Bakanlıkta Mescid Nasıl Açıldı?

Merhum Oğuzhan Asiltürk… 37. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nde içişleri bakanı olarak görev almıştı.
Bakanlığının ilk günleriydi…
Vakit öğlen namazına doğru yaklaşıyordu…

O sırada makama giren bir görevliye sordu:

- “Burada namaz kılan kaç kişi var?”
Görevli, önce soruyu soran karşısındaki kişinin gerçekten de bakan olup olmadığından emin olmak için iyice yaklaştı. Evet, İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk’ten başkası değildi.
Önce sağına soluna baktı, kimse yoktu. Arkasına da şöyle bir baktı. Arkasında da birileri yoktu. Makam odasında kimsenin olmadığından emin olduktan sonra cevap verdi:
- “Evet Sayın Bakanım, bir ben bir de bir arkadaşım daha var namaz kılan!”
- “Peki, namazlarınızı nerede kılıyorsunuz?”
Görevli, yine aynı hareketleri tekrarladı! Sağına, soluna, arkasına baktı. Yine kimsenin olmadığından emin olduktan sonra cevap verdi:
- “Sayın Bakanım, aşağı bodrumda bir merdiven altında boşluk var. Kartonları, seccadeleri sererek namazlarımızı öylece kılıyoruz!”
- “Peki, teşekkür ederim. Çıkabilirsiniz…”
***
Bakan Asiltürk, görevlinin getirdiği çaydan bir yudum aldıktan sonra bu kez bakanlık müsteşarını aradı, makama çağırdı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde müsteşarlık makamı kaldırıldı, biliyorsunuz. Bilenler bilir; parlamenter sistemde müsteşar demek bakanlıkta her şey demektir. Bir bakanlıkta bakandan sonra en yüksek rütbeli kamu yöneticisidir. Arapçada kelime anlamı ‘kendisinden bilgi alınan, kendisine danışılan kimse’ demektir ve görevin adı da buradan gelmektedir. Ancak sadece danışılan değil, müsteşar, bakandan sonra gelen en yetkili kişidir.
İçişleri Bakanlığı müsteşarı makama gelir.
- “Müsteşar bey, İçişleri Bakanlığı bünyesinde acil bir mescid açılması için gerekli çalışmaları hemen yapınız!”
Müsteşar önce talimatı tam olarak anlayamaz ya da anlamazlıktan gelir. Öyle ya bunca yıldır bakanlıkta müsteşardır ama ilk kez bakanlık bünyesinde mescid açılmasını talep eden bir bakan vardır.
- “Eeee, olur efendim. Nasıl tensip buyurursanız! Ben hemen bakanlığımızın bir ek binasında mescid açılması için talimatınızı aktarıp gerekli işlemleri başlatacağım!”
- “Hayır, galiba anlatamadım! Ek binada değil, bulunduğumuz binada açılacak mescid.”
- “Ana binada mı?”
- “Evet, bu binada!”
- “Ama efendim bu binada mescid açamayız! Burada müsait bir yer yok!”
- “Hadi o zaman beraber bakanlık binasını dolaşalım biraz…”
İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk önde bakanlık müsteşarı arkada bakanlık koridorlarına bakarlar.
Aydınlık, geniş, ferah bir odanın önüne geldiklerinde merhum Bakan,
- “İşte bu geniş ve aydınlık, ferah odayı mescid yapalım!”
- “Aman efendim, burası çok önemli bir bürokratımızın odası. Burayı nasıl mescid yapayım? Ne derler sonra bana!”
- “Kimse bir şey diyemez. Bakan talimatı dersin!”
Gerçekten de İçişleri Bakanlığı ana binadaki o ferah, aydınlık ve geniş oda mescid yapılır.
İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, vakit namazlarını burada kılmaya başlar. Bakanı gören İçişleri Bakanlığı bürokratları da yavaş da olsa mescide namaz kılmaya gelirler. Kimileri önce çekinir ama sonrasında alışırlar.
***
Final: Bir müddet sonra o mescid yeterli olmaz. O ferah, geniş ve aydınlık oda gibi 4 oda birleştirilerek İçişleri Bakanlığı ana binada büyük bir mescid yapılır… Büyük mescid tıklım tıklım dolar

AYİN Mİ DEDİNİZ? O DA NEDİR?

İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, makam odasında bakanlığın rutin işleriyle meşgulken Konya’dan bir haber aldı.
Konya kırsalında bir beldede ibadetini gerçekleştiren bir grup vatandaş gözaltına alınmıştı.
Bölge jandarmaya aitti. Ve Jandarma da İçişleri Bakanlığı’na bağlıydı.
Oğuzhan Bey, özel kalem müdürüne talimat verdi; “Jandarma genel komutanı ile görüşmek istiyorum. Acilen makama gelsin!”
- “Efendim, jandarma genel komutanı mı dediniz? Makama mı gelsin dediniz!”
- “Evet, jandarma genel komutanını makama bekliyorum!”
Gerekli haberleşmeler yapılır.
Jandarma genel komutanı az sonra makamdadır.
- “Buyurun efendim, beni emretmişsiniz!”
- “Komutan bey, Konya’da bir grup insanımız ibadet yaptıkları gerekçesiyle Jandarma tarafından gözaltına alınmış. Derhal serbest bırakılsınlar!”
- “Olur efendim, konuyu bilmiyorum ama hemen ilgileneceğim…”
Komutan çıkma hazırlığı yaparken ve müsaade istemeye hamle yaparken Bakan Asiltürk müdahale eder:
- “Hayır, komutan bey! Buradaki telefonla arayınız, lütfen!”
Jandarma genel komutanı, İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk’ün makam telefonundan birkaç aramadan sonra nihayet olay mahalline ulaşır. Ve karşısındaki muhataba şu kelimeleri sarf eder:
- “Yaa, öyle mi? İrticai faaliyetler yani! Ayin mi yapmışlar!”
Bakan Asiltürk’ün talimatı ile ibadet gerekçesiyle gözaltına alınan Konyalılar serbest bırakılır.
O olaydan sonra bakanlığa gelen ve suç kategorileri arasında yer alan ‘irticai faaliyetler’ bölümü boş, yani ‘sıfır’ olarak kayıtlara geçti.
Hemen sonrasında da ‘irticai faaliyetler’ bölümü tamamen kategorilerden kaldırıldı.

TELEKS EMRİYLE AÇIĞA ALINAN EMNİYET MÜDÜRÜ!

Merhum Oğuzhan Asiltürk’ün içişleri bakanlığı dönemine ait son bir anekdot…
Asiltürk, makamında misafirlerini ağırlarken önüne bir not bırakılır.
Notta şunlar yazılıdır: “Adana’da namaz kılanlar, ibadet edenler gözaltına alındı, karakola götürüldü…”
Bakan Asiltürk, acilen Adana valisini arar:
- “Vali bey, gözaltına alınanlar hemen bırakılsın! Emniyet müdürünü de açığa al!”
Vali, cevap vermeye çalışır:
- “Efendim, işgüzarlık yapan karakolda bir komiser. Emniyet müdürünü açığa almamız yanlış olmaz mı?”
Bakan Asiltürk, valinin inisiyatifini beklemeden Adana emniyet müdürünü teleks emriyle açığa alır!
Karakolda gözaltına alınanlar da behemehal serbest bırakılır.
***
Millî Gazete olarak gittiğimiz taziye ziyaretinde bu anekdotları aktaran beyin cerrahı Doç. Dr. Murad Asiltürk’e çok teşekkürler. Bir önemli anekdot daha var. Onu da gelecek yazıda kaleme alacağım…
Merhum büyüğümüz, ağabeyimiz Oğuzhan Asiltürk’e rahmetle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Tülay Demir - Bu bilgileri anlatan Murad Asiltürk beye ve hoş bir üslupla kaleme alan Adnan Öksüz beye ne kadar teşekkür etsek azdır.

Böylelikle geçmişte neler yaşandığını öğrenmiş oluyoruz...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 08 Kasım 14:12


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?