeye ayırması gerekir. Hatta uyku, evin geçimi gibi terk edilmesi güç olan önemli bir iş hariç bütün vakitlerini kazaya kalan namazlarını kılmakla geçirmesi gerektiğinden nafile ile meşgul olması caiz değildir.

1-Buhârî, Mevâkîtü’s-Salât, 37; Müslim, Mesâcid, 315  

2-Müslim, Mesâcid, 205

3-Buhârî, Mevâkit, 35; Müslim, Mesâcid, 309

5-Şîrâzî, el-Muhezzeb, I, 188.

6-Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali

7-Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali

8-Nevevî, el-Mecmû‘ Şerhu’l-Muhezzeb.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

04

Uğur Yavuz - Muhterem hocam, felsefeciden bozma çakma fakihler, asr-I saadetten günümüze Salih âlimler ve Muhteber kitaplar aracılığıyla ulaştırılmış güzel dinimizin sağlam esaslarına dinamit koymaya çalışırken, sizin gibi değerli hocalarımızın bu ve benzeri mühim meseleleri gündeme getirmesi çok değerli. Allah razı olsun kaleminize sağlık

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Kasım 16:32
03

Ömer - Kur ana direk karşı gelemeyeler sünneti inkar yoluna gitmektedir . Dikkatli olmalı böylelerine itibar edilmemelidir . Allahu Teala ehli sünnet vel cemaat yolundan ayırmasın amin .

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 11 Kasım 12:33
02

Misafir - bilmeyenler için parantez içinde İSTİVA kelimesinin açıklaması olabilirdi.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Kasım 10:43
01

Ekrem Şama - Allah razı olsun hocam. Her şeyimizi altüst etmek isteyenler şimdi de kaza namazı yoktur gibi hezeyanlarla beyinleri bulandırmaktadırlar. Bu yazınız onlara tokat gibi cevap olmuştur. Sünneti, Hadisi Şerifi ve ülema fetvasını yok sayanlar, ILIMLI İSLAM gibi bir yıkımın yayılmasına hizmet etmekteler. Sizin gibi hocalarımız bu yıkımcıların diğer saçmalıklarına da böyle cevap vermeleri çok yerinde olur. Allah razı olsun.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Kasım 09:33


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?