Palto altında saklanan portre

Gogol, Portre adlı öyküsünde hem bir portrenin ressamının, hem genel anlamda Rus insanının, hem de boya, fırça, tuvale gerek duymaksızın betimlediği tefecinin iç daraltıcı portresini çıkarır. Bunu öyle ustalıkla yapar ki Portre, okuyana tefecilerden ezan duymuş şeytan gibi kaçmak gerektiğini belletir. Peki, o denli ürkünç görünen nedir? Muhtemelen yazarın sözünü ettiği resim değildir, resmini yaptıran faizci değildir, çizerin mahareti hiç değildir. Tefeciliğin kendisine başvuranları her yönüyle mahveden, perişan eden, insanlıktan çıkaran yanıdır. Bir daha iflah olmayacaklarını, yolunda gitmeyen işlerin faizle borç almak suretiyle düzelmeyeceğini, çok daha beter olacağını ve içinden çıkılmaz bir hâl alacağını fark etmemektir.

Tefeci çaresizlikten beslenir. Zıt bir terkiple denebilir ki çaresizlikten beslenen herkes kendi çapında tefecilik mesleğiyle iştigal eder. İnsanları dinsel inanışlarından istifadeyle kendi hesabına yönlendirebilen hocalar, bir umut okuyup üflemesinden medet umulan nefesi kuvvetli üfürükçüler, siyasi istikbali için seçmeninin anlık sorununu gideren ve bununla bir ömür kendisi ekmek yiyen siyasetçiler hep aynı meslek erbabıdır. Keza vatandaş çocuğunu standart tefeci ufkuyla yetiştirir; okuyup büyük adam olduğunda, bir meslek edindiğinde, artık nereye nasıl gelecekse bir yerlere geldiğinde, kazancın yüksek olduğu bir işe girdiğinde çocuğuna yaptığı yatırımın karşılığı alınmış olur. Sanatçının alkış beklentisi, yazarın takdir görme arzusu, popülizmin dibini sıyıran her söylem vs. hep aynı zümredendir. Karşılıksız sevmeyi beceremeyip sevdiği tarafından sevilmeyi bekleyenler de meslekten müstağni değildir. Tefe, toptan eşya fiyat endeksinden ibaret sayılamayacağına göre ‘tamamen duygusal’ karşılığı bulunan her şey maldan sayılır. En anlaşılır şekliyle iyilik yaptığından misliyle mukabele etmesini beklemek tefecilikten başka ne olabilir?

Tüm bunların içinde en yoğun çalışan tefeci türü, insanların desteğiyle görevlendirilmiş, ekmeğini tamamıyla insanlar sayesinde kazanan politikacıdır. Yerini tamamen sağlamlaştırıp güç ve iktidar elde ettikten sonra, haftalarca, aylarca uğraşıp iş gücünden yararlanılan insanlar için asgari ücret tespit eder. Emek karşılığı elde edilen o ücret hep asgari kalmaya mahkûmdur, üstünü düşünmek gerekmez. Zira o oran tespit edilirken tam olarak kişinin ölmeden önce en asgari şartlarla nasıl yaşayacağı düşünülmüştür. Açlık, soğuk, hastalık, kaza ve sair tüm ihtimaller göz önünde bulundurulur ve fazla gelir elde edip şımarmaması sağlanır. Tüm şartlar asgaride tutulmalı, bu güruha yönelik yapılan faaliyetler asla, kat’a sadra şifa olmamalıdır. Örneğin yaya ya da at üzerinden geçilmeyen yollar, köprüler yapılmalı, bunlar her konuşmada başa kakılıp göze sokulmalıdır. Sonra mütemadiyen lüks araç reklâmları yapılmalı, garibin ağzı sulandırılıp dikkati çekilmeli, varını yoğunu bir araca gömmesi sağlanmalı, yakıt fiyatları bile onun yanına yaklaşamayacağı seviyede tutulmalıdır. Hepsinden öte bu üstünden geçinilen, üstünden geçilen kişiler ayın sonunu nasıl getirebilirim diye kara kara düşünmekten bir başka şeyi akla getiremez hale sokulmalıdır. Politikacı kişisi bunu hususi olarak yapar. Ve aynı Gogol’ün Portre’sinde olduğu gibi sağa sola kendi portrelerini astırır. Hâlbuki o fotoğraflar anlayana ne de korkunç görünür.

Tefeciyi çağrıştıran tüm örneklerin yanında bu zamanda öyle bet suratlı, görenin korktuğu türden tefeci görüntüsüne pek rastlanmaz. Yitik hikmet niyetine aramakla da bulunmaz. Onların tanımlanmış adresleri bile olmaz, hemen her yerde bulunurlar. Şimdikiler genellikle pahalı elbiseli, eli yüzü düzgün, aşırı şık giyinmiş kişilerle sunulan sahte görüntüdür. Pekâlâ, eskinin tefecisi korkunç şekilde resmedilirken, şimdi kapıdan girildiğinde hanımefendi yahut beyefendi görünümlü ve hatta gözlerinin içi gülen biriyle karşılaşmak işten değildir. Ama işte her gayrimeşru işin reklâm tarafına aldanmak gibi düşüldüğünde ütülmek kaçınılmazdır. Arka yüzünde asıl tefecinin kimler olduğu, kimin kazandığı ve tüm bu elemanları kimin çalıştırdığı pek bilinmez. Ki çalışan elemanlara her ne kadar güler yüzlü olmaları, ince ve nazik davranmaları öğretilmiş olsa bile onlar bir şekilde müşterilerinden gerçek yüzlerini saklayamaz. Zaten performansları değerlendirilmek suretiyle aynı yerde çalışıyor olduklarından işlerini kaybetme korkusuyla ruhsal bunalımları zirvelerdedir. Muhtemelen hesabına çalıştıkları işverenlerinin, yani ki para, banka, yatırım üzerinden kazanmayı şiar edinmiş modern zaman tefecilerinin ruh halinden, kapılarını aşındıran herkes nasiplenir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?