Oğuzhan Bey (Ağabey) -3-

Gene Oğuzhan Bey’in anlattığı önemli bir ayrıntı daha: Müslüman ülkelerin üniversitelerinde okuyan, mezun olan öğrenciler yurda döndüklerinde görev alamıyorlardı. Mısır’ın Ezher, Bağdat, Ürdün ve Pakistan gibi ülkelerin okullarında okuyan gençlerdi bunlar. Avrupa okullarına gidenlerin denklikleri var, istedikleri kurumlarda görev alıyorlar. “Bu konuyu Bakanlar Kurulu’nda sık gündeme getiriyoruz, fakat ya oyalanıyoruz ya da savsaklanıyordu. Mustafa Üstündağ, “Talim Terbiye özerk olduğu için Talim Terbiye başkanına bunu yaptıramıyoruz” diye yakınıyordu. Ben de ona, “Eğer emirlerini yerine getirmiyorsa senin onu görevden alma yetkin var” dedim. Bakanlar Kurulu’nda konu gündeme geldikçe bir sonuç alınamıyordu. Bir gün Millî Eğitim Bakanı beni aradı. “Sayın bakan, babam cuma namazı çıkışında başındaki takkeyi çıkarmadığı için jandarma karakola götürmüş. İlgilenir misiniz?” dedi, ilgilendik. Valiyi aradık, çıkardılar babasını. Mustafa Üstündağ Konya Seydişehirli, babası emekli müftü. Mustafa Üstündağ bir saat sonra aradı, babasını serbest bırakmışlar. Teşekkür etti. Bu durumun sonraki Bakanlar Kurulu toplantısına gelince Mustafa Üstündağ, “Müslüman ülkelerin okullarından mezun olanların denklik işini hallettik” dedi.

“Nasıl oldu?”

“‘Halledeceksen et, etmeyeceksen seni görevden alıyorum’ deyince oldu.”

28 Şubat’a kadar bir sorun yoktu. 28 Şubat sürecinde yeniden eski uygulamaya dönüldü. Ne yazık ki bu sorunu başta bu kadrolar çözmüşken, 28 Şubat’ın bu günahını da Erbakan Hoca ve arkadaşlarına yüklediler.

***

Müslümanlar üzerinde ağır baskılar vardı. Hem kimi provokatif olaylar oluyor hem de durduk yerde kimi cemaatlere ve topluluklara baskılar düzenleniyordu. Ticaniler diye provokatif bir olay oldu, bu bahane edilerek İslâmî düşünüşe mensup olanlar içeri atılıyordu. Nur cemaati o zamanlar evlerde risale okuyor, sohbetler yapılıyordu. “Nur ayini yapılıyor” diye toplayıp götürüyor, kodese tıkılıyordu. Mehmed Şevket Eygi’nin Bugün gazetesi kapatılmış, Kadir Mısıroğlu ile ikisi yurt dışına gitmişlerdi. Şule Yüksel Şenler Hanım içeride. Üstad Necip Fazıl’a soluk aldırılmıyor, Üstad Sezai Karakoç İslâm’ın Dirilişi kitabından dolayı mahkûm olmuş. CHP ile MSP birlikte düşünce suçlarını kapsayan 141, 142, 146, 163 maddelerine dahil olanlar için bir af kanunu çıkarmak için anlaştılar. Meclis’e gelince 163. madde ile ilgili af geçti, MSP’de yer alan bir kanat, Gündüz Sevilgen, Hüsamettin Akmumcu ve bir grup arkadaşları Meclis’ten çıktılar, oylamaya katılmadılar. CHP Anayasa Mahkemesi’ne gidince onlar da serbest kaldılar. Bu af yasasına katıldıkları için MSP için, “Sağcılar, Yeşil Komünistler” dediler ve saldırılarını hızlandırdılar. O zaman merhum Erbakan Hoca, mealen, “Bir tek Şule Hanım’ın hapisten çıkması için bile bizim bu affı çıkarmamız için yeter bir sebeptir” demişti. Kaldı ki çok isim vardı içeride. Onların hepsi hapisten çıktı. Nurcular ne yazık ki en çok Millî Görüş hareketinin karşısında yer aldı. Süleyman Demirel ile birlikte oldular.

***

Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında en önde olan isimlerdendi. Ecevit ile Birlikte Londra’ya gitti, eşlik etti. Çünkü CHP, Amerika’nın ve Batı’nın baskısından çekiniyordu. Bir an önce sonlandırmak istiyordu. MSP ise bu konuda çok daha ısrarcı ve sonucun alınması için çaba gösteriyordu. Amerika o zaman her türlü ambargoyu uyguladı. Arap ülkeleri uçak benzini bile vermiyorlar. Oğuzhan Bey’in başkanlığında bir heyet Libya’ya gitti. Merhum Kaddafi bize hem uçak benzini, uçak lastiği verdi. Bir de omuzlarında uçağa taşıdı. O zaman Kaddafi ile birlikte çekilmiş bir fotoğrafları vardı. Bunu çerçeveleyip saklamıştım. Tabiî o zamanki arşiv saklama alışkanlığımız ve bilincimiz olmadığı için yitti. O zaman bu gibi çıkışlar tam anlamıyla bir yiğitlikti.

***

Fazilet Partisi sırasında parti içindeki ayrışmalar olduğu sıralarda Genel Başkan Recai Kutan Bey televizyonlarda iken Cemil Çiçek, Abdüllatif Şener başka televizyon kanallarında parti aleyhine açıklamalarda bulunuyorlardı. Bu gibi davranışlar partiye ve düşünceye zarar veriyorlar. Cemil Çiçek parti için “Kaportası dökülmüş bir araba” yakıştırmasında bulunuyor. Oğuzhan Bey, “Hoca’ya gittim. ‘Bunlar partiye zarar veriyor. Tedbir alalım, bunları partiden uzaklaştıralım.’ deyince. Hoca, ‘Biz onları kendi elimizle ateşe atamayız. Buna sebep olmayız. Kendileri gidecekse gitsin’ dedi.”

Kendisiyle bu konuyu görüşürken, “Bu gibi adamları partiye almamak, bu kadar esnememek gerekir” dedim. Hoca, ‘Sana kalsa bu partiye kimseyi almayacaksın.” Bunu tebessüm ederek anlattı Oğuzhan Bey.

***

 “Toplumun gözünde çok sert ve ödünsüzlüğünüzden dolayı sevimsiz ve itici görünüyorsunuz.” dedim. “Öyle olmak zorundayım. Hoca’ya paratonerlik yapıyorum. Bütün şimşekleri üzerime çekiyorum, Hoca’yı saldırıların hedefi olmaktan koruyor ve rahatlatıyorum.” dedi.

***

Kendisine bir gün: “Oğuzhan ağabey, siz kimi zaman demeçler verdiğinizde genel başkanın önüne geçiyorsunuz, bu hem partiyi iki başlı yapıyor hem de onlar zorlanıyor” deyince, gülümsedi. “Amacım onların önüne geçmek değil, onlara yardımcı olmaktır.” Uzun zaman geri çekildi. Son çıkışı hariç. Onda da niyeti bir başkaydı. Bunu da görüştük.

***

Oğuzhan Bey ile yakınlıklarımız oldu. Zaman zaman birlikte olduk, son yıllarda da sık sık telefon ile görüşürdük. Düşüncelerimi rahatlıkla aktarırdım.

Bir gün bana, “Ali Haydar Bey, gençler seni seviyor, onları yalnız bırakma” dedi. Gençler ile ilgili sorunlar, düşünce sorunlarını, günümüzde yaşananları içeriden biri olarak kendisine aktarıyordum.

Gençlik ile ilgili, özellikle sekülerleşme, ırkçılık, ulusalcılık gibi konularla ve genel düşünceler ile ilgili anlattıklarıma karşılık: “Gençlerin eğitimine katılabilir misin?” Katılırım dedim. “Salih Bey ile görüşeyim” dedi. Bu konularda Salih Turhan Bey ile sık görüşüyorum.

Telefon ile görüşmelerimizde hep hayır duada bulunurdu. “Bu duayı sevdiğim kardeşlerim için yapıyorum” derdi.

***

Ehl-i tarikti. Havlucu Ahmed Efendi’ye bağlıydı. Aziz dostum Kadir İriş künyesiyle ilgili kısa bir bilgi gönderdi. Ahmed Efendi’nin mezar taşına: Oğuzhan Bey: “Kadiri sadatından, KutbulAktab, Nab-i Resulullah Havlucu Ahmed Efendi. Koşukavak 1901 [Bursa İsmail Hakkı Bursevi haziresi]” yazısını yazdırıyor. Karamat köyü doğumlu. Gençlik yıllarında Türkiye’ye göçmüş. Dedesi manevi zatlardan biri. Gelince bir süre Tekel’de çalışıyor, sonra ayrılıyor. Hafız. Evlenmemiş, çorap ve havlu satarak geçimini sağlıyor Edirne’de. Hasan SezayiGülşenî’ye bağlı, yani o damardan. 1995 yılında vefat edince Bursa’da İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri’nin haziresinde Bakanlar Kurulu kararıyla defnediliyor.

Erbakan Hoca 12 Eylül’de hapisten çıkınca ilk olarak Edirne’de Ahmed Efendi’yi ziyaret ediyor.

Yasin Doğru: “Oğuzhan Bey Bursa’nın eniştesi. Buraya ziyarete geldiğinde mutlaka oraya giderdi. Kayınpederimin evinde o imam olur, diğerleri cemaat olurdu. Onlarla görüşür, onlarda kalırdı. Bizim doğrudan bir yakınlığımız olmadı ama bunlara tanık olduk.” dedi.

***

Kavgadan gerilimden uzak, sohbeti güzeldi. Yanlış bulduğu şeylere ödünsüz ve kesin tavırlıydı. Son dönem yaklaşımı da oluşan nefreti yumuşatmaya, gidermeye dönüktü. Ayetlerle cihad, ahlak ve sünnet konularını işlerdi. Dayanakları sağlamdı.

Çok haksız ve yersiz saldırıların hedefiydi.

O kadroların bakanlıklarını yapanlar hakkında hiç kimse yolsuzluk ve benzeri bir suçlamada bulunamıyordu. Genel kanı da şuydu. “Bunlar yemez, yedirmez ama şeriatçıdırlar!..” Yolsuzluk ve benzeri durumları olsaydı yasaklandıklarında davul zurna ile ilân eder, silindir gibi ezerlerdi. Millî olma konusunda zaten hiçbir siyasi çevre onların önüne geçemezdi. Çünkü tam anlamıyla antiemperyalist idiler ve onların hedefindeydiler, onların kurbanı oldular.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Nadir Kafkas - Allah razı olsun, bu güzel yazılarınız için.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 08 Ekim 21:36


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?