Hikayesi Sokaklarda Yazıldı

Adam mikrofonu kendisine uzatan kadına, yorgun gözlerle bakıyor sonra başını eğiyor ve hüzün yüklü bir ses tonuyla, “Ameliyat oldum, parmağım kesildi ama çalışmak zorundayım” diyor… Çöp konteynırlarında rızık arayan yaşlı bir adamın duygularını anlayabilmemiz için soruya gerek var mı sizce? Umutları tükenmiş bir insanın halini gözlerinden anlarız ve soru sormaya ihtiyaç duymayız. 74 yaşında çöplere mahkûm edilen bir insan hiç konuşmasa, yüzümüze bakmasa dahi o hikâyenin hangi mahrumiyetleri, hangi yoksunluğu, hangi sitemleri barındırdığını hissedebiliriz. Hayatlarını açlık sınırında sürdüren bu insanlar için nefes alıp vermenin dahi müşkül hale geldiğini bilir ve soru sormaktan kaçınırız. Biliriz ki ev kiralarının, faturaların ve geçimlik ürünlerin fahiş fiyatlara ulaştığı bir süreçte bu insanların omuzlarına ağır bir yük binmiştir ve hayatlarını zorlaştırmaktadır. O yüzden onlarla karşılaştığımızda ya kendimizle yüzleşir ve o yükün ucundan tutarız ki, doğru olan budur ya da başımızı çevirir ve yola devam ederiz.

Açlığa ve yalnızlığa terk edilmişlere kapanmıştır bütün kapılar ve onların bedenlerinden önce ölmüştür hayalleri… Bu durumda nereye gidecek ve kimden destek isteyebilecekler ki! Nitekim bu insanların çözümün adresi olarak gördükleri siyasiler, israfın, kibir ve gösterişin buram buram koktuğu saraylarından açıklamalar yapıyor ve terk edilmişlerin değil, tokların sorunlarına kafa yoruyorlar. Onlar nasıl anlasınlar çöplerde rızık aramanın ne olduğunu? Anlamazlar, anlamak istemezler, dile getirseniz, başlarını kaldırır yoksulluk yok derler. Peki, böyle bir durumda siz derdinizi kime anlatacaksınız? Anlatsanız da ne olacak zaten… Zamanın Ömer’i var da ayaklarınıza kapanıp helallik mi isteyecek? Evlerine günü kurtaracak kadar rızık bırakıp, kalanı yoksullara dağıtacak dava insanları kaldı mı ki sizi hayallerinizle buluştursun…

Hayat standardınız ne olursa olsun hattı zatında hepiniz bir yaşlı adayısınız ve 74 yaşında yalnız ve yoksul bir insanın nelerle karşılaşabileceğini anlayabilirsiniz. Nitekim kalplerden sürgün edilen bey amcamızın kronik hastalıkları var fakat koşturmaktan bu sorunlarına eğilemiyor. Yaşadığı tek kişilik köhne bir odaya 600 TL ödüyor ve aldığı yaşlılık maşının dışında bir geliri olmadığından, karnını doyurabilmek için çöplerden atık topluyor. Sabahın erken bir saatinde el arabasını alıp çıkıyor ve ağrılarına aldırmadan çöp konteynırlarına doğru yürüyor. Etrafa ağır kokular saçan çöp yığınları hemen her sabah onun avuçlarına değiyor ve gün bitimi geriye koca bir yalnızlık ve hastalıkların getirdiği ağrılar kalıyor. Yoksullarla aralarına demirden zırhlar ören insanlar ona bakıyorlar ancak yaklaşmıyor, sırtlarını dönüp gidiyorlar. Komşusu çöpler kokmuyor mu, buna nasıl katlanıyorsunuz diye soruyor. Çöp kokuyor, çöp mikrop üretiyor, çöp tehlike saçıyor ama 74 yaşında bir adam çaldığı bütün kapılardan geri çevriliyor ve buna mecbur kalıyor.

Onlarca gencin, onlarca yüksek tahsil yapmış insanın işsiz ve aşsız kaldığı bir dönemde hasta ve yaşlı bir adama kim rızık verecek? Kim kucak açacak? Zaten o da bunu biliyor o yüzden kullara mudana edeceğime gider çöplerden atık toplar ekmeğimi kazanırım diyor ama bu onun hayatını oldukça zorluyor. Atıklardan elde ettiği kazanç ile kıt kanaat da olsa karnını doyulabiliyor ama kış geldi nasıl ısınacağım, faturaları nasıl ödeyeceğim diye yakınıyor ve çaresizliğini anlatırken gözerinden yaşlar boşanıyor. Başta da dediğim gibi çöp konteynırından rızık arayan bir kişiye soru sormaya hiç gerek yok, nitekim burası çaresizliğe teslim olmuş fertlerin en son uğradıkları yerdir.

Hepimiz yaşlılığa adayız ve yaşlılığımızı geçim derdinden uzak sakin ve dingin bir ortamda geçirmeyi hayal ederiz. Bu dönem bilgelik yanımız gelişmiştir ama hayatın yükünü taşıyacak takatimiz yoktur, yorgun düşen bedenimiz artık küçük bir esintide dahi savrulacak kadar zayıftır. O nedenle yaşlılığımızın ekonomik sorunlardan, kişisel çatışmalardan, yersiz kavgalardan uzak bir mekânda geçirebilmek için çareler ararız. Fakat bugün bu imkânlara ulaşmak ne yazık ki birçok kişi için mümkün olmuyor ve yaşlılığın getirdiği sorunlara bir de geçim sıkıntısı ekleniyor.

Bilinmelidir ki bir toplumun medeniyet ölçüsü yaşlı ve zayıflarına verdiği değerle belirlenir eğer yaşlılarınız, hastalarınız, zayıflarınız, açlığa, yalnızlığa ve çaresizliğe terk edilmişse sizin nasıl yaşadığınızın ve neler vaat ettiğinizin hiçbir önemi yoktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?