Pandemi, yetişkinlerin de ayarını bozdu 

Yüz yüze eğitimin başlamasının üzerinden 40 gün geçti ve bu süre içinde öğretmenler öğrencilerini yakından izleme, çocukların yaşadıkları değişimleri gözlemleme imkânı buldular. Hemen belirteyim ki, öğretmenler ve okul yönetimlerinin gözlemleri baştan sona sadece olumsuz değil elbette. Ancak, olumsuz bulgular da az değil. Olumlu diyebileceğimiz bir takım değişikliklerin başında okul, öğretmen ve arkadaşları ile bir araya gelmeleri gençlerde bir sosyalleşmeye yol açıyor görünüyor. Ancak, bunun yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü okul ve arkadaşlarından ayrı geçen 1.5 yıl boyunca çocuklarda ciddi değişimler oluştu. Bunun başında gençlerin toplumdan ve gerçek hayattan kopmaları, sanal dünyada kaybolmaları geliyor. Ancak, bu değişim isterseniz buna başkalaşım da diyebiliriz, sadece çocuklarımızda ortaya çıkmış değil. Bir toplu taşıma aracına binip bir süre yolculuk ettiğinizde etrafınızdaki yetişkinlerin büyük bir çoğunluğunun ellerindeki telefonların sanal âleminde kaybolduklarını görmek zor değil. Bunun ötesinde iş yerinizde ya da bir dost ziyaretine gittiğinizde dört kişi iseniz en az iki, hatta üç kişinin konuşmalarınıza arada bir cümle ile katılıyor olsalar da onları esas meşgul edenin arkadaş ortamı ve konuştuklarınız değil, ellerindeki telefon aracılığı ile girdikleri sanal dünya oluyor. Sonuç olarak pandemi sadece çocukları ve gençlerin değil, yetişkinlerin de önemli bir kısmının ayarını bozmuş durumda.

Elbette bu işin çözümünü araştırmak fert olarak bizlerden çok ülkeyi yönetenlere düşer. Çünkü söz gelimi bindiğiniz toplu taşıma aracında maskesiz yolculuk edenlere ya da maskesiz olarak araca binmeye çalışanlara hatırlatma yaptığınızda iş kısa zamanda kavgaya kadar varabiliyor. Bir de bir kesim var ki, pandemi kurallarına uymamayı özgürlük hakkı olarak görüyor. Böyle olunca kurallara uymaya çalışanlar ile uymamayı özgürlük olarak görenlerin anlaşması mümkün olmuyor. Bu da ister istemez daha evinden işyerine gidene kadar pek çok insanın sinir sisteminin altüst olmasına sebep oluyor.

Bu noktada pandemi kurallarına uymamayı özgürlük hakkı olarak görenlerle karşı görüşte olanların hangisinin haklı olduğu ayrı bir tartışma konusudur. Ancak, bize uzun yıllar okullarda öğretilen husus her ferdin özgürlükleri vardır ama benim özgürlüğüm bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter. Yani, ben özgürlüğümü bir başkasının özgürlük alanını ihlal ederek kullanamam. Elbette bize yıllarca öğretilmiş bu yaklaşım tartışma konusu olabilir. Hatta birilerinin söylediği gibi yaklaşık iki yıldır böyle bir salgın olmasına rağmen toplumlar kandırılmış da olabilir, ben şahsen böyle bir kandırılmayı kabul etmiyorum. Kabul etmiyorum ama böyle bir şey olamaz da demiyorum. Dediğim, ortada bir salgın var. Bu salgın ister Çin’de bir laboratuarda üretilmiş virüs yoluyla dünyaya yayılmış olsun, ister farklı ülkelerde ortaya çıkmış olsun sonuç olarak ortada bir vaka var ve vakaya karşı gerekli tedbirlerin alınması öncelikli olarak devletin, sonra fertlerin görevidir. Çünkü böyle bir salgın insanlar kandırılıyor demekle ortadan yok olmuyor, her gün ülkemizde bile yeni 20 binin üzerinde vaka tespit ediliyor. Eğer yapılan açıklamalar gerçeği yansıtmıyor ise bu konuda bir takım gerçeklerin ortaya konulması ve bunların da inandırıcı olması gerekir. Söz gelimi günlerini polikliniklerde laboratuarlarda geçiren doktorlarımız ve bilim adamlarımız var. İşin gerçeğini tespit ve açıklamak öncelikli olarak bunlara düşer. Benim oturduğum yerden ahkâm kesmemin fazla bir anlamı olmaz. Benim için önemli olan etrafımda gördüklerim ve yaşadıklarıdır. Gördüklerim ve yaşadıklarım ise bir salgının olduğunu gösteriyor.

Yüz yüze eğitimde geride kalan 40 gün içinde öğretmenlerin öğrencilerde tespit ettiği hususları birer cümle ile aktararak yazımı sonuçlandırmak istiyorum.

En önemli tespit; pandemi sebebiyle 1.5 yıl eğitimden uzak kalan öğrenciler uyum sorunu yaşıyorlar. Bencilleşmişler. Göz teması kuramıyorlar. Dikkatleri azalmış. Disiplin sorunu yaşıyorlar. Yazmayı unutmuşlar. Tüm bunların sebebi ise yavrularımızın kendilerini sanal dünyada kaybetmiş olmalarıdır. Yetişkinlerin de çocuklarımızdan fazla bir farkı olmadığını yukarıda aktarmaya çalıştım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yasin Üstündağ - Mümin hak ile batılı ayırd edebilmeli bir dalgada batılın sularına kapılıp orada yelken açıyorsak dur bir dakika bu kayık nereye gidiyordu ben nereye gidiyordum ? Bir süre önce , bunun suni bir salgın oldugunu söyleyenler ile bunun doğal bir salgın olduğunu söyleyenler eşit bir çizgiye gelmişler, sorunlara koyulan teşhis önemli bakış açınızı tamamen bu belirliyor. Amma velakin elimize de bir söz hakkı geçmesin bunun çok çabuk bir kavga ve üstünlük meselesine dönüştüğünü görüyoruz toplumda. Belki de sorun maske falan değil, bu tür durumlarda benim gördüğüm bariz elimde sopa var bak durumu. İnsanın durduğu yer önemli gördüğü yeri belirliyor çünkü; mesela Teknoloji ile aşama aşama yalnızlaştık şimdilerde ise antisosyalliğinizi gizlemenin belkide en kolay yolu elinize bir telefon alıp meşgul yada sosyal gözükmek oldu. Neyse bu salgına dair küçük bir not eklemek isterim ; kekik ve kara(mavi)hindiba ile yapılan sıcak bir bardak çay.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Ekim 20:31


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?