Terim Sana Söylüyorum!.. (2)

Yönetim Terim’in istifasını kabul etmedi. Hocasının arkasında durdu. Sürgündeki kapalı Terim’e değil yönetime kızgındı. Yönetim ile taraftar arasındaki gerginlik daha fazla alevlenmeden bitirildi. Takımın birlikteliği sağlandı. Harmoni tekrar bir düzene girdi. Sonuçta 4 yıl üst üste şampiyonluk ve bir UEFA Kupası müzedeki yerini aldı.

Dedim ya Terim, kaptan olarak yapamadıklarını, teknik patron iken yaptı ve yaşadı. Hele hele bu başarılar gelirken kulüp maddi anlamda zor günler yaşıyordu. Fakat manevi olarak huzur ve mutluluk tozları kulübün içinde ve sahanın çimlerinde uçuşuyorlardı. Bilal Meşe ve benim çok net işittiğim Sayın Terim ile bir anımız var ki onu bu sütunlarda paylaşmayacağım. Kitabımda yer alacak.

Fakat size bir başka örnek vereyim. O yıllarda Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor’dan daha çok daha sık takip ettiğim takımlardı. Yanılmıyorsam 4. şampiyonluk geliyordu. Puan farkı vardı. Fatih Terim, Müfit Erkasap ve Bülent Ünder konuşuyorlardı. Yarın erken gelmeyelim. Hatta kendimize izin verelim tesislere uğramayalım dediler. Ertesi gün Erkasap ve Ünder tesislere uğradılar baktılar ki Terim’in arabası otoparkta!

Terim, Hagi için, “Onun bende her zaman toleransı olur. Yıldız futbolcuları her zaman tolere edebilirim. Fakat Hagi bir gün bile arayıp sakatım antrenmana gelemiyorum demedi. Herkesten önce gelir geç bırakırdı” demiştir. Yani bir takım için teknik, taktik, antrenman, disiplin tabi ki önemlidir. Fakat arkadaşlık, kardeşlik, barış, birliktelik, huzur sağlam dostluklar ve sevgi daha önemlidir. Biz buna takımın harmonisi diyoruz ki Galatasaray’da o dönem çok üst düzeydeydi. Hatta hiç unutmam bir kanalda Ahmet Çakar sırf kafiyeli olsun diye Capone için “tapon mal” yakıştırmasını yapmıştı. Terim yayına bağlanmış Çakar’ı fena bozmuştu. Capone da UEFA Kupası’nı kaldırarak Çakar’a cevap vermişti.

Sonra ne oldu? Ne mi oldu? Terim’in İtalya seferi başladı. Fiorentina ve Milan’dan sonra yine Galatasaray’a dönüş yaptı. Büyük Kaptan, İmparator Terim oldu size Sinyor Terim!

Türkiye ve Galatasaray’a dönüşünde yeni bir sayfa açtı. Fakat Fatih Terim sayfayı yenilerken, güncellerken ona tüm bu başarıları getiren sistemi de resetlediğinin farkında değildi. Belki de farkındaydı! Eski kıtaları sanki yeniden keşfediyordu. Kendi geliştirdiği ve onunla başarılara imza attığı sitemi değiştirip, yeni sistemlerden tavşan çıkarmanın bir anlamı var mıydı? Ayrıca Terim sistemini terk ettiği gibi sokağı ve mahallesini de terk etti. Eski Açık Sarı Desene belgeselinde güvendiğim adamlar beni yarı yolda bıraktılar diye itiraf ve sitem etmişti. Kötü sonuçlardan sonra eski başkanlar ve yöneticilerin hedefi haline geldi. Fakat o, düzenlediği basın toplantısında, “Ben Galatasaraylıyım. Onlara cevap vererek Galatasaray’a zarar veremem” diyecekti. Gerçekten de iyi bir Galatasaraylıydı.

Daha sonra anlam veremediğim bir şekilde bu Galatasaraylılığına da bir es koydu! Çünkü es koymamış olsa, yerine Gelen Mancini’yi Milli Takımlar Teknik Direktörü iken düzenlediği basın toplantısında Galatasaray taraftarlarının önüne bir gladyatör gibi atar mıydı? Galatasaray’ı apar topar bırakıp Milli Takım’ın başına geçer miydi? Başkanlar ile demeç yarışına girer miydi? Ve son olarak başkan kendisini haksız yere eleştirdiği ve teknik direktörün işine karıştı diye sırf onu şampiyon takımın başkanı anılmasın diye Malatya maçında takımı dizginler miydi?

Tüm bunları neden anlattım? Son basın toplantısında ilk yarıdaki skordan dolayı taraftarlardan gelen ıslıktan dolayı üzüldüğünü ve kırıldığını söylediği için anlattım. Uzun olduğu ve geçmişten bahsettiğim için iki bölümde toparlayabildim. Hocam yıllar önce gıyabımızda ve yıllar sonra birlikte ne badirelere şahit olduk. Sevindik, üzüldük. Kırıldık, düşündük. Siz kırılmayacak ve üzülmeyeceksiniz. Bulunduğunuz yer bahane üretme, üzülme yeri değildir. Islık şöhretin bedelidir. Tabi ki taraftarlık kötü günde gereklidir. Büyük camialar bu tip protestoları içinde eritir hallederler. Bu ıslık sizden çok şey bekledikleri içindir. Ve emin olun ki bu ıslık sizi tetiklemiştir. Ve son basın toplantısında, “Biz takımı gençleştireceğiz dedik fakat hedeflerimizden taviz vermedik yine şampiyonluk için oynayacağız” dediniz. Bu cümleyi sezon başı yapacaktınız. Hocam, “Başın öne eğilmesin aldırma gönül aldırma” diye başlayan şarkıdan uyarlama dertli günlerde söylenen tezahüratı bilirsiniz. Fabrika ayarlarınıza geri dönün yeter. Yoksa sizin Galatasaray’ı çok sevdiğinizi, elinizi cebinize attığınızda hâlâ para geliyor oluşundan biliyoruz!

Haaa bu arada, “Terim sana söylüyorum, büyük camialar kıssadan hisse payınızı alın ve siz de anlayın” diyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?