Şırnak’tan İstanbul’a Kardeşlik Köprüsü Ve Medreselerimiz

DİN-BİR-DER (Din Görevlileri Birliği Derneği) ve MEDAV (Medrese Âlimleri Vakfı) öncülüğünde gerçekleştirilen “15. Kardeşlik Köprüsü” programı geçtiğimiz hafta 8 il (Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Diyarbakır, Batman, Ağrı, Siirt, Bitlis) ve bu illere bağlı ilçe ve köylerde bulunan medreselerde müderrislik yapan hoca efendiler ve bu medreselerden yeni mezun olmuş talebelerden oluşan yaklaşık 100 kişilik bir kafile ile gerçekleşti.

Ayrıca bölgenin saygın âlimlerinden birçok âlim de bu seyahatte yer aldı. Gezi, Konya, Bursa, Çanakkale ve İstanbul’u kapsamaktaydı. Gezinin İstanbul bölümünde benim de dâhil olduğum bu program, gerek dini ve tarihi yerlerin gezilip tanınması ve gerekse dini cemaat ve kanaat önderlerinin ziyaret edilmesi bakımından son derece faydalı olmuştur.

Her yıl karşılıklı olarak düzenlenen bu seferler, özellikle ırklar ve cemaatler arasındaki bağların kuvvetlenerek ümmet bilincinin yerleşmesinde ve vahdetin oluşmasında çok önemli bir yere sahiptir. Programın İstanbul bölümünde birçok medrese ve vakfı ziyaret ettik. Burada hocalarımız özellikle medrese eğitiminde bir bütünlüğün sağlanmasına yönelik çok önemli tesbit ve tekliflerde bulundular. Farklı cemaatlere bağlı medreseler birbirlerinin eğitim programlarını inceleme ve değerlendirme fırsatını da buldular. Ayrıca da kurumlarını ziyaret ettiğimiz çok kıymetli hoca efendiler, genç müderrislere çok kıymetli nasihatlerde bulundular.

Birkaç sene önce yine bir “Kardeşlik Köprüsü” programı ile Karadeniz tarafından oluşturulan bir grup hoca ile Doğu ve Güneydoğu illerimizi ziyaret etmiştik. Ziyaretimiz esnasında Urfa, Batman, Mardin, Siirt ve Bitlis ve bu illere bağlı ilçe ve köylerdeki medreseleri ve medrese âlimlerini ziyaret etmiştik. Bu ziyarette yer alan emekli bir imam, gezi otobüsünde ağlayarak şu itirafta bulunmuştu: “İyi ki ölmeden önce böyle bir geziye katıldım.

Zira ben bu ziyaretten önce buradaki herkesi terör örgütü mensubu veya destekçisi zannediyordum. Hatta terör olaylarında ölen çocuklarına bile gizli bir sevinç duyuyordum. Zira büyünce nasıl olsa terörist olacak diye düşünüyordum. Ama şimdi gördüm ki, buralardaki Müslümanlık bizim oralarda yok. Çok şükür bu gezi, bana ölmeden bu günahımdan tövbe etme imkânı sağladı.”

Evet, gerçekten de öyle. İstanbul ve Karadeniz’de bulunan medrese ve Kur’an kursları talebe bulamadığı için bir bir kapanırken; çok şükür Güneydoğumuzda bulunan vilayetlerde talebeler medreselere sığmamakta, talepler karşılanamamaktadır. Müslüman Kürt halkı kendisine dayatılan dinsizlik ve ırkçılık belasını yırtıp atmaya başlamıştır. Mekke-i Mükerreme’nin fethinden (630) sadece 9 sene sonra fethedilen Diyarbakır (639) ve havalisi, binlerce sahabenin şehid düştüğü kadim bir İslam toprağıdır. Bu topraklar adını tarihe ilim, irfan ve tasavvuf merkezi olarak yazdırmıştır. İstanbul’un fethinden 7 asır önce İslam yurdu olmuş ve o günden bugüne kadar da bu vasfını asla kaybetmemiş bu toprakların geçmişi medreselere bağlı olduğu gibi geleceği de bu medreselere bağlıdır.

Emperyalist kâfirlerin tarihte hep yaptıkları gibi anarşi ve terör çıkararak insanları yerlerinden edip aç ve cahil bırakıp kendi kirli emellerine hizmet ettirme projesi burada da uzun yıllar maalesef yerli işbirlikçilerin de desteği ile uygulandı.

Ama medreselerimiz -bütün aleyhte şartlara rağmen- bu bölgede hep kalmayı başardı. İnsanlar için bir umut kapısı, sığınılacak bir yuva oldu. Hatta katı din düşmanlığının uygulandığı, medrese hocalarının asıldığı tek parti döneminde dahi bu gölgenin gayretli âlimleri bir grup talebesini alıp Jandarma’nın ulaşamayacağı mağaralara çekilerek ders verdiler. Bu zor zamanı büyük fedakârlıklar ve çaresizlikler içerisinde olsa da medrese eğitimini kesintiye uğratmadan atlattılar.

Medreseler geçmişte de günümüzde de üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirdi ve halen daha getiriyor da. Şimdi ise devletin medreselere karşı görevini yerine getirme zamanıdır. Bu konuda 19. yılına giren mevcut iktidara çağrım şudur: “Gelin bir iyilik yapın, medreselerin resmiyetini tanıyın. Bu kadar yüksek derecede İslami tahsil yapmış, âlim olmuş gençleri resmiyet kazanmak için dışarıdan okul bitirme eziyetinden kurtarın.”

Bu vesile ile başta DİN-BİR-DER Genel Başkanı Muhittin Yıldırım, MEDAV Genel Başkanı Tayyib Elçi, programın İstanbul bölümünü yürüten DİN-BİR-DER İstanbul Şube Başkanı Süleyman Özyazıcı hocalarımız olmak üzere emeği geçen tüm hocalarımıza, sivil toplum kuruluşu yöneticilerine şükranlarımı sunuyor, Rabbimden hizmetlerinin devamını diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder

# MEDAV

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?