Hız dünyasında fotoğrafın bütününü yakalamak

Her şeyin çok hızlı yaşandığı, çok hızlı tüketildiği, çok hızlı karar verildiği bir yaşam tarzına sürükleniyoruz mu demeliyim çoktan böyle bir dünyaya alıştık mı demeliyim emin olamıyorum. Zira bu hız hep hayatımızdaymış gibi. Fakat her geçen gün hızın daha da artığını hissediyoruz. Çok olan şeyin fayda sağlayacağı düşüncesinden hareketle çok hızlı hareket edebilme imkânı cazip geliyor. Bu hız tutkusu ise bizi büyük bir kaosun içine sürüklüyor.

Hızın çok olduğu yerde tüketim de çok olur. Sahip olduğumuz ne varsa, dünyamızı güzelleştiren ne varsa bir bir tüketiyoruz. Hıza olan bu tutkumuzun nelere neden olduğunun farkında bile değiliz. Hızlı aletlerin üretimi işlerin hızlı bitmesine, işlerin hızlı bitmesi de bize daha fazla zaman bırakmalıydı. Ancak tam tersine işlerin hızlı bitmesi zamanımızı tüketiyor. Böylesi hızlı bir dünyada duygularımız da hızla değişiyor. Sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, başarılarımızı tam anlamıyla yaşayamadan tüketiyoruz. Her şeye yetişelim derken hiçbir şeyin tadını yaşayamadan geçip gidiyoruz.

Hızın aşırı olduğu yerde düşünecek çok vaktimiz de olmuyor haliyle. Hızla alınmış kararların sonucu muğlâktır. Bizi hedeften saptırabilir. Yanlış kararlara, yanlış olayların içine sürükleyebilir. Bir anda hiç istemediğimiz bir durumun ortasında bulabiliriz kendimizi.  Durup düşünebilmek, olayları tartabilmek için vakte ihtiyaç duyarız. Bunun için hıza değil sakinliğe ihtiyacımız vardır. Ne yazık ki şu an bulabildiğimiz en az şey sakinlik. Yığınla işi olan, duygularını sağlıklı bir şekilde yaşayamadığı için hissizleşmiş, düşünebilecek vakti olmadığı için bu hızın oluşturduğu akıntıya kapılan bir insan robot değildir de nedir?

Bir olay yaşandığında olayın tarafları ve seyircileri olayı kendi pencerelerinden gördüklerine göre yorumlama eğilimindedirler. Kendi penceremizden gördüklerimiz bizim için gerçektir. Bu gerçek üzerinden haklı-haksız, doğru-yanlış gibi hükümler veririz. Ancak tüm pencerelerden baktığımızda elde ettiklerimizi bir araya getirdiğimizde ortaya çıkan gerçek bambaşka olabilir. Demek ki olayları doğru yorumlayabilmek için fotoğrafın bütününe bakmak gerekmektedir. Hızlı yaşadığımız için bu da mümkün olmuyor ve ilk pencereden elde ettiklerimizle hüküm vermeye çalışıyoruz. Haliyle sıklıkla yanılıyor, birbirimiz hakkında yanlış hükümler veriyoruz. Böyle böyle birbirimizi tüketiyoruz.

İnsani hallerimizde yaşadığımız bu sorunlar bireysel anlamda bize eksi katmakla kalmıyor birbirimizle olan ilişkilerimizi de olumsuz etkiliyor. Bir caddede telaşla oradan oraya koşuşan insanlar düşünün. Bu insanların birbirine çarpmaması mümkün müdür? Hele bir de caddede güvenlik sorunu varsa bu koşan insanlardan bazılarının zarar görmesi kaçınılmazdır. Dahası insanların birbirlerine zarar verme olasılığı vardır.

Caddede hızla oradan oraya koşan insanların birbirlerine verdikleri zarar gibi istemeden birbirimize zarar veriyoruz. Biraz durup dinlenmeye, olayların bütününü görmeye, birbirimizi dinlemeye ihtiyacımız var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Arifasya - Dunyevi kaygilar pesinde,ruzgarin onunde savrulan suursuz bir yaprak gibi ucup gidiyoruz.ta ki ruzgar sonunda bizi bir yere yapistirana kadar...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Ekim 20:33


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?