Anayasal bir kuruluşun yaptığına bakar mısınız?

Bahsedeceğim kurum, “tüzel” bir kişiliğe sahip. Anayasa’nın 135. Maddesi’nde belirtilen kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu. Hadi kapıyı biraz daha aralayayım; bu bir meslek odası.

Yani, anayasal bir kuruluş…

Bu anayasal kuruluş kendisini şu cümlelerle ifade ediyor;

* “Ülke ve kamu çıkarları çerçevesinde şehir ve bölge planlaması mesleği ile ilgili bütün konularda mesleğin ve meslektaşların görev ve yetkilerini düzenlemek.”

* “Oda üyelerinin birbirleri ile ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak, meslek haklarına sahip çıkmak, kent planlama ve bilimini geliştirmek.”

* “Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak uygulama ve kuram alanında mesleğin gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinlikte bulunmak.”

Böyle devam ediyor…

Gayet güzel tanımlamalar… Gerçekten de bir anayasal tüzel kişilik bunları yapmalı.

***

Peki, bu anayasal kuruluşun düzenlediği sempozyum konularına ne dersiniz! Bakalım;

1. Pandemide Kadın, LGBTİ+, Değişen/Dönüşen/Daralan Mekânlar, Gündelik Hayat,

2. Kadın Emeği, (Yeniden) Üretim İlişkileri ve Mekân,

3. Doğal Afetler, İklim Krizi ve Toplumsal Cinsiyet,

4. Kadın ve LGBTİ+ Hareketleri: Bedeni, Doğayı, Mekânı Savunmak,

5. Göç ve Toplumsal Cinsiyet,

6. Yerel Yönetimler ve Toplumsal Cinsiyet Politikaları,

7. Şehircilik Eğitiminde Toplumsal Cinsiyet.  

***

Toplumsal cinsiyet… LGBTİ… İfsad çalışmaları ve sapkın yönelişler…

ANAYASA HÜKMÜ NEREDE KALDI!

* Bu tüzel kişilik, bünyesinde gerçekleştirilen toplumsal cinsiyet çalışmalarının geçmişini, bugününü ve geleceğini tartışmak; uluslararası örgütlerle bir araya gelebilmenin zeminini değerlendirmek için 18-19 Aralık 2021 tarihlerinde online olarak sempozyum düzenliyor.

* Sempozyum için yukarıda belirtilen konu başlıklarına dâhil olan ve 500-700 sözcük içeren bildiri özetlerinin, 25 Ekim 2021 Pazartesi gününe kadar, tüzel kişiliğe sahip anayasal bu ‘oda’nın mail adresine göndermeleri isteniyor. Sunum için kabul edilen ve sunulan bildirilerin tam metinlerinin de kitap olarak yayınlanacağı ifade edilmekte.

Tam da burada sorulması gereken soru şudur; peki, anayasal bir kuruluş böyle bir argümanın/argümanların içinde olabilir mi?

Anayasa diyor ki, “Aile, Türk toplumunun temelidir…”

Peki, ama ‘toplumsal cinsiyet’ gibi toplumu ifsad edici çalışmalar, Türk aile yapısının temeline dinamit koyuyor mu, koymuyor mu? Biz ülke olarak Avrupa Birliği’nin, ABD’nin, Siyonizm’in oyunlarına alet olmak zorunda mıyız?

ANLAYANA SİVRİSİNEK

duymaz olduk seslerini

horozlar çok mu erken öttüler

kenti uyandırma görevi kaldı

müezzinlere

onların da boş camilere

hapsedilmezse sesleri

Selami Güder

[email protected]

PARASINI DÜŞÜREN ÇOCUKLAR VAKFI!

* Ecdadımız Osmanlı Devleti döneminde kurulan vakıflar... Birkaç örnek vermek istiyorum. Siz de okuduğunuzda, “Şu anda böyle vakıflara o kadar ihtiyacımız var ki!..” diyeceksiniz. Eminim. Buyursunlar; 

* Mesela, Yetimlere Yazlık Elbise Vakfı: Urfalı âlimlerden Hasan bin Alaeddin tarafından yetim çocuklara yazlık elbise almak gayesiyle 1384’te açıldı. Vakfın şartnamesi şöyle: “Yetimlere buluğ çağına gelinceye kadar bakılacak, yaza girerken yazlık elbise alınacaktır...” 

* Mesela, Öğrencilere Piknik Vakfı: Melek Ahmet Paşa’nın kızı Fatma Hanım’ın 1716’da İstanbul Fatih’te kurdurduğu vakıf, sıbyan mektebi (ilkokul) talebelerini, biri kiraz vaktinde (ilkbahar) diğeri üzüm vaktinde (sonbahar) olmak üzere yılda iki defa pikniğe götürdü. 

* Mesela, Yetimlere Eğitim Vakfı: Fatma Hatun’a ait 16 Ekim 1612 tarihli vakfiyenin çalışma alanı kapsamında, Hacı Hüsrev Mektebi’nde okuyan yetim çocukların bütün masrafları karşılandı. 

* Mesela, Parasını Düşüren Çocuklar Vakfı: Annelerinin babalarının alışveriş için verdiği parayı kaybeden çocuklar yararına, başta Tunus olmak üzere Osmanlı coğrafyasının pek çok köşesinde kurulan bir vakıf. 

* Mesela, Öğrencilere Bayramlık Elbise Vakfı…

* Mesela, Muallimlere Tütünü Yasaklayan Vakıf: 1833’te Diyarbakır’da kurulan vakıf, ilkokul öğretmenlerinin tütün kullanmasını engellemek için çaba gösteriyordu.  

* Mesela, Çocukları Gezdirme Vakfı: Eski Matbah-ı Amire Emiri Haseki Hacı Mustafa Ağa’nın 1768’de İstanbul’da kurduğu vakıf, yılda üç bin akçe sarf edip çocukların temiz hava alarak eğlenmelerini sağladı. 

* Mesela, Öğretmenlere İkramiye Vakfı: Sultan Abdulaziz’in annesi Pertevniyal Sultan tarafından kurulan vakıf, bayram hediyesi olarak her Ramazan Bayramı’ndan önce her bir öğretmene birer maaş tutarında ikramiye verdi. 

* Mesela, Öğrencilere Alfabe Vakfı: Penah Süleyman Efendi’nin 1785’de İstanbul’da kurduğu vakıf, okumaya yeni başlayan öğrencilere, alfabe kitabı alınıp dağıtılmasını temin etti. 

* Mesela, Fakir Kızlara Çeyiz Vakfı: Ayşe Revnak Hanım tarafından kurulan vakıf, evlenmek üzere olan fakir kızların çeyizlerini tamamladı, düğünlerini yaptı. Geriye para kalırsa, fakir çocuklara düğün elbisesi alındı ve o yıl için ayrılan paranın mutlaka o yıl harcanması sağlandı.  

* Mesela, Mahalle Fakirlerini Gözetme Vakfı…

* Mesela, Yoksullara Et Vakfı: Rodos’ta kurulan Hacı Ümmü Gülsüm Hanım’a ait vakıf aracılığıyla, her yıl Ramazan Bayramı geldiğinde koyun eti alınarak dağıtıldı.  

* Mesela, Fakirlere Meyve Yediren Vakıf…

***

Sormak isterim; böyle bir ülkede huzursuzluk olur mu?

SALİH TURHAN’IN HASSASİYETİ!

Geçen yazımda, İstanbul’da AGD’li gençlerin sabah namazını camide kıldığını, ulvî bir faaliyet içinde olduklarını yazdım. Ve AGD ile ilgili görüşlerimi ifade ettim.

Çok sayıda mesaj, telefon aldım. İki mesajı sizinle de paylaşmak istiyorum;

* Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Genel Başkanı Salih Turhan aradı. “AGD’yi çok güzel özetlemişsiniz…” diyerek teşekkürlerini iletti.

* Almanya/Berlin’den mesaj yollayan Maaile dergisi yazarı Safiye Gül şunları ifade etti: “Her Pazar günü Berlin’de olduğu gibi Avrupa’nın her yerinde AGD ve Saadet’li gençler tüm ehlisünnet camilerinde sırayla sabah namazında cemaat halindeler…”

Ne güzel…

***

Buraya yazamadığım mesaj, mail gönderen, telefon eden tüm okurlara çok çok teşekkürler…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Öztürk - Adamlarin derdi avrupadan gelecek paralar. Bu tipler para icin herseyini satarlar. AKP bunlari gizliden destekliyor.

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 20 Ekim 21:49
01

Ahmet Demir - Bu anayasal kuruluş kimse kendisiyle tenakuza çelişkiye düşmüyor mu?

Sen anayasaya göre görev yap. Bütün imkanlardan yararlan. Sonra da aileyi yok edici çalışmaların içinde ol. Yemezler....

Aile devletin temeli. Aileyi yok edersen devlet sarsılır.

Bu anayasal kuruluşların dönüp kendilerine şöyle bir bakmaları şart...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 20 Ekim 07:55


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?