Zor bilinen zamanları onurla geçmeye çalışanlar grubu

Muhtemelen bundan böyle hiç kimse mahiyetini bilmediği kum tepeleri arasında çırpınarak bir seraba doğru koşmayacak. Kimse yoksun bırakıldığı şeyin ardına düşüp divane gibi aranmayacak. Belki susuz kalıp su, aç kalıp yiyecek, esir düşüp özgürlük dilenecek ama hak ettiği takdirde elinden alınanlara karşı delice bir dirence yanaşmayacak. Çılgınlık sıradan insanın aklına hayaline düşmeyen saçma sapan projelere izafe edilecek. İstemek ve elde etmek sanatın, edebiyatın, estetiğin yanından bile geçmeyen somut şeylere indirgenecek. Sözcükler sahibi bilinmeyen bahçelerin meyveleri gibi bağlamından koparılıp murdar edilecek. Vatan ölçülebilen toprak parçasına, bayrak üstüne basıldığı bez yahut kâğıda, mülk betona dönüşecek. Çoktan dönüşmüş idiyse tüm bunlar, güya öngörü diye boşa harcanan zamandan ve cepteki kelimelerden yiyecek…

Kimse kimsenin yaralı parmağını sırf insanlıktır diye tedavi etmeyecek. İlaç ürettiği zannedilen leylek deniz aşırı yol kat edip şifasını dökmek için okyanus ortasında bir yer aranacak. Hiç kimsenin, hiçbir insanın boş konuşma, boş yapma, boşluğa tutunma iştiyakı bitmeyecek. Böylece diyalektik düşünce tetiklenmiş, böylece akademik çalışma geliştirilmiş, böylece cehalet törpülenmiş addedilecek. Botokslanmış, ayakta durabilmek için servet yatırılıp koruma altına alınmış ilkokul terk ihtiyarlar, sırf bilmem hangi seçilmişin karısı, sırf bir diğer kifayetsizin kocası diye bilim toplantılarında, ilim meclislerinde nutuk çekecek. Ekmeğin ardında tazıya döndürülmüş kelli felli insanlar, sahip olduklarını yitirmemek için bu saçma sapan döngüye gönüllüce tahammül edecek. Onların tam da kullanım dışı ilan edilip ardiyeye itilmiş, çoktan küflenmiş, pas tutmuş bilinçlerine tükürülecek ama yarabbi şükürden başka söz, serinlikten başka şikâyet işitilmeyecek.

Herkes birbirine sonu gelmeyen dertler anlatacak ama sözsel aktarım dışında kimseler tarafından tek bir adım atılmayacak. Sözün aktarımı, ardı arkası görünmeyen doyulmaz fantezileri anıştıracak. Tuhaf şekilde muhataplar birbirine sıcak davranacak ama birinin dile getirdiği asla diğerine ulaşmayacak. Söz, daha yoldayken diğerinin henüz oluşmamış cümlelerine toslayıp yere dökülecek. Muhataplar içsel bir itminan yaşayıp yorulduklarını fark edinceye değin yere düşen kelimelerin gayesizliği yerin verimsizliğine yorulacak. Uzunca bir müddet mümbit toprakların kuraklaşması, beyinlerin yozlaşması, inancın yitirilmesi falan konuşulacak. Kendi yitiklerinin hiç mi hiç farkına varmadan birinden biri tahammüle başvurmaksızın uzun tiratlar atarcasına yoğun bir iştiyakla sevişecek beyin arayan aktörlere hayat bahşedilecek.

O kilisenin çatısı onarılmayacak. O çocuk hapisten çıkarılmayacak. O arazi yeşermeyecek. O toprak sulanmayacak. O tutuklu yargılanmayacak. O insan, o hayvan yaşatılmayacak.

Allah’ın bir kulu da yatıştırmaya çalıştığınız vicdanınız batsın diye söylenmeyecek. Dinsel, örgütsel, mezhepsel, cemaatsel, görüşsel itminanınız kurusun demeyecek. Her biri öylece kendisinde hissettiği ayrıcalığı hem dünya hem ahiret adına ölümüne sömürecek. Yeryüzü cenneti onlardan birine bahşedilmişse bir başka dünyanın cenneti ondan başkasına haram kılınacak. Cılız kuşlar için ‘Allah yardım etsin’ diye temennide bulunma yüceliği gösterdiğinden, yani ki Allah’ı iyilikte bulunmaya teşvik ettiğinden yarın bir gün kendisinin ödüllendirilmesi gerektiğini tüm inançsal mercilere icbar edecek!

Belki son bir umutla…

Tüm bunların böyle cereyan edeceğini bilen ve zorlandıkları döngüyü olduğu gibi kabul eden bir avuç insan, her şeye rağmen hayatı yaşanılır kılmak için uğraşmaktan vazgeçmeyecek. Her olumsuz davranışın tam da onların arzuladıkları yaşam formuna karşı geliştirildiğini, yaşamı ve insanı hedef aldığını bilerek birbirlerinin mücadele azmini körüklemekten, birilerinin yüzüne gülmekten, yüz güldürmeye gayret etmekten geri durmayacaklar. Bu hayattan onurluca geçmenin yegâne yolunun gönül kırmamak olduğunu bilerek ruhlarda farklı türden bir mimarinin yeşillenmesini sağlayacaklar. Ölçüsünde rahmet buldukları Allah’ın son elçisinin öğütlerine uyarak yaşanabilir bir dünyanın hep diri tutulan umutlardan ibaret olmadığını, ama doğru yolun da yalnızca buradan geçtiğini önce kendilerine, sonra bütün insanlığa öğretecekler. Onca imkânsızlık içinde bir adamın çıkıp bütün mahlûkata öğrettiği insanlığı yaşayarak gösterecekler. Belki bir Habeş ülkesi bulup içinde yaşadıkları toplumdan biraz uzaklaşmaları gerekecek ama gün gelip adalet adına cümle âleme meydan okuyan Ömer’ler edinecekler. Ne olursa olsun gelecekten umut kesmemek adına, bunu öğütleyen güzel insanların süreği olarak, yardım beklenecek tek merciin yârlığını umarak…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?