“Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün”

Son okuduğum kitap, Ebu Hanife. Selahaddin Eyyubi’yi de yazmış olan Fatma Türk Toksoy’un kaleminden enfes bir çalışma. Keşke büyük imamın hayatı okullarda ders olarak okutulsa, dedim. Bir köşe yazısına sığmayacak şekilde kitaptan elliyi aşkın başlık çıkardım.

Doğumundan önce anne-babasının ahlâk üzerinde, helal lokma üzerinde nasıl titizlendiğini, değerli çocukluğunu, mümtaz gençliğini, ticaret hayatından, zenginliğinden vazgeçip ilmi seçip, evladından geçimi için sadece ekmek alabilmek üzere aylık iki dirhem isteyişini çok sevdim.

Devrin sultanından gelen hediyeleri asla kabul etmemesini, dahası sultanın makamlarını, kadılık tekliflerini hep elinin tersi ile itmesini, Hz. Ali evladının haksızlığa uğradığını her daim söyleyip, hilafet onların hakkı deyip, Ali çocuklarının isyanında her seferinde onları destekleyen direniş yüklü yüreğini çok sevdim.

Bütün bu aykırı davranışlarının sultanı çok kızdırmasını, her seferinde makamları reddetmesi ile gelen mahpusluklar, işkenceler, sopalar, başına vurmalar ile ayakta duracak halinin kalmaması ve en sonunda hapiste zehir verilip evine gönderilerek büyük imamın öldürülüşünü, onurlu yaşamı ve haysiyetli ölümüne hayranlığım nasıl arttı.

Ölümünden sonra da, temiz bir toprak parçasına gömülememek düşüncesinden aklı çıkar, evladına vasiyet eder; “Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün” der. Günümüz açmazlarını kendi zamanında, milimi milimine yaşamıştır büyük imam.

Ebu Hanife, sultandan hediye kabul etmemesini bir arkadaşına şöyle açıklar: ”Bu öyle bir adamdır ki, eğer hediyesini kabul etmezsem kızar, kabul edersem onun hakkında çirkin gördüğüm şeye, onun dinine girmiş olurum.” Yani özgür şekilde fetva veremeyeceğinden, sultanı rahatsız etmeyecek kararlar vereceğinden korkmuştur. Hz. Ali evladının isyanını, fetva vererek manen desteklediği gibi, madden de desteklemiş onlara ciddi paralar göndermişti. Devrinin en büyük âliminin, halifeye isyan edenleri tutması, bu büyük muhalifliği ona pahalıya mal olmuş, hayatı boyunca bu isyana desteğinin ceremesini; hapislerle, işkencelerle en sonunda zehirlenip öldürülerek çekmişti.

Bugün mümkün müdür insanların makamları kabul etmemesi. Mührü kabul etmediği için İmam-ı Azam hapse atıldı, dayak yedi, işkence gördü. Başmuhafız, “Bu işin çıkışı yok, ya kabul edersin ya da ben sana emri uygulamak zorunda kalırım “dedi. Ebu Hanife mührü kabul etmedi. İşkence başladı. Aç bırakıldı. Zaten verdikleri yemeği de helal değildir deyip yemiyordu. Günlerce kırbaçlandı. Kırbaçtan ölecek hale geldi. Darbelerden başı ve yüzü şişmiş, tanınmaz haldeydi.

Baş Kadılık makamını reddeden büyük imam, bugünün makam sevdalılarına hiç uymamakta, başına vura vura mührü kabul ettiremiyorlar bir türlü. Halife Mansur her gün bir elçi gönderiyor hapishaneye, “Makamı kabul et, kurtul” diyordu elçi ona. Ebu Hanife de reddediyordu her seferinde, en ağır acı veren işkencelere karşın. Daha ağır işkencelerle kan topuklarından çıkmış bu şekilde çarşı pazarda dolaştırılmıştı. Kimi kaynaklara göre bu işkencelerden öldü, kimilerine göre de işkencelere ek olarak zehirletildi de. Hapishanede secdede ruhunu teslim etti. Zehir verilerek hapisten çıkarılıp evinde öldüğü rivayeti de vardır.

Ölmeden evvel oğluna, “Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün” diye vasiyet eder. Vasiyeti yerine getirilir. Adeta haram-helal sınırına dikkat etmeyen âlimlere ve sıradan halka da büyük imam yüzlerce yıl önceden göndermede bulunur: “Yatacak son yerinizi dahi temiz topraktan seçin.” Büyük imamın ahlâkından, dünyaya kıymet vermeyişinden, direnişinden, örnek yaşamından yeni kuşakların etkilenip onu model almaları, çoğalmaları dileğiyle. Değerli yazar Fatma Türk Toksoy, acilen okullara davet edilmeli, büyük emek vererek hazırladığı kitabından pasajları, yeni yetişen gençlere aktarmalıdır. Çok faydalı olacağına inanıyorum.

Zira ne yazık ki gençlerin örnek aldığı fenomenler, zehir saçarken; Ebu Hanife gibi yıldızlar gökyüzünde yalnız bırakılmamalı, yeni nesillerin yüreklerine nakşedilmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Ercan İlgün - Bir müsliman Ebu Hanife demez.İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri der ve yazar.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Ekim 17:01
02

Nurettin Gedikoğlu - Rabbim büyük imamın ahlakıyla bizleride ahlaklandırmayı nasip etsin inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Ekim 09:57
01

Nurettin Gedikoğlu - Değerli kardeşim keşke okullarda ders olarak okutulsa yazan ellerine sağlık Rabbim sizden razı olsun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Ekim 09:54


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?