Endişeli gençler

Toplumsal gerginliğin hayatı nasıl yaşanılamaz hale getirdiğini görüyoruz. İnsanların birbirlerine olan güvensizliği geleceğe dair endişeyi büyütüyor ve toplumsal işlerliği, ahengi ve ritmi bozuyor. Seküler kesimin hayat tarzına müdahaleye dönük, muhafazakâr kesimin geçmişte tecrübe edilmiş yasakların tekrar hortlayacağına dönük endişeleri olduğunu biliyoruz. Bunların yanında endişelenen kesimlerden birisi de gençler olduğunu unutmayalım.

Belirli bir yaşın üstüne çıkmış, belirli bir hayat konforuna ulaşmış ve farklı standartlarda düzenini kurmuş insanlar için mühim olan anın durumu ve geçmişin coşkusudur. Onlar için yarının geçmiş kadar önemi olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü geçmişte birikenler yarında yaşanacakların kat kat üstündedir. Yarınla olan irtibatları sonraki kuşaklara dair beklentilerden ibarettir. O yüzden belirli bir yaşın üstünde olanları memnun etmek için geleceğe dönük hayaller değil geçmişe dönük hikâyeler sunulur. Siyasi propagandalarda da bunu rahatlıkla görebiliyoruz.

Fakat gençler için önemli olan gelecektir. Çünkü geçmişe dair biriken hikâyeleri yoktur. Bugün yaşananlar hayallerindeki bugün değildir. Gençleri zinde tutan tek şey geleceğe dair beslenilen umuttur. Her bir genç kendi hayatından başlayarak geleceği kurgulama gayretindedir. Eğitimin yarışa dönmesinin sebeplerinden birisi de budur. Gençlerin geleceğe dair hayallerini bu vasıtayla gerçekleştirme arzusu. Günümüz sosyal yapısında gençleri hayata hazırlayan araç eğitimdir. Eğitimdeki yarış aslında gençlerin yarın için statü kapma yarışından başka bir şey değildir.

Peki, gençler geleceğe dair umutlarını zinde tutmayı başarıyor mu?

Bu sorunun cevabı bizi gençlerin endişesine götürüyor. Gençleri endişelendiren hususların başında herkesin kabul edeceği gibi hayata tutunma endişesidir. Yani hayalini kurduğu bir yaşam standardına kavuşamamak, beklediği statüyü kazanamamak gibi. Çünkü gençler aldıkları eğitimin, edindikleri bilginin, kendilerine yükledikleri değerin hayata tutunma anlamında bir karşılık olmayacağına inanıyor. İmtiyaz, kayırma, liyakatsizlik gibi durumlar o kadar ayyuka çıktı, o kadar alenileşti ki, literatürlerine hak etmek diye bir kavram girmemektedir.

Emeğinin karşılığını alamamak, külfetin çokluğuna rağmen nimetin azlığı, her gün geriye doğru giden maddi imkânlar gençleri yarına dair endişeli kılıyor. Toplumun küçük bir kesiminde görülen şatafatla büyük kesiminde karşılaşılan yoksulluğun giderek derinleşmesi yarına dair umudu değil endişeyi besliyor. Bu yüzden Y-Z ya da alfa dediğimiz kuşakların umudu bu coğrafyaların dışında yeşeriyor. Yurt dışı beklentisi her kesimin gençliğinde fazlasıyla hissediliyor.

Bu coğrafyada bu olumsuzluklar yaşanırken sorumluluğu alması gerekenler sorumluluk almaktan kaçınıp sorumluluğu geçmişin yüküne atma gayretindeler. Aynı şekilde sorumlu bulması gerekenler de sorumluluğu kişilerin tercihlerinde değil suiistimal ettikleri değerlerin üzerine bırakıyorlar. Bu durum sonuç olarak külfete katlananların tutundukları değerlerin örselenmesine, ötekileştirilmesine ve olumsuzlanmasına yol açıyor. Külfete katlananların omuzlarında yükselen kesim içinse bu durum sadece ayrıcalığın daha sonraya bırakılmak üzere rafa kaldırılması sonucunu doğuruyor.

Sorumluluğun bu şekilde yanlış bir zeminde değerlendirilmesi, gençlerin taşıdıkları endişenin yanında gençler adına endişelenmeyi de gerekli kılıyor. Çünkü yarınlar için bu gençlerin tutunabilecekleri değer bu olumsuzlukların içinde kaybolup gidecektir. Bu yüzden gençlerin endişesine kulak verip, değerlerin hoyratça suiistimal edilmesinin karşısında durmayı bilmeliyiz. Değerlerin sürekli vurgulanması bizi sorumluluk alanına çekmemelidir. Şunu unutmamalıyız ki, bugün durduğumuz yer yarın duracağımız yeri belirleyecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?