Sınırlar

Bir veri (muta), bir öncel (mukaddem), bir koyut (postulat) olarak oluş’un harket noktası alındığını farz edelim, varsayalım. Bu tür düşünme tarzının en tanınmış, en bilinen, ama aynı zamanda üzerinde en çok tartışma açılmış bir örneğini felsefi düşünce alanında Efesli Herakleitos’un ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Ona göre evrende (cosmos) her şey hareket, değişme, akış halindedir. Tıpkı bir ırmağın akışı gibidir ki, bu, “Her şey akar” (panta rei) biçiminde formüle edilmiştir. Gündelik dilde “değişmeyen tek şey, değişimdir” şeklinde bir deyim de vardır. Elbette yerine göre bir anlam ifade edebilir bu çeşit deyimler, ama burada kastettiğimiz, üzerinde durmak istediğimiz konu farklıdır.

“Her şey akar” biçiminde tanımlanmaya çalışılan görüşün özü “oluş” tur ve bunu en doğru, en iyi ve en güzel temsil edecek olan ilke de, Herakleitos’a göre “ateş”tir. Mantıki olarak, “oluş”, karşıtlığı, zıtlığı gerektirir, o da hareketi, değişmeyi vesaire. Felsefi düşüncenin mahiyeti, niteliği ve yöntemi gereği, “oluş”u temel alan görüşe karşı, “varlık”tan hareket eden bir başka görüş, Parmenides’in kurucusu olduğu ve Elea Okulu olarak adlandırılan görüş ortaya çıkacaktır. Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse, bu bir sınır belirlemedir. Hatta genel anlamda “sınır” ile anlatılacak olan şeyin gerekliliğidir.

Gerçekten insanın yeteneği, duygu, düşünme imkân ve gücü üzerinde irdelemede, tanımlamada, açıklama ve değerlendirmede bulunmak istediğimizde, aslında bütün bunları bir sınır içinde yaparız. Ancak burada kastedilen sınırı sadece geometrik bir belirleme araçları olan nokta, çizgi ve bunların türevleri biçiminde tasavvur etmemek gerekir. Gerçi, bilim olarak geometrinin temelinde, hemen bütün bilimlerde olduğu gibi matematik bulunmaktadır, denebilir. Dolayısıyla insanın yeteneği, duygu, düşünme imkân ve gücü bir yönüyle böyle bir işleme tabi tutulabilirse de, salt bu yoldan bunları tanımlamak, anlamak, açıklamak yeterli değildir. Başka türden sınırlara ihtiyaç duyulur. Mesela insanın sahip olduğu yetenek farklı şekillerde tezahür edebilir. Birisinin el becerisine karşılık, bir başkasının yeteneği güç şeklinde kendini gösterebilir. Ya da birisinin duygusunu dışa vurması daha kolay gelirken, diğer birisi duygusunu içinde tutmayı tercih edebilir. Daha geniş ve teknik anlamda zanaat ve sanat ayrımı yaparken, bir bakıma insanın yeteneğinin belirleyici olduğu çıkarımında bulunabiliriz.

Tanım, açıklama ve değerlendirmeyi toplum, onun bir tür örgütlenmiş biçimi sayılan devlet olguları bakımından yapmak istediğimizde, daha başka sınırlara gerek duyulacağı söylenebilir. Sözgelimi toplum denilen varlık ya da olgu, birbirlerinden bütünüyle farklı, hatta birbirlerine karşıt yeteneklerin, duygu, düşünme imkân ve güçlerin bir bileşimi olarak karşımıza çıkar. Bunlardan sadece birine öncelik, ağırlık ve önem verildiğinde, eş deyişle sınırlarını gerektiği ve doğru bir şekilde belirlemediğimizde, toplumun birliğinden, güvenliğinden, barış ve huzurundan, bir arada yaşamasından söz etmek güçleşir, bazen de imkânsız hale gelebilir.

 Aynı akıl yürütmeyi ya da uslamlamayı devlet bağlamında yapmak istediğimizde, hem bizzat devletin varlığı, hem insan ve toplumun varlığı bakımından daha belirsiz, daha imkânsız durumların ortaya çıkması, sorunların çözülemez nitelik alması kaçınılmaz olur. Devlet denilen olguyu salt iktidar ya da mutlak belirleyici bir güç olarak algılamaya yönelen bir anlayış, farkında olsun veya olmasın bir takım sınırlara riayet etme gereğinden yoksun kalacağı gibi, onu ortadan kaldırmaya başladığının bilincini de bir türlü fark edemez. Sözgelimi toplum ile doğrudan bağlantılı olan kamu yararını, kendi tanıdık ve yakınlarının çıkarıyla özdeş hale getirir, ama bunu ayırt eden sınırların kaynaklandığı ilkelerin, değerlerin ve ölçülerin anlamını, önemini takdir edemez. Ahlâki bir erdem olan özgeciliği (diğerkâmlık), bencillik ve çıkarcılık ile boğarken, erdeme uygun davrandığı şeklinde beyanda bulunmanın sakilliğin ayırtına ya varamaz ya da bir başka erdemsiz davranıştan kurtulamaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?