Güzümüz hüznümüz olmasın

Bu yazımızda, güz derken bu mevsimi değil de bir “kuşağın güzünü” kastediyoruz.

Erbakan Hoca’mızla teşriki mesaide bulunmuş, onun liderliğinde çalışma yapmış, cihat teşkilatlarında görev yapmış, alışverişi olmuş, sohbetinde bulunmuş, Milli Görüş davasının neşv-ü nemasından hocamızın vefatına kadar olan süreçte onunla ilişki kurmuş, hanımefendiler dâhil bir kuşağın güzünü kastediyoruz. Kimin kimden önce vefat edeceğini Allah bilir elbette. Ama genel anlamda o kuşak olarak güzümüzü yaşamaktayız. Her geçen gün sayılarımızın azaldığını kabul etmeliyiz. Hemen hemen her gün dünya üzerine dağılmış bulunan kuşak mensuplarımızdan vefat haberleri geliyor. Hüzünleniyoruz, sayılarımız azalıyor. Elbette vefat tabii bir olay ise de, bizce bu kuşağın bir görevi vardır. O görevi yapmadan sayımız biterse en çok ona hüzünlenmemiz gerekir.

Nedir o görev derseniz, deriz ki; Erbakan Hoca’mızı ve Milli Görüş davamızı, bütün var gücümüzle çalışmalara katılmamızın yanında, bizden sonraki kuşaklara öğreterek, anlatarak devretmek. Bu da hatıra yazmakla mümkün olabilir. Erbakan Hoca’mız hızlı çalışma temposu ile hatıralarını maalesef yazamadı. Dar çerçevede yapılan birçok sohbete katılmış bir kuşak mensubu olarak, hocamızın hatıra yazmak için vakit bulamadığının üzüntüsünü yaşadığına şahit olmuş birisiyiz. Bazı girişimlerde bulunduğunu ama bunların maalesef yarım kaldığını da biliyoruz.

Üzüntümüz, o kuşaktan davamızın ve liderimizin özelliklerini yansıtıcı hatıra yazanların veya yazmakta olanların hiç denecek kadar az olduğunu biliyor ve tahmin ediyor olmamızdır.

En çok bilgi kaynağı olanların da, maalesef bu bilgileri kendileri yazmadığı gibi, defalarca müracaatımızda bizimle de paylaşmaya gönüllü olmamış olmaları üzüntü vericidir. Örnek olarak Milli Görüş’ü bölerek AKP’nin kurulmasına çalışıldığı süreçte, Erbakan Hoca’mızın ne büyük bir çaba sarf ederek bunu önlemeye çalıştığını bilen birisiyiz. İşte hocamızın o çabalarını, nasihat heyet ve kişilerin yaptıkları çalışmaları kitaplaştırıp sonraki kuşaklara aktarma girişiminde bulunduğumuzda, yurt içi ve yurt dışından, birinci el olarak bilgisi bulunanlardan Muhterem Muhittin Hamdi Yıldırım hocamızdan başkaları maalesef bizimle bu bilgileri paylaşmaktan imtina ettiler. Gözledik ki kendileri yazıp kitaplaştırırlar ama onu da şu ana kadar yapmadılar. Bu ve benzeri hayati önem taşıyan bilgileri ve hatıraları olduğunu düşündüğümüz birçok kuşak mensubu vefat etti. Bunlardan mesela merhum Ali Güneri Bey’in çok peşine düşmemize rağmen, bildiklerini anlattırıp kaydetmeye muvaffak olamadık. Vefatından önce kendisini arayıp espri ile karışık şu cümleyi kullandık:

—Ali Ağabey bu bilgileri bize anlatmıyorsunuz, galiba Münker Nekir’e saklıyorsunuz.

Rahmetli Süleyman Arif Emre ağabeyimiz bu görevi yapmıştı. Siyasette 35 Yıl isimli eseri bu tür bir hatıra kitabıdır. Ayrıca vefatından önce bizzat biz kendi evinde 4 saatlik bir kamera çekimi yapıp Tv5 arşivine vermiş idik. Rahmetli Şevket Kazan ağabey de hukuk mücadelesi ile ilgili çok önemli eserler bıraktı. Allah bereketli ömürler versin Recai Kutan ağabeyimiz ise sadece hapis hayatını kitaplaştırdı. Benzeri birkaç mensubumuz hatıra yazdılar.

Rahmetli Oğuzhan Asiltürk ağabeyimizin hatıra yazıp yazmadığını bilmiyoruz. Yazmışsa bir an önce neşredilmesinde fayda görürüz. Yazmamışsa da bu gerçekten üzücü bir durumdur.

Gönül istiyor ki böyle önemli hatırası olanlar yazsınlar. Bizim 2 ciltlik Allah Dostu Erbakan çalışmamız bu türden bilgisi olan yaklaşık 300 kişiyi konuşturup kaydettiğimiz hatıralardan oluştu. Ama binlerce sayfadan süzülmüş olmasına rağmen sadece Erbakan Hoca’mızla ilgili olmasından dolayı yeterli bir çalışma sayılamaz.

Muhterem büyüklerim, hanımefendiler, sevgili kardeşlerim, vakit ayırıp bu türden çalışmaları yapalım. İnanıyorum ki kapanmayan bir amel defterimiz oluşur. Bizden sonraki kuşak hocamızı ve davamızı daha iyi anlayabilmek için bunları bizden bekliyor.

Güzümüzü hüznümüz olmaktan kurtaralım.

Başta Erbakan Hoca’mız olmak üzere ölenlerimize rahmet, yaşayanlarımıza da bereketli ömürler dileriz.

SAATLERİN MESAJI

 Dilinden anlar mısınız,

Bir mesajı var saatin,

Tik takla ne anlatıyor?

İsraf zaman varsa, atın!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Yavuz MERCAN - "Kalem altın kelam inci

Hemen derceyle derceyle

Teraziye koyup satma

Yeri geldikçe harceyle "

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ekim 13:57
01

H. Bayram - Çok önemli bir konuya temas etmişsiniz boşuna söz uçar yazı kalır dememişler. İnşALLAH gereken önem verilir.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ekim 08:32


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?