“Nasılsın?”

Bugünlerde gelecek hakkında konuşmak oldukça zor bir konu olsa gerek onun için gelecekten çok geçmişin uzak ve giderek griden pembeye dönen aralığında yaşamak ve onu yeniden kurgulamak daha kolay gibi görünüyor. Artık kim tarafından kurguladığının bir önemi olmaksızın “gelecek fikri” bir yeryüzü cenneti olma ihtimalinden oldukça uzaklaşmış durumda. Bu tasavvurun insanların bütün sorulanlarına çözüm getireceği vaadinin alıcısı kalmamış görünüyor. Bu zaman tasavvuru insanın hızlanan hayatında pek soyut bir yer kapladığı için gerçekçi olarak kabul görmüyor. Onun için hayatın gidişatı içerisinde insanın umut ve beklentileri onun hayatındaki kırılmalarının ana belirleyicilerinden biri olarak tezahür ediyor. İlerleme düşüncesi yerini daha çok muhafaza etme dürtüsüne kaptırmış durumda. Onun için kafası da gönlü de karışık.

Ne kendini anlayabilecek bir berraklığı yakalayabiliyor ne de anlasa bile onu nasıl ayıklayacağını, çözümleyeceğini biliyor. Her şeyin iç içe geçtiği girift bir düzlemde yaşamaya çalışıyor, Kavramlar, konular her geçen gün daha içerisinden çıkılmayacak kadar değişik değişik hallere sokuluyor. İnsanı kendinden uzaklaştıracak birçok unsur insanın hayatının tam da merkezinde duruyor. Yani insan bir nevi kılavuzunu kaybetmiş aramaya da mecali kalmamış öylece avunuyor.

Bütün bunlara rağmen insanın hayatı bir çizgi üzerinde akıp gidiyor. Her şeyin bir uçtan diğerine olabildiğince yorucu bir şekilde değiştiğini görmek bile insan için ürkütücü bir hâl alabiliyor. Bu yüzden bu kadar koşturmacası bol bir hayatın içerisinde insanın kendine bakması da giderek zorlaşıyor.

Aslında insanın ibret alma yetisini de körelten bir düzen içerisinde belki de tarihin en zorlu süreçlerinden birinin içerisinden geçmesine rağmen modern zamanların insanlarında tuhaf bir iyimserlik var. Bunun kaynağı, irfani bir noktadan değil de kendini çok daha “güçlü” addetmesinden kaynaklanıyor. Onun içinde böylesi bir tarifin içerisinde kendini bulabiliyor. Ancak bütün bunlara rağmen halen daha eski toprakların hikmet kokan cümlelerini duymak ve kendine boy aynasından bakabilmek imkânı da yok değil. Belki de bazı yazıların da kaderi böyledir. Bazen konuşmalar tekrarlanınca, hatırlamalar ve hatırlatmalar da gerekli oluyor.

Yaşlı teyzeye sordum:

“Nasılsın?”

“Ağrılarımı yenebiliyorum” dedi. Başka zaman bir büyüğümüzün yanında, böylesi bir soruya, “Yaşıyoruz işte ihtiyarlıkla” diye cevap verdi. Her ikisinde de tatmin duygusu had safhadaydı. Yüzlerindeki çizgiler uzun bir ömrün yol haritası gibi. Başka bir deyişle izleri, röntgeni... Ömür dediğin kısa ve hızla akıp giden bir nehir gibi...

İslam’da bir kaide var akıp giden suları temiz addediyor. Şöyle ki akıp giden ömrü de temiz kılan şey olumsuzlukta bir yenilgide takılıp kalmadan devam etmektir. İnsanı da yolunda sadık kılan şey onun hareketidir. Harekette insanı temizler diyebiliriz.

Nasılsın sorusunun cevapları çok önemli çünkü bu yaşanan hayat kayıp veya kazanç hanesinin hangi kefesine yakın düştüğünü gösterir. İdealleri için bir ömür çile çeken insanın cevabı şükür halinin taçlanmışıdır. Çünkü bir insan çileyle yoğrulmuşsa Rabbi ile arası her daim iyi olmuştur. Bakın peygamberlerin, davetçilerin hayatına her türlü zorluk çile onların hayatlarında mevcut. Allah’a en sevgili de onlar olduğuna göre, o zaman çilemizi, derdimizi, zorluklarımızı, yokluklarımızı sevip isyan kelimelerine tutunmadan o mukaddes güne yaklaşmalıyız.

Teyzenin sözünü uzun uzun düşündüm. Ağrıları yenmek bir olgunluğun, hâl ehli olmanın bir neticesiydi. İnsan yaşadığı hayatın ne için olduğunu bilmesiyle alakalıydı. Bu bir bilinç düzeyi ile kendimizi ara ara yoklamak lazım ve kendimize “Nasılsın?” diye sormalıyız. Bu soru hem zamanın akışı içerisinde kendimizin nerede durduğunu hem de akıp giden hayatın bizi ne hallere soktuğunu göstermesi bakımından da önem arz ediyor. Yani bir nevi kendi kendini yoklama ve duyma molası veriyor. O zaman sormaktan kaçınmayalım ve “nasılsın?” diye soralım. Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?