Şahitliklerimiz

İnsan yaşadığı zamana ve mekâna şahitlik eden varlıktır. Bu şahitlikler de imtihanının bir parçasıdır. Dünyadaki şahitliğini hakkıyla yerine getirip dünya hayatından ayrılanlara “şehit” denir. Şehitlik son yüzyılda daraltıldığı gibi belli mesleklerde iş başında vefat etmesi gibi bir durum değildir. Allah en doğrusunu bilir.
Nitekim Hacc Suresi’nde, “Allah yolunda, onun cihadına layık cihat ediniz. O sizi seçti. Dinde size hiçbir zorluk kılmadı. Babanız İbrahim’in dini (gibi kolay kıldı). O (Allah) sizi bundan (Kur’an’dan) önce de, burada (Kur’an’dan) da ‘Müslümanlar’ diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit olasınız. Haydi namazı dosdoğru kılınız. Zekâtı veriniz ve Allah’a (Allah’ın ipi olan Kur’an’a) sarılınız. O’dur sizin Mevla’nız. O, ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır” buyrulur.


Biz yaşadığımız zaman ve mekânda nelere şahitlik ediyoruz kısaca tarihe not düşelim istedik. Örneğin şöyle bir düşünelim, ayette geçen Hz. İbrahim günümüzde gelse ve “hakikat” olanı söylese ona, “Ey İbrahim! Sen tek başınasın. Senin yanında olsak boşa gider. Sana oy versek, destek versek boşa gidecek” diyen milyonlar olacak. Hem de bunu söyleyenler gayet Kur’an’la muhatap olmuş, belli medrese tedrisinden geçmiş insanlar başta bunu söyleyecek. Ya da şöyle de düşünebiliriz; şu çağda yaşayan insanlar Hz. İbrahim döneminde yaşasaydı ne yapacaklardı? Tabi ki Hz. İbrahim “tek başına” olduğu için “azınlık” olduğu için çoğu görmezden gelecekti.

Geçelim diğer şahitliğimiz yaşadığımız günlerde imam hatiplerin sayısal olarak artması, Kur’an kursu binalarının artmasına rağmen büyük çoğunluğu Müslüman olan toplumda “eminlik” sıfatının artmaması. Aksine buraların tezgâhından geçenlerin hak etmedikleri halde, işin ehli olmamalarına rağmen belli ihaleler içinde isimlerinin geçmesi, topluma/kamuya ait yetkiye sahip makamları işgaliyle anılması. Bir zamanlar milletin etinden tırnağından artırılarak yaptırılan inançlı kadroların yetiştirilmesi, milli değerleri bilen insan sayıların artırılması için açılan bu yerler günümüzde bambaşka gündemlerle manşetlere çıkıyorlar. Hatta iktidar destekçisi belediyede çalışan “imam hatip mezunu” olmadığından övünerek bahsediyor. İnsan, “Hey gidi hey” diyor. Zamanında bırak mezunu yanından geçmenin değer olduğu zamanlardan hangi zamanlara geldik?


Maalesef en çok şahit olduğumuz konular Allah’ın toplumun düzenli, adaletli var olması için koyduğu sınırların, emirlerin, yasakların bir bir yumuşatıldığı; bir şekilde bazı kılıflarla bazen de fetva verecek bilgiye sahip insanların eliyle yok sayıldığı olaylara şahitlik ediyoruz. Ve en çok şahit olduğumuz, “Çalıyorlar ama çalışıyorlar” ifadesi. Sırf kendi destek verdiği kişilerin yaptıklarını meşrulaştırmak için Allah’ın haram kıldığı hırsızlığı hoş görmek! Ne büyük talihsizlik! Bir başörtülü olarak başka insanların bulunduğu mekânda, “Çalmak Allah’ın haram kıldığı şey, hoş göremezsiniz” dediğinizde, “Böyle düşünen başörtülüler de kalmış” denilmesi… Bu sözü duyduktan sonra ne diyebilirsiniz ki?

Sonra son günlerde en çok bahsedilen halife aklımıza takılıyor. Hz. Ömer… Herkes toplumdaki adalet yoksunluğundan olsa gerek bir zikir gibi durmadan adını anıyor. Mesela Hz. Ömer Kudüs’ü teslim aldığı haliyle bize gelse ne yaparız? Üzerinde yönetici, idareci olduğuna dair bir şey taşımadan, şatafatsız ve yanındaki kölesi ile benzer kıyafetle. Toplumumuzun büyük çoğunluğu, “Ne itibarsız adam! Şuna bak! Koskoca Kudüs’ü teslim almaya geldiği kıyafete bak!” demez mi? Yöneticilerinin eşlerinin bile bilmem hangi Avrupa ülkesinden alınan bilmem kaç asgari ücretlinin maaşına denk gelen çanta almasına alışmış toplum, büyük ihtimal o haliyle gelen Hz. Ömer’in yüzüne bile bakmayacaktır. Sonuçta itibara tenezzül etmemiştir Hz. Ömer. Bir de dünyanın Müslüman için sadece bir ağacın gölgesinden geçip giden misafir olduğunu söyleyen bir Peygamber’in (S.A.V.) ümmetinin bir kısmının israfta ulaştığı zirve Karun’u kıskandıracak cinsten oldu. “Nehir kenarında bile abdest alıyor olsanız, suyu israf etmeyiniz” diye emredilen bir ümmet, “Müslüman her şeyin en iyisine layıktır” diyerek bir kapitalistten daha ileri derecede dünya hayatına dalmış durumda. Sanki hiç hesap vermeyecekmiş gibi… Allah hepimize anlamayı nasip etsin.

Bir toplumda inanç değerlerinde meydana gelen bir sapma hayatın her alanında kendini olumsuz şekilde gösteriyor. Neden yaratıldığını, neye inandığını Allah’ın emrettiği gibi anlamak yerine nefsine uyan şekliyle anlamaya başladığında başta kendileri olmak üzere her şeyin zalimi oluyor. Bu zalimlikten payını da en çok canlıların en zayıfları alıyor. Sefere çıktığında ordunun güzergâhında karınca yuvası gördüğü için ordunun yolunu değiştiren bir Peygamberin (S.A.V.) ümmeti mahallesinde sahipsiz olan hayvanlara silahla ateş ettiği için gururlanarak anlatan hale geliyor. Kürsülerde anlatılan, “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” hadisinin uygulamasını nerede yaşayacağız?

Bizim içimizi acıtan en büyük şahitliğimiz ise zamanında başörtüsü, tesettür için -yani Allah’ın insan için temel hak olarak tanımladığı beş haktan biri olan inancı için- bedel ödeyen, mücadele eden bazı kişilerin Irak’taki Amerikan işgaline ülke hükümetimizin desteğini “konjonktür” gereği yapılması gereken bir şart olarak görmesi. Yani Allah’ın insan için en temel hakkın birinci sırasında bulunan yaşam hakkının kâfirler tarafından çiğnenmesini gerekli görmesi. Ki sonradan Amerika işgal etmek için dünya kamuoyuna yalan söylediğini itiraf etmişti. Ne oldu? ‘Benim başörtülü kardeşim’, bu zulme destek oldu. Kendine yapılan zulme direnenler ümmetin bir parçası olan Iraklıların başına gelenleri hoş gördü! Bu şahitlik en zoru! BOP kapsamında yapılan daha nice zulümler…

....

Hacc Suresi 78. ayeti en iyi anlayıp, bunu “sandık bölgesi çalışması/müşahitlik çalışması” olarak sistematize eden Erbakan Hoca’mızın başına gelenler de içimizi acıtan diğer bir şahitliğimizdir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder

# Irak

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?