Mal hamallığı

Bugünkü yazımızda Hişam Bin Abdülmelik’ten bahsedeceğiz. Emevi Devleti’nin son halifelerinden birisi. Onun devrinde İslam devleti, dünyanın en büyük devleti idi. Hişam 18 yıl bu devlete hükmetmişti. Rüşvetin adını “hediye” koymuştu. Her iş hediye karşılığı hallolurdu. Valilik makamları bile, kim daha büyük ve güzel hediye getirirse ona verilir olmuştu.

Mesela: Cüneyd Bin Abdurrahman, Hişam’ın eşi Ümmü Hâkim’e değerli mücevherlerle işlenmiş bir gerdanlık hediye etmişti. Hişam bu gerdanlığı çok beğenmiş, Cüneyd Bin Abdurrahman’ı Horasan’a vali yapmıştı. O Horasan ki, devletin en önemli eyaleti sayılıyordu.

Valileri de tıpkı Hişam gibi mal ve para biriktirmekle meşguldüler. Yani devir “hediye devri” olmuştu. Halife Hişam bu hediyeleri hep biriktirdi, biriktirdi, biriktirdi. Artık hazineleri vardı. Sarayların odaları altınla, gümüşle, mücevherle doldurulmuş, kapıları kilitlenmiş anahtarları biriktirilmişti. Harcamazdı, biriktirirdi. O kadar ki; hilafetinin son yıllarında bir dostu onu ziyarete gitmişti. Üzerindeki elbiseye dik dik baktı ve:

— Ey halife, bu elbisenin aynısını siz halife olmadan önce de üzerinizde görmüştüm. Hep aynı renk elbise giyiyorsunuz herhalde?
— Hayır dostum. Bu elbise senin seneler önce üzerimde gördüğün elbisedir. Hâlâ giyiyorum. Yenisine neden para vereyim?
Başka bir örnek:

Halife Hişam bir gün dostları ile beraber kendi meyve bahçesini dolaşıyordu. Çok güzel meyveler vardı. Bazı dostları bu meyvelerden birer ikişer yemeye başladılar. Şöyle diyorlardı:

— Allah Emir’ül Müminin’in malına bereket versin!
Cevap verdi:
— Siz yediğiniz halde Allah benim malıma nasıl bereket verecek?
Sonra meyve bahçesinin bekçilerini çağırdı:
— Şu meyve ağaçlarını sökün, yerlerine zeytin ağacı dikin ki, bir daha kimse bir şey yiyemesin.
Emir yerine getirildi.
50 yaşının içinde difteri hastalığından vefat etti. Vefat haberi duyulur duyulmaz, özel hazine muhafızı olan İyaz isimli yardımcısı, koşarak tüm hazinelerin kapılarını tek tek kilitleyip anahtarlarını muhafaza altına aldı.
Hişam’ın cenazesi ortada kalmıştı. Teçhiz ve tekfini yani yıkanıp kefenlenip mezara defni için gerekli işlemler yapılacaktı. Halifenin cesedi önce yıkanmalıydı. İyaz’a başvurdular.
— Halifenin cenaze masrafları için para lazım. Şu kadar para, teçhiz ve tekfini, şu kadar defni ve şu kadar da merasimi için. Bunlar için bize onun biriktirdiği paralarından ver.
İyaz:
— Asla veremem. O dediğiniz paralar beytülmalindir. Halifenin şahsi hiçbir parası yoktur.
Şaştılar kaldılar. Sonra da şöyle dediler:
— Bir kazan lazım, suyu ısıtmak için. Kefen lazım defin için. Bari bunları bize ver!
İyaz:
— Kesinlikle olmaz. Bu hazineler devlet malıdır. Ben de onların muhafızıyım. Size hiçbir şey verme yetkim yoktur.
—Ama bir kazan olsun versen!
— Hayır asla!
Sonra aradılar, taradılar, emanet bir kazanla suyunu ısıttılar. Hişam’ın cesedini yıkadılar. Sıra kefenlenmeye gelmişti ama kefenlik bez de, satın alacak parası da yoktu. Azatlı kölelerinden birisi üzerindeki elbiseyi çıkararak Hişam’a bağışladı. O eski elbise kefeni oldu.
Yeni Halife Velid Bin Yezid adamlarına şu emri gönderdi:
— Hişam’ın ve çocuklarının, akrabalarının ve adamlarının mallarının sayımını yaparak hazineye kaydedin!
Öyle yaptılar.
Bir Hişam geçmişti dünyadan.
Hem de kendisi Müslümanların halifesi idi.
Mal biriktirdi.
Helal-haram ayırımı yapmadan. Rüşvetin adını hediye koyarak…
Kendisi ve ailesi hep beraber biriktirdiler... Biriktirdiler…
Ve ölüm ansızın geldi.
Harcayamadılar.
Bundan daha büyük bir ibret düşünülebilir mi?
Emevi Devleti bu tür yöneticiler elinde ancak 4 yıl daha ayakta kalabildi.
Hicretin 128’nci yılında tarihe karıştı.
İbret içinde ibret…
Üstelik bunlar dünyada uğranılan rezillikler.
İşin fakir fukara, öksüz yetimlerle helalleşme ve de mizan ve terazide hesaba çekilme safhaları da var ki, inananlar için düşünmek bile akılların oynatılmasına yeter.
“İnsanlar ve Mallar” isimli kitabımızda bunun gibi onlarca örnek mevcut. Mal hırsı insanları öyle bir cendereye koyuyor ki, helali, haramı, ölümü ve ötesini hiç düşündürtmüyor. Eline geçirdiği makamları mevkileri hep mal biriktirmek için kullandırıyor.
Sonunda mı?
İşte Hişam Bin Abdülmelik!
İbret!

ŞAN VE MAL

Aklını başından almışsa
hem şan, hem mal;
Belki uçabilecekken,
olursun hamal!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?