''Adanalıyık Allah'ın adamıyık''

Tarikat ehli biri soruyor: “Ben, bir mürşide bağlıyım. Şimdi ben onun adamı sayılmam mı?”

Hayır, sen tarikata/yola girmişsin. Önde giden mürşidin seni ayet ve hadislere uygun olarak, Sevgili Peygamberimizi de örnek alarak, haramlara bulaştırmadan bu dünya bataklığından selam yurdu olan cennete hem kendisini hem seni götürmeye çalışıyor, sen de onu izliyorsun.

Ahmet Muhtar Büyük Çınar merhum, hadis hocamızdı. Bir gün Sevgili Peygamberimizin yürüyüşünü anlatan hadisi şerh ederken arkadaşlardan biri sordu: “Nasıl yürürdü?”

“Ben yürürken benim yürüyüşüme dikkat ediniz” dedi.

Aslında anne ve babanız, sizin ilk mürşitlerinizdirler.

Yeni yürümeye başladığınızda siz de onların yanında durarak namaz kılmaya çalışmanız, Tarikatı Muhammediyye’ye atılan ilk adımlardır.

Biraz büyüyünce, gece sahurlara kalkmanız, uykuyla uyanıklık arasında yemek yemeniz, akşam iftarı beklemeniz, anne ve babanızın müritliğinde yola devam ederken siz, anne ve babanızın da adamı değilsiniz.

Siz, dininizin adamısınız.

Adanalının, “Adanalıyık, Allah’ın adamıyık” sözü ne güzel ifade etmektedir.

Hikâyesini okudum, Çanakkale Gelibolu’da İngiliz askerlerine nefes aldırmayan Adana bölüğü, İngilizlere öyle bir korku salmışlar ki, Bayır tarafına gidecek askerlere, “Oraya gitmeyin, orada Allah’ın adamları var” derler ve o tarafa asker gönderemezlermiş. Yüzlerce şehit verdikten sonra Adana’ya dönen gaziler kendilerine, “Adanalıyık, Allah’ın adamıyık” deyince, bu deyim yayılmış.

Dünyaya dağıtılmış iki milyar Müslüman’ın her biri Allah’ın adamıdır.

Binlerce guruba ayrılmışlar olarak görülebilir ama aslında onlar birdirler.

Biz, Allah celle celalühün indirdiği, Sevgili Peygamberimizin örnek ve önderlik ettiği İslam mozaiğini parçalamışız.

Bin parçadan biri bizim gönlümüzde, biri öbürünün gönlünde.

Her biri kendinde olanı tam sanıyor.

Hâlbuki Sevgili Peygamberimizde müşahhas/somut hale gelen İslami hayatın biz, bir veya birkaç desenini çizip onunla övünüyoruz.

Dünya genelinde görülen bu parçaların her biri bile rahmet, merhamet, adalet, saadet, huzur yıldızları olarak görülmektedir.

Onun içindir ki kâfirliğin karanlığında hayata gözlerini açan ve atalarının kapitalist zulümlerini hayatın gerçeği olarak görenler, bu yıldız gibi parlayıp duranları kendi karanlık yüreklerine saldırı sanarak savaş açıyorlar.

Aslında o kâfirliğin karanlık dünyasında dünyayı sömüren ve semirenler olarak algıladıklarından haramiler çarşısına sızan ışık nereden gelirse gelsin onu kendilerine tehdit olarak algıladıkları için onlara terörist damgasını vuruyorlar.

Tarikatlısından, radikalinden, ılımlısından, şeriatçısına kadar hepsinde o altı bin küsur ışık huzmesinin biri olduğu için her biri terörist muamelesi görüyor.

Buyurun, Amerika, bugünlerde Ülkücü kardeşleri terörist ilan etme çalışmasına başladı.

Kur’an-ı Kerim’e iman eden, Hazreti Muhammed’i peygamber kabul eden,

İmanın altı şartına yürekten inanan, herkes, ırkı, rengi, bölgesi, günahı ne olursa olsun o, hepimizin kardeşidir.

Kanının bir damlası, kâfirlerin tamamından değerlidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?