Şahsiyetçi nizam hedefimiz

Âlemlerin Rabbine, yaratıcısına, devam ettiricisine, büyükler arasındaki büyük değil tek büyüğüne inanan her Müslüman, şahsiyetçi nizamı kurmalıdır. Milyonlarca yıldızı, gezegeni, trilyonlarca galaksiyi, çeşit çeşit bitki ve hayvanı, hayatı, içindekileri ve ölümü yaratan, her daim yaratmaya devam eden, kâinattaki nizam ve intizamı devam ettiren sürekli devam edecek ahiret yurdunu yaratan ve devam ettirene bezm-i elest’te verdiğimiz sözü yerine getirmek için şahsiyetçi nizamı kurmalıyız.

Âlemlere rahmet, Nebbiyyi muhterem, Resûl-üs-Sakaleyn, Hâtem-ül Enbiya Hz. Muhammed Mustafa’nın hayatını örnek alarak sünnet-i seniyyeye ittiba ile Efendimizin yolundan bir milim ayrılmamayı hedefliyorsak şahsiyetçi nizamı kurmalıyız.

Peygamber Efendimizin yol arkadaşları ashab-ı kiramın yani gökteki yıldızlar topluluğunun sadakatini, cesaretini, fedakârlığını, ülfetini, muhabbetini, yardımlaşmasını görerek imreniyor ve onları yolumuzu aydınlatan kandiller gibi görüyorsak şahsiyetçi nizamı kurmalıyız.

Allah-u Teâlâ, Muhammed Aleyhisselam’ın getirdiği İslâm’a ters düşen her dinin merdud (reddedilmiş) olduğunu, o din mensupları kendi dinlerinin bozulmamış halini öğrenip yaşasalar bile son Peygamber’e iman etmeden asla kurtuluşa eremeyeceklerini bildirdiği: “Ey Resulüm de ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize gelen, Allah’ın Peygamberiyim. O Allah ki, yer ve göklerin tasarrufu O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur, öldürür ve diriltir. Onun için hem Allah’a hem de bütün kelimelerine iman getiren o ümmî Peygambere iman edin ve o peygambere uyun ki, doğru yolu bulasınız” (A’raf 157-158) ayetine inanıyorsak şahsiyetçi nizamı kurmalıyız.

“Her kim İslâm’dan başka bir din ararsa asla kabul edilmez ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur” (Al-i İmran, 85), “Allah katında din, şüphesiz İslâm’dır” (Al-i İmran, 19). “Bugün kâfirler sizin dininizden endişeye düşmüşlerdir. Artık onlardan korkmayınız, benden korkunuz, bugün sizin üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâmiyet’i seçtim ve beğendim” (Maide, 3) emirlerine inanıyorsak şahsiyetçi nizamı kurmalıyız.

Allah-u Teâlâ, “O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resulünü hidayet ve hak din ile gönderendir” (Tevbe, 33) buyurarak Yahudilik ve Hıristiyanlık da dâhil bütün dinlerden İslâm’ı üstün kıldığını bildirmektedir. Eğer buna inanıyorsak mutlaka şahsiyetçi nizamı kurmalıyız. “(Ey Muhammed ümmeti)! Siz beşeriyet (insanlık) için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, fenalıktan alıkoyarsınız ve Allah’a imanınızda devam edersiniz…” (Al-i İmran, 110) ayetinde bize yüklenilen misyonun farkındaysak vakit geçirmeden şahsiyetçi nizamı kurmalıyız.

“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez” (Maide, 51) ayetini ve sonra Müslümanların gerçek dostlarını işaret eden, “Sizin veliniz Allah ve Resulü’dür. Bir de inanarak namaz kılan, zekât veren ve emre uyanlar” (Maide, 55) ayetlerindeki mesajda ister Yahudi, ister Hıristiyan, ister müşrik olsun yeryüzünde zulmü yaygınlaştıran kim varsa bunların cezasız bırakmayacağını vadeden Allah-u Teâlâ’nın, “(Ey Resulüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor” (İbrahim, 42) emirlerinden haberdarsak, Siyonizm’in ve küresel emperyalizmin dünya hâkimiyetine son vermek için şahsiyetçi nizamı kurmalıyız.

Allah-u Teâlâ, bütün zulüm ve gözyaşlarının Müslümanların eliyle düzeltilmesini emretmektedir: “Onlarla savaşın ki, Allah sizin elinizle onları cezalandırsın, onları rüsvay etsin; onlara karşı size yardım ve zafer nasip etsin ve (baskı ve zulüm altındaki) mümin toplulukların gönüllerini ferahlatsın” (Tevbe, 14). Yeryüzünde Allah’ın (C.C.) hükümranlığını tanımayan Yahudi ve Hıristiyanlara İslam’ın hükümlerine boyun eğdirmeye yönelik Kur’an-ı Kerim’deki, “O kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Peygamberin haram ettiği şeyi haram tanımayan ve hak dinini (İslâm’ı) din edinmeyen kimselerle; onlar hor ve küçülmüş oldukları halde kendi elleriyle (boyun eğerek) cizye verinceye kadar savaşın” (Tevbe, 29) ayetlerinden haberdar isek kuracağımız şahsiyetçi nizamda Allah’ın hükümlerini uygulamaya başlamalıyız.

Kâfirlerin ancak güçten anlayacağı hakkında, “Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihat et, onlara güç göster. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir” (Tevbe, 73/Tahrim, 9), “Onlar sizde sertlik ve üstün gayret görsünler. Bilin ki, Allah (kötülükten ve adaletsizlikten) sakınıp korunanlarla beraberdir” (Tevbe, 123) emirlerine uymak istiyorsak şahsiyetçi nizamı kurmalıyız.

Yeryüzünde zulmün yok olup, adaletin hâkim olması, Allah’ın nizamının hayatımızın her alanında belirleyici, etkili ve hâkim olmasını istiyorsak önce şahsiyetçi nizam İslâm’ı kendi nefsimizde/içimizde kurmalıyız. Sonra ailemize, akrabalarımıza, sonra toplumsal hayata, sonra bütün bir ülkeye şahsiyetçi nizamı genişletmeliyiz. Bu da yeterli değildir. Allah’ın nizamını tüm dünyaya hâkim kılmak için uğraşmalıyız. Böylece kalbimizde kurduğumuz şahsiyetçi nizam, küresel şahsiyetçi nizama dönüşmelidir. Nihai hedefimiz bu olmalıdır. Çalışmak bizden yardım Allah’tandır.

Ve unutmamalıyız ki bir gün mutlaka “büyük şahsiyetçi nizam=İslâm devleti” kurulacaktır. Müslümanlar, yeryüzünde zulmün kaybolup adaletin ve Allah’ın nizamının hâkim kılınması için uğraştığı zaman, zaferin geleceği İsrâ Suresi’nin 81’inci ayetinde şöyle müjdelenmektedir: “Yine de ki: Hak geldi, bâtıl zâil oldu! Şüphesiz ki bâtıl, yok olmaya mahkûmdur.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?