Ekonomik gerçekler keşke söylendiği gibi olsa

Markete gidiyorsunuz bir market poşetini doldurmayan alışverişinize 180-200 lira ödüyorsunuz. Hâlbuki geçen sene bugün aldıklarımızın iki misline bu parayı ödüyorduk. Artık, her gün yapılan zamlar insanların tek konuşma konusu haline geldi. Bunun yanında paramızın döviz karşısında her gün eriyişini insanlar çaresizlik içinde izliyor. Tüm bunlar olurken ilgililer zaman zaman bazı ekonomik rakamlar açıklıyorlar. Söz gelimi bu açıklamalarda en hızlı büyüyen ikinci ekonomi olduğumuz, yaptığımız ihracatın geçen aya ya da bir önceki yılın aynı ayına göre bilmem yüzde kaç arttığı belirtiliyor. Hemen belirteyim ki keşke açıklanan bu rakamlar toplumun rahatlamasına katkı yapsa. Yapılan açıklamaların yalan olduğunu ispatlamanın peşinde değilim. Sadece açıklanan rakamların iyimserliğinin piyasaya yansımıyor oluşunda bir terslik olduğunu düşünüyorum.

Sözgelimi iki gün önce Türk-İş, Ekim ayına ait yaptığı piyasa araştırmasına göre açlık sınırı 3 bin 93 liraya, yoksulluk sınırı ise 10 bin 65 liraya çakmış durumda. Buna karşılık uygulanan asgari ücret bu yılın ilk ayından bu yana 2 bin 830 lira. Bu da gösteriyor ki, ilgililer ne rakam açıklarsa açıklasınlar asgari ücret açlık sınırının altında kalıyor. Hâlbuki belirlenen asgari ücret çalışan bir insana verilebilecek en alt sınır ücret oluyor. Yani, belirlenen bu asgari ücretin altında kimsenin ücret almaması gerektiğini ilan etmiş oluyor.

Dilimizde bardağın dolu kısmı ile boş kısmını görmek tabiri vardır. Bir olaya iyimser bakanlar için bardağın dolu kısmını görüyorlar, kötümserlerin ise boş kısmını gördüklerini ifade ediyor ve millete onu gösteriyorlar denmektedir. Hâlbuki tek başına bardağın dolu kısmı da boş kısmını göstermek de ekonomik verileri tam olarak yansıtmaz. Ekonomik hayatın her alanına bir bütün olarak bakmak gerekir. Eğer, birbirini takip eden zamlar karşısında birileri her evde 3 cep telefonu var gibi bir savunma yapıyorsa artık ipin ucu iyice kaçmış demektir. Çünkü pazardan ihtiyaçlarımı tam olarak alıp eve gelemiyorum diyen bir vatandaşa karşı iktidar yanlısı bir kişi evinizde kaç cep telefonu var diye soruyorsa geldiğimiz noktada insanlara cep telefonunu da çok görüyoruz demektir. Benim de cebimde bir cep telefonu var. Çünkü buna mecburum. Eskiden olduğu gibi evimdeki sabit telefon ile geldiğimiz noktada işleri yürütmek mümkün değil. Cep telefonu denen alet hayatımıza girmeye başladığında bunun da yeni bir masraf kapısı olduğunu düşünen yöneticilerimiz ya bu işin üretimini kendimizin yapmasının adımını atmaları gerekirdi ya da sınırları kapatıp bu tür gelişmeler bize uygun değil(!) biz daha bunları kullanacak duruma gelmedik deyip gümrük kapılarını kapatabilirler miydi? Ancak, günümüzde gelişmelerin karşısında durmak mümkün değil. Çünkü lüks gibi görünen teknolojik ürünlere karşı büyükler kendilerini koruyabilseler bile evlatlarımız başkalarının elinde gördüklerini arzu ediyorlar. Bu bakımdan ekonominin şaha kalkmış gidiyor olduğunu söylemek için her evde 3-4 cep telefonu var demek gerçekçi bir savunma olmuyor.
Çünkü çocuklarının isteği karşısında dayanamayan velilerin taksitle bir cep telefonu almaları da işi bitirmiyor. Şimdilerde uzaktan eğitim moda olunca her evde en azından bir tablet olması da zorunlu hale geldi. Öylesine ihtiyaç oldu ki, uzaktan eğitimde tableti olmayan öğrenciler sıkıntı çekmesinler diye devlet tablet dağıttı. Kaldı ki, insanların bugün cep telefonuna karşı çıkmak yerine 10-15 bin liralık bir cep telefonu değil de belki daha ucuzunu alması tavsiye edilebilir. Zaten kıt kanaat evini geçindirenlerin yaptığı da bundan başkası değil. Şahsen bir kampanyada 600 liraya satılan cep telefonu almıştım. En az 5 yıldır da onunla idare ediyorum. Çünkü benden ziyade çocukların eğitim masrafları öncelik oluşturuyor. Kısacası, ekonomiye ait rakamları açıklardan sadece bardağın boş tarafını görmek de, sadece dolu tarafını gösterip uçuşa geçtiğimizi söylemek de yanlış oluyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?