Adil Ekonomik Düzen, İslam Ekonomisi, Para Arzı-2

Bu konu ile ilgili birinci yazımızda önce bir girizgâh yapmıştık; daha fazla istifade edilmesi amacıyla, bu yazımızın o girizgâh ile birlikte okunmasını tavsiye ederim…
Dr. Sema Yaşar’ın “Kısmi Rezerv Sistemine Alternatif Bir İslam Ekonomisi Disiplini: ADİL EKONOMİK DÜZENVE PARA ARZI” isimli akademik çalışması üzerinde -istifade edilmesi dua dileğiyle- durmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz…
“Kısmi Rezerv Bankacılığı Sisteminin Ekonomi Üzerindeki Olumsuz Etkileri
Kısmi rezerv bankacılığının uygulandığı ekonomilerde başta yüksek enflasyon oranları olmak üzere, iç ve dış borçlanmaların artması, gelir dağılımı eşitsizliklerinin artış göstermesi, reel ekonominin küçülmesi, enflasyonu dengelemek amacıyla kullanılan faiz oranları negatif yönde etkilenerek iç piyasada ekonominin genel dengesini bozucu bir etki meydana getirirken, dış piyasalarda da rekabet edebilirlik seviyesini olumsuz yönde etkileyen bir dizi ekonomik sorunla karşı karşıya kalınmaktadır.
Fiyatlar genel düzeyinde sürekli artışlar olarak tanımlanan enflasyon ekonomik denge üzerinde son derece etkilidir. Özellikle piyasada para arzını artırmak enflasyonu tetikleyici bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Ancak enflasyonun nedeni olarak merkez bankasının para basarak para arzını artırmasından ziyade ticari bankacılık sisteminin para arzını genişletmesi gösterilmektedir. Kısmi rezerv bankacılığının geçerli olduğu modern finansal sistemlerde sınırsız para arzı sürekli enflasyonist baskılar oluşturmakta, bu durum da paranın değerini düşürmektedir. Bu sebeple Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen para arzından ziyade özellikle ticari bankalar tarafından oluşturulan kaydi para neticesinde enflasyon oranlarının artmış olduğu anlaşılmaktadır.
Ticari bankaların kredi oluşturarak para arzını artırmaları neticesinde kârlılık oranları da artmaktadır. Söz konusu bankaların kârlılık oranları para arzının genişlemesine katkıda bulunan krediye bağlı olduğu için kar maksimizasyonunu düşünen bankalar para arzını artırma anlamında bir sınırlandırmaya gitmemektedirler. Böylece ekonomide enflasyonun sürekli artış gösterdiği ve paranın da değerinin düştüğü bir sonuç ortaya çıkmaktadır.
Enflasyonun ekonomi üzerinde gelir dağılımı eşitsizliğini artırıcı bir etkisi bulunmaktadır. Enflasyon zengin ile fakir arasındaki uçurumu daha da büyütmekte, temelde oluşan bu eşitsizlik mevcut mali piyasalarda bulunanlar için son derece karlı bir durum meydana getirmektedir. Zenginler enflasyonist dönemlerde değer kazanacak çok sayıda varlığa sahipken, yoksulların ve orta sınıfın birikim değeri düşmekte ve hayat pahalılığı arttıkça da söz konusu yoksul kesim zor günler yaşamaya devam etmektedir.
Ayrıca yüksek enflasyon oranlarının hakim olduğu ekonomilerde çoğu eğitimli ve çalışkan olan orta sınıfın daha fakir bir sınıf haline gelmesi kaçınılmaz bir durum olarak görülmektedir. Dolayısıyla para arzının artmasına bağlı olarak meydana gelen yüksek enflasyon oranlarının özellikle düşük gelirli kesimi çok daha fazla etkileyerek ülke genelinde yoksulluk oranlarının artmasına neden olduğu söylenebilir. Enflasyon artışının önüne geçilebilmesi için merkez bankaları para politikası araçlarını kullanmaktadırlar. Enflasyon oranlarını düşürmeyi hedefleyen Merkez Bankası öncelikle politika faiz oranlarını artırarak para arzını azaltmayı amaçlamaktadır. Yaygın görüş olarak da faiz oranlarının artırılması ile birlikte para arzının azalacağı dolayısıyla da enflasyon oranlarının gerileyeceği fikri hâkimdir.
Diwany’e göre, enflasyon oranlarını düşürmeye yönelik faiz oranlarının artırılması fikri en büyük ekonomik yanılgılardandır. Bu durumun en büyük gerekçesi olarak da faiz oranlarının artırılması ile alacak ve borç bakiyelerinin çok daha hızlı bir şekilde artışının teşvik edilmesini göstermektedir. Bu sebeple söz konusu durum uzun vadede değerlendirildiğinde para arzının azaltılamaması bir yana, borç düzeyinin artması sorunu ile de karşı karşıya kalınmaktadır. Netice itibariyle faiz oranlarının artırılmasının enflasyonu düşürme konusunda etkin bir araç olmadığını söylemek mümkündür.” (Devamı var; “TEDAVİ” merhalesi öncesinde “TEŞHİS”in devamı var…)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?