Kelimelere ayar veren adam!

Ekim 1981, D. Mehmet Doğan’ın hazırladığı Büyük Türkçe Sözlük’ün ilk baskısının yayınlandığı tarih…

Bazı yeni baskılarının tanıtım toplantılarına ben de iştirak etmiştim; dile kolay 40 sene olmuş…

İlahiyatçı, tarihçi İsmail Kara, Dergâh dergisinin Ekim 2021 sayısında yayınlanan “Mutaassıp bir ailenin kızı olmak” başlıklı yazısında, mutaassıp kelimesinin çeşitli sözlüklerde nasıl tarif (ve tahrif) edildiğini anlatırken D. Mehmet Doğan’ın Büyük Türkçe Sözlük’ünde yer alan tariflere de yer veriyor. “Benim bakabildiğim sözlükler içinde Tanzimat’tan beri taassuba verilmek istenen tek tipli tek taraflı karşılıklara anlamlı bir şekilde direnen ve doğruyu arayan tek sözlük Doğan’ın sözlüğü. Hakkını ‘taassup’la teslim etmek lâzım…” cümleleri İsmail Kara’ya ait.

D. Mehmet Doğan için, “kelimelere ayar veren adam” desek yeridir. 

Ortaokullu yıllarımda okuduğum Batılılaşma İhaneti’nden bugüne kadar kaleme aldığı eserlerine şöyle bir baktığımda ‘kelime’lere ayar veren, Genetiği Değiştirilen Kelimeler’i (GDK) aslına, menşeine yönlendiren o kadar çok kitabı var ki…

Bunların sonuncusu da, Türkçe Düşünmek Türkçeyi Düşünmek isimli kitabı…

Mehmet abi bu kitabında da yine ‘üzerinde oynanan kelimeler’e dikkat çekiyor, genetiği boz(dur)ulan kavramları yerli yerine oturtuyor.

Bu anlamda, kitabın hemen girişinde, “Bu kitapta TDK ‘yazım kuralları’ dikkate alınmamıştır” notu dikkatlerden kaçmıyor.

Kitabın ortasından konuşuyor, D. Mehmet Doğan. Kitabın neredeyse ortasında, ‘Ebter kelimeler’ başlığı altında şunları dile getiriyor;

* “Arıdil böyle ebter kelimelerden oluşuyor! Arıdilciler “ebter de ne?” diyecek hemen. “Kuyruksuz” demek! Mecazen “nesli kesilmiş, dölsüz” demek! Nâbi, değersiz, kıymetsiz manasına kullanıyor; “Cühela âlime nisbet hardır/ Belki hardan da bile ebterdir.”

* “Bir arıdilci “bu kelime Arapça, ben bilmem” diyebilir. Bu kelime TDK sözlüklerinde bulunmaz, ama Türkçe/Osmanlıca-İngilizce Redhouse sözlüğünde bulunur! Neden peki! Sanmayın ki, Kevser Suresi’nde geçtiği için. Türkiye’de herkesin bildiği, hatta ezbere bildiği Mevlid gibi metinlerde geçer de ondan: ‘Allah adı olsa her işin önü/ Hergizebter olmaya anın sonu.’ Böyle çok sayıda “ebter” kelime var…”

***

İmzalamış yollamış kitabını Mehmet abi. Teşekkürler. Hayırlı olsun.

Kullandığınız kelimelerin “ayar”larını düzeltmek istiyorsanız kütüphanenizde mutlaka bulunması gereken bir eser, Türkçe Düşünmek Türkçeyi Düşünmek.

İsteme adresi: Yazar Yayınları, Tel: 0312 232 05 71 – 72. www.yazaryayinlari.com – [email protected])

ALLAH SENDEN RAZI OLSUN OĞUZHAN AĞABEY!

Şevket Uzun anlatıyor;

* “2003 yılıydı. Genel merkezde eğitim öğretmenleri toplantısı var. Ben henüz 20’lere yaklaşan bir delikanlı. Konya’dan eğitim öğretmeni vazifesi almak üzere nasiptar olmuş bir genç.”

* “Toplantıya giderken aklımda olan eğitimden ziyade; daha özel, konulara göre uzmanlaştırılan bir eğitim planlaması yapılmış. 7 ana ders vardı, bunlardan biri de “Sosyal Yapının Güçlendirilmesi” ve konunun başöğretmeni Oğuzhan Asiltürk. Dersi alacak kişi sayısı, 6 ya da 7.”

* “Bu detayları ve dersi tümü ile Oğuzhan Bey’e teker teker anlatacağımızı öğrendikten sonra kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. Kaçmak istedim, hastalandım desem, ben konuşamıyorum desem diye düşündüm. Lakin bunların hiçbiri olmadı, olamazdı…”

* “Konuyu, konunun önemini, çalışmalarımızın önemini tüm detayları ile, tüm zarafeti ve titizliğiyle Oğuzhan Bey anlattı. Dinlerken düşündüm; böylesine hayati bir iman duruşunu, kurtuluş mücadelesinin özünü benim gibi bir genç böylesine bir çınara nasıl anlatabilirdim! Hatırladığım kadarı ile bu eğitimde değerli abilerimizden Yaşar Canbay Bey ve eski vekil Musa Okçu da vardı…”

* “İlk gün bitti. İstirahatta birçok güzel organize ile vakit geçirdik. Gece konu kitapçığından dersime çalıştım ezberledim, hatırladım, zihnimden konuşuyorum, ama Oğuzhan Bey gibi davası konusunda, meselelerimiz konusundaki hassasiyeti ortada olan bir çınara ben nasıl anlatırım! Ya bir hata yaparsam da azarı işitirsem… Bu endişe ile dualarla sabahı ettim.”

* “Önceki Balgat eğitim merkezinin küçük salonunda, Gençlik Kolları Yönetim Toplantı Salonu’nda toplandık. Katılımcılar anlatmaya başladı. Dediğim gibi 6-7 kişiyiz ama uzunca anlatılacak, 1’er saat sürecek. Konular anlatılıyor, tatlı ve konu hassasiyetine göre müdahalesi değişen yorumlar Oğuzhan Bey’den gelmeye devam ediyordu. Tabi artık ben de heyecandan bayılmak üzereydim ki, sıra bana geldi.”

* “Çok genç de olunca ister istemez bakışlar bana yöneldi. Allah’ın (C.C.) yardımı ile anlatmaya başladım ama dilim kekeliyor, dizlerimin bağı çözülüyordu. Halimi Oğuzhan Bey anladı. Bazı katkılar yaparak rahatlattı beni. Ve ben anlatımımı o şekilde tamamladım. Sonrasında ve öncesinde kendisinin bana kattığı çok şey var.”

* “İtiraf ediyorum; o günden beri ne zaman Oğuzhan Bey’in olduğu bir yerde hitap etsem dizlerimin bağı çözülürdü. Korkudan değil, gereğini aşan ya da gereğini anlatamayacak sözler kurma endişesinden...”

* “Allah senden razı olsun Oğuzhan ağabey! Bizi kendimize getirenlerden olduğun için...”

SADECE ERGENEKON MU?

Milli Görüş Lideri ve Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, yıllar önce Ergenekon konusunda şunları söyledi;

* “Siyonizm böyle istediği için böyle tanzim ediyor. Askerlerin içerisinde Amerikan düşmanı varsa bunları temizliyor. Rejisör kendi oyununu oynuyor siz dünyaya başka gözlükle bakıyorsunuz, gerçek gözlükle baktığınız zaman bir de bakacaksınız ki, meseleler bambaşkaymış!”

***

Merhum Oğuzhan Asiltürk, yine yıllar önce Ergenekon konusunda ne dedi, peki?  “Ergenekon, altını çizerek söylüyorum Türk ordusunda, TSK içinde Amerikan karşıtlarının tasfiyesidir. Nokta ve bir de ünlem koyuyorum. Başka bir şey değildir. Çünkü aynı olaylar içinde, Silahlı Kuvvetler’in içinde şu anda bir kısım insanlar var. Amerikan karşıtlarını alıp ortadan kaldırmak isteniyor. Sebebi de Amerika’nın İran’a olası müdahalesinde orduyu kendi istedikleri hale getirmektir. Ama şerefli Türk ordusu bu oyuna gelmez diye düşünüyorum…”

**

Yıllar öncesinde, Erbakan Hoca’nın ve Oğuzhan Bey’in Ergenekon konusundaki görüşleri böyleydi.

Ve yıllar sonra ortaya çıktı ki, ‘Ergenekon’ adı altında TSK’ya büyük bir ‘kumpas’ kuruldu.

Erbakan Hoca ve Oğuzhan Bey’e azıcık kulak verilseydi bu derece tahribat yaşanır mıydı?

Sadece Ergenekon mu?..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?