Yanlış yerde saf tutuyoruz 

Türkiye olarak yerimizi genel bir tanımlama ile Batı olarak belirlemişiz. Halbuki olaya Doğu-Batı şeklinde baktığımızda yerimiz Batı değil Doğu’ya daha yakın. Bunun dışında olaya hak-batıl ayrımı olarak bakacak olursa yine yerimiz bize uzun yıllardan beri ulaşılması gereken hedef olarak takdim edilen Batı safında bulunmak değil. Belki olaya hak-batıl olarak baktığımızda İslam dünyasının yanında olmamız gerekiyor. Bir diğer ifade ile bize sunulan tariflere göre değil, kendi değerlerimizi ölçü olarak alacağımız bir tasnifte yerimizin Haçlı ittifakına karşı İslam Birliği’nin yanı olması gerekiyor. Çünkü bizi kendilerinden kabul etmeyip, aralarına almayanlar İslam ülkelerinin yanında saf tutmamızdan da rahatsız oluyorlar. Biliyorlar ki böyle bir gelişme söz konusu olduğunda dünyanın yapılanmasını tek başlarına Haçlılar belirleyemeyecek, ister istemez İslam dünyasını da dikkate almak zorunda kalacaklar. Bu ise onların güç kaybetmesi, otoritelerinin sarsılması anlamına gelecektir. Bunun içinde bir İslam ülkesinin güçlenmesi, bunun da ötesinde Müslümanların birleşerek bir araya gelmesi yönünde bir gelişmenin önünü kesmek için Haçlılar İslam ülkelerindeki maşaları, bir diğeri ifadeyle kapı kulları aracılığı ile söz konusu ülkelerde hemen bir iç çatışmanın fitilini ateşliyor, bir takım besleme terör örgütlerini devreye sokarak Müslüman ülkeleri kendi iç sorunları ile boğuşmak zorunda bırakıyorlar.

Bu noktada daha önceleri de hatırlattığım bir gerçeğe bir kez daha vurgu yapmakta yarar var. Hatırlanacağı gibi Soğuk Savaş yıllarında iki kutuplu bir dünya oluşturulmuş, bunlardan birinin başını ABD, diğerinin ise Rusya çekiyordu. Kısacası, Rusya ve ABD kendilerine göre Doğu-Batı şeklinde oluşturulan bir yapı ile dünyayı istedikleri gibi gütmüşlerdir. İşin garip tarafı gerçekten dünya böyle bir bölünmeye sahipmiş duygusu özellikle gelişmekte olan ülke insanlarının beynine işlendi. Sonuç olarak başını Müslüman ülkelerin çektiği geniş bir cephe kendisini ya ABD’nin ya da Rusya’nın kanatlarının altına atmak zorunda hissetti. Hâlbuki dünyanın ABD ve Rusya’dan ibaret olmadığı gerçeği söz konusu iken bu ikileye dünya mahkûmmuş gibi bir algı oluşturuldu.

Buna karşılık ABD ve Rusya dünyayı aralarında sömürü alanlarına ayırarak paylaştılar. Hem de bu paylaşmayı aralarında bir anlaşma ile de pekiştirdiler. İşin garip tarafı Sovyetler Birliği dağılmış, iki kutuplu dünya tek kutuplu hale gelmiş olmasına rağmen hâlâ bazı ülkeler ABD ve Rusya arasında bir denge oluşturma mecburiyetini hissediyorlar. Bunun da ötesinde dünyanın neresinde bir karmaşa ve çatışma varsa bu çatışmalarında içinde çoğu zaman doğrudan ya da dolaylı olarak ABD ve Rusya bulunuyor olsa da kesinlikle karşı karşıya gelmiyorlar. Ülkeleri vuruşturuyor, onlarda bu çatışmalardan para kazanıyorlar. Çünkü çatışan taraflara silah satıyorlar. Onlar para kazanıyorken ölenler olaylarda hiçbir dahli olmayan kandırılmış ya da satın alınmış bir takım örgütler eliyle işlerini yürütüyorlar.

Buna iki örnek vererek yazımı sonlandırmak istiyorum. Yıllar önce Afganistan, Rusya tarafından işgal edildi. İşgal epeyce sürdü. Bu arada ABD bazı örgütleri eğitti ve finanse etti, bunun sonucu olarak Afganistan tam bir savaş alanına döndü, ama hiçbir zaman ABD ve Rusya karşı karışa gelmedi. Sonunda Rusya çekilerek Afganistan’ı ABD’ye teslim etti. 20 yılı aşkın Afganistan, ABD’nin işgalinde kaldı yine iki ülke karşı karşıya gelmedi.

Suriye’de 10 yılı aşkın iç çatışmalar devam ediyor. ABD ve Rusya’nın destek verdiği örgütler çatışırken ABD ve Rusya Suriye’de belirleyici konumlarını sürdürüyorlar. Peki, Suriye için ABD mi, Rusya mı daha zararlı? Bu soruya klasik anlayış ile cevap vermek durumunda olanlar tuttukları tarafa göre cevap vereceklerdir. Ancak, işin aslı İslam dünyasını sömürmek için ABD ve Rusya ortaklaşa çalışıyorlar ve ikisi de aynı ölçüde zararlıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Ömer - İslam ülkeleri diyoruz da çoğunda işbirlikçi kukla idareciler var . Esad tam bir insan kasabı . İran , hem Suriye’yi hem yemeni mahvetti . Şiiliği yaymaya çalışıyor . Mısır ,Suudi’ler ABD nin kuklası . Afganistan geçmişte sen ben davasına düştüler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Ekim 20:57


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?