Kitap elçi araba rumbada rumba rumba

Kitapçılarda çok kitap vardır

“Benim kitabımda geri adım yok!”

Haber sitelerinde sayın Erdoğan resimli bu vinyeti görenlerin aklına, kitabının tanıtımını yapıyor galiba, gibi bir fikrin düşmesi bugünün tarihi dolayısıyla normaldir. Çünkü reklam panolarında, yayım tarihi bir ayı geçmesine rağmen hâlâ tanıtımı sürmektedir AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yazdığı kitabın.

Haberlere başlık yapılan bu sayın Erdoğan cümlesinin okuyanlara veya duyanlara tanıdık gelmesi de gayet tabiidir. Zira edebiyatımızın hikaye ve roman kahramanlarının ağızlarından çok okumuştur insanlarımız; benim kitabımda yazmaz, delikanlılık kitabında yeri yoktur gibi deyimlerle anlatımın güçlendirildiğini.

Dolayısıyla daha yeni yazar Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan’ın “Benim kitabım” derken kastının New York’larda da yüksek yüksek binalara afişleri asılan “Daha adil bir dünya mümkün” kitabının olmadığını öğrenenler meraklarını, AKP’nin plan, program ve tüzük yazılımları kitabında mı yoksa yirmiikibin sayfa tuttuğu anons edilen konuşma, demeç ve nutuklar kitabında mı giderirler sorusuna cevap yazımızın ilgi alanında değildir.

Azerbaycan ziyareti sonrasında uçakta, gazetecilerinden birinin “Amerikan gazetelerinde Erdoğan krizden kaçtı, geri adım attı gibi manşetler gördük. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine, “Ben nasıl geri adım attım? Ben taarruzdayım. Benim kitabımda geri adım atmak yok” cevabı haber sitelerine böyle yansımış sayın Erdoğan’ın.

Olay bu kadar açık, seçik ve net olmasına rağmen, yine de aydınlatılması, vuzuha kavuşturulması gereken bir yer var; konuşmasak da, yazmasak da olur diyemeyeceğimiz.

Mevzuu nereden aksetmişti efkar-ı umumiyeye? Azerbaycan dönüşü uçaktaki medyacılarla muhabbet oturumundan. Muhataplar ve soruyu seslendirici gazeteci, uçak yolcusu olmayı haketmiş seçilmişlerden olduğuna göre, haydi öncesini saymayalım 2002’den beri ülke siyasetinde etkin olan sayın Erdoğan’ı eksik mi tanıyorlar ki, illa ondan duymak istemişler kitabında geri adım olmamasını?

Amerikan gazeteleri “Krizden kaçtı, geri adım attı” diye manşetler atınca, neden onlar, yani uçak yolculukları dahil hep sayın Erdoğan’la bir ve beraber olan gazeteciler mangası ilgili yerlere, sayın Erdoğan’ın çok kullandığı “Siz kim oluyorsunuz da” diye başlayan cümleler kurup, taarruz burdan yapılıyor sayın Cumhurbaşkanı’nın kitabında geri adım yoktur itirazıyla, akıncılarımızın akınlarından yapmadılar?

Kolay değil!

Mücadelesini, kellesini vererek taçlandıran Nef’i’den bir beyitle anlatalım maruzatımızı.

“Kimse taklid edemez

Sözde sana ey Nef’i

Böyle Pakize-gazel

Tab’-ı huda-dad ister.”

(Ey Nef’i, söz söylemede kimse seni taklit edemez. Çünkü böyle Pakize-gazeller söylemek, Allah vergisi bir yetenektir.)

İşte böyle!

–Mesela dedik yani–

Ülkeleri kırılıyor, elçilere ne?

“Yatıyorlar, kalkıyorlar Kavala, Kavala.”

“Kavala dediğin Soros’un Türkiye şubesi.”

“Bu Soros artığını savunanlar...”

Yaşadığımız haftanın bir numaralı gündem maddesi Soros–Kavala–10 Büyükelçi kelimeleri üzerine bina edilmişti.

Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan’ın konuşmasından yukarıya aldığımız kelimelerin çağrışımları üzerinedir yazacaklarımız. Diplomatik ve hukuki boyutlarla alakalı gerekli ve yeterli bilgiler muhalif ve muvafık medyacılarca halkımıza arz edilmiştir. Biz de bu sunumların doktora tezi kalitesinde olduğuna tanıklık ederiz.

Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan’ın, Kavala soyadının anılmasının fazlalığını vurgulamak maksadıyla “Kavala, Kavala” tekrarı, elbette yargı bağımsızlığı hassasiyetiyle ilgilidir; elçiler arası ünü ağırlığı değildir.

Artık kelimesine gelince...

Sayın Erdoğan’ın konuşmasını, Demirel üslubuna çevirirsek ortaya şöyle bir cümle çıkar: Soros’tan artıktır, kalandır, bakiyedir. Binaenaleyh biz tamamını da biliriz.

Güzel Türkçemizin “Gayri” kelimesiyle zaman zaman karıştırıldığı da olur “Artık” kelimemiz. “Yetti Gayri”yi “Yetti artık” diyebiliriz de “Efkarlanma gül gayri” veya “Gayri dayanamam ben bu hasrete” türkülerimizi “artık”lı söyleyemeyiz.

Ali’nin askerden geldiği gün, anası sofraya birbiri ardına getirir yemek tabaklarını. Bundan da ye Ali’m, şundan da ye Ali’m.

Ali doymuştur, çekilir geriye “Artık yemem!”

Ana şaşkın, ana üzgün; yoksa yanlış yaptığını mı sandı oğlu?

“Ne artığı kadasını aldığım Ali’m, ne artığı? Sen geldin diye bugün pişirdim hepsini.”

Artık deyince işte...

Onun arabası var kapıcısında yok

“Her evde araba var, kapıcısında araba var.”

Sosyal medya yazışmalarında en çok yorum yapılan, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan’a ait bu cümlenin niçin ifade edildiğini ve ekonomik kapsama alanını biraz geri tutarak, araba ve kapıcı tanımlarının siyasi yansımalarından örnekler arayacağız önce.

Kapısında “Resmi hizmete mahsustur” yazılı arabaların kadın berberleri, pazarlar ve okul önlerinde görünmelerinin etkisi olmuştur; 14 Mayıs 1950 demokrasi zaferine dediğimizde, örnek çok eski itirazı yapacaklara, daha yakın bir tarihi hatırlatabiliriz.

CHP’ni, iktidarında sevimli göstermeye çalışan Milliyet’te şöyle haber başlıkları olurdu mesela: “Başbakan Ecevit, Mercedes gibi lüks sayılan otomobillerin kamuda kullanımını yasakladı. Kendi de Renault bir araba ile gitti başbakanlığa.”

Yazmak zorunda kaldığımız lüks otomobil markasıın AKP medyacılarını, yandaşlarını ve teselli arayanlarını “Mal bulmuş mağribi” havasına sokması da var; bu haftanın kayda alınacak olayları arasında. Hem de ne tesadüf.

Konuk olduğu tv kanalında iktidarın itibar diyerek övündüğü makam arabası israfına dikkat çeken Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu’na, sizin arabanız da o lüks markadan değil mi sorusuyla tuzak kurduğunu zanneden zeka düzeylilere, sayın Erdoğan’ın bahse konu cümlesini niçin seslendirdiğini izah etmek de bize düştü.

Fakat önce “Kapıcı”larımızı yazacağız.

Tek TRT tv’si var yıllarımızda Cenk Koray’ın sunduğu ve telefonla bağlantıların da yapıldığı bir eğlence programı vardı. Telefonla bağlanan bir genç Beşiktaş’ta oturduklarını ve babasının kapıcılık yaptığını anlatırken, Cenk Koray girdi araya. “Nerden arıyorsunuz?” Konuk genç “Evimizden arıyorum” deyince, merhum Cenk Koray’ın şaşkınlığı bir dakika doldurdu ekranı. “Ne? Sizin evde telefon mu var?” Muhatabın “Babam kapıcı olduğu için mi bizi layık bulmuyorsunuz?” cevabının ertesi günlerde de alkış aldığını söylememize gerek yok. Telefon aletinin yaygınlaşmaya ve evlere girmeye başladığı yılda yaşanmıştı bu hadise.

Yola çıkarken “Kapıcılar Sendikası” başkanını da yanına almış ve milletvekili yapmış sayın Erdoğan’ın “Kapıcısında araba var” cümlesi paraleldir, sayın Karamollaoğlu’na yöneltilen “Sizin arabanızın markası ne?” sorusu ve niyetiyle; dahası Cenk Koray şaşkınlığıyla.

“Şu anda her evde araba var, kapıcısında araba var, şu anda ikinci el araba yetişmiyor. Bunu televizyon ekranlarından vatandaşa anlatır, vatandaşı kandırabilirsiniz ama bizi kandıramazsınız. Hepsinin istatistiklerini tutuyoruz. Nerede ne oluyor, ne satılıyor bunların hepsini gayet iyi biliyoruz.”

Muhalefetin ekonomi eleştirilerine bu ifadelerle tepkisini gösteren sayın Erdoğan’ı anlamaya çalışalım.

“Her evde araba var, kapıcısında araba var.”

Benim memurumun makam arabası elbette lüks marka dediğinizden olacak. Evindekinden yahut kapıcısınınkinden daha alt marka olabilir mi?

“Şu anda ikinci el araba yetişmiyor.”

Birinci eller, geçinemedikleri için satıyorlar; sıfır araba imkanı olmayanlar da mecburen ikinci el arıyor, diyerek vatandaşı kandırabilirsiniz.

“Ama bizi kandıramazsınız!”

Çünkü bizi parsel parsel satanlar kandırmıştı; Allah affetsin dedik. Vatandaşı kandırabilirsiniz. O hale geldiler yani. “Hepsinin istatistiklerini tutuyoruz.” Kandırmak istediniz de hayır mı dediler? Bize dememişlerdi.

“Nerede ne oluyor, ne satılıyor, bunların hepsini gayet iyi biliyoruz.”

Yurtdışından naklen yayın yapanlardan daha fazlasını biliyoruz. İsteyen de bugün fişim nasıl yazıldı diye düşünsün.

Bilmek konusunda bizimle yarışamazsınız. “vatandaşı kandırabilirsiniz” iznimizi de yabana atmayın, önemseyin deriz.

Not; İktidarın Türkçesini muhalefetin Türkçesi gibi anlama kılavuzunun giriş kısmı böyle yazıldı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?