Dönüşenlerin Yolculuğu

Hızlı bir akış. Sömürge modernizminin tuzağına kapılanların gidişi. Bir çarkın içinde dönüşüm ve benzeşim tuhaf ve çarpık. Değişimlerinin farkına varmadan onun savunur hâle gelinmesi ise asıl ironiyi oluşturuyor.

Bu gidiş nereye ve ne için?

Her geçen gün insanlar, farkında olanlar birbirlerine bakıp duruyorlar, neler oluyor diye? Sadece soruyorlar. Çünkü bu ağır çarkın etkisinin kuşatıcılığı ve sarsıcılığı insanları umutsuzluğa ve karamsarlığa itiyor. Bu sorunun soruluş nedeni de bu. Çözümsüzlük ve karamsarlık, bedbinlik ve yılgınlık.

Değişenler içinde bulundukları durumu ileri bir aşama gibi görüyorlar. Ya da artık onun sözcüleri ve yaşayanları konumundadırlar. Bir çarpılmışlık söz konusu.

Edebiyatın ve şiirin gücü burada ortaya çıkıyor. Şair ve düşünen yazarların farkında olduğu, sezdiği bu uzaklaşış bir yıkılmışlığa neden oluyor. Yıkıntı üzerindekilerin coşkusu mu diyelim, şaşkınlıkları mı diyelim hem saçma, hem de uçurumu oluşturmaya neden oluyor.

Bir milletin varlığı değerleri üzerine olur. Yüz yıllardır kişilik sahibi yapan ve erdemli kılan yapı. İnsanlığın yüz akı, huzuru olan bir medeniyetin kimi sıradanlıklara ötelenmesi kabul edilemez. Çünkü sömürge zihniyetinin insanlara sindirdiği kölelik ruhu, nesne olma konumu ve aracılıkları kendilerine bir yarar sağlamıyor. Sadece sıradanlaştırıyor.

Bunalımlar çok yönlü. İnsanların huzursuzlukları ve tedirginlikleri giderek artıyor. Güven duygusu azalıyor. İyi yapılan işler, eylemler bile görünmez oluyor. Çünkü olumsuzluklar üzerine kurgulu olanlar sağlıklı bakmayı engelliyor.

Hızlı gidişin baş döndürücülüğünde nelerin olup bittiğinin doğaldır ki farkına varılamıyor. Çünkü odaklanılan ve meşgul olunan sadece bir gidiş. Bir milletin bu kadar sürede kendinden uzaklaştığı, gelişme adına hiçbir şey yapamadığı bir gerçek. Sadece görünümdür değişim. Bu hem zihnidir hem de görünümdür. Büyük çarkın dişlilerine kapılınınca onun sıradan bir nesnesi olunuyor.

İnsanların tüketimdeki ölçüleri başarı olarak görülüyor. Tüketilen ve çöpe atılan. Ya da tüketilerek yeme ve içmenin sınırsızlığındaki durumlar gibi. Bir yandan rol gereği üstlenilen kimi durumlar sadece söz olarak kalıyor, hiçbir zaman eyleme dönüşmüyor.

Tüketim sıradanlıkları bile dikkat alanına çekiyor. Örneğin çalı çırpı günü bile ilân edilebilir. Günlerden geçilemiyor. Bunlar sadece bu işleyişin mantığını göstermesi bakımından dikkate değer veya üzerinde durulmaya.

İnsanlığın huzuru ve gelişim genel bir tablo gerektirir. Kimi kesimlerin huzuru insanlığın huzur anlamına gelmiyor. Burjuvazi kendi dünyasının temsilinde yakaladıklarından vazgeçmek istemiyor. Ödünsüzdür. Batı ruhunun oluşturduğu anlayışla onlar bir katmana mensupturlar. Alttakilerin kendi düzeylerine varmalarına razı olmadıkları gibi, oralarda olmalarından memnuniyet duyuyorlar.

Toplum çatışmalarının bir nedeni de budur. Geçmişte Batıcı ideolojilerin sözcülüklerine yapanların sığınakları ve dayanaklarıdır bunlar. Keskin ideolojik saldırılar olunca ister istemez kimi taraflar kabuklarına çekiliyor ve siniyorlardı. Bugün için ideolojilerin keskinliğinden söz edilemez. Ama artık ipin ucu çoktan kaçmıştır, o şeye dönüşülmüştür.

İçinde bulundukları yolun ve yolculuğun durumudur kendilerini ilgilendiren. Gittikleri uçurumun yürüyüşünün sürekliliğidir. Sonu nereye varırsa varsın düşüncesindedirler.

Bu yolu tutturanlar yanlışlarının farkında olmadıkları gibi diğerlerinin de aynı yolda olmalarını isterler. Dilemenin ötesinde baskı kurarlar.

Millet olma bilincini yitirdiklerinden daraltılmış bir çekirdek içinde kalmaya razı olurlar. Birlikteliğin gücünü önemsemezler. Kendi dünyalarının merkezinde başkalarına yaşama hakkı tanımazlar. Kendilerine uyanlar ya köleliğe razı olurlar ya da o hayatın dışında kalırlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Saadet deyim - INANDIGINIZ GIBI YASAMASSANIZ YASADIGINIZ GIBI INANIRSINIZ

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Ekim 23:05


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?