Yolunuz yolumuzdur, Oğuzhan abi!

Bismillâhirrahmânirrahîm;

DÜNYADA ölümsüzlük renk ve kokusundan eser yok. Dünya fâni! Sanal bir âlem! Güzel, gösterişli, cazibeli görünen her şeyi aldatıcı… Tuzaklarla dolu! Sevinç ve neşeleri o kadar az ki!.. İmtihan dünyası… Ölüm her canlı için takdir edilmiş mutlak akıbet! “Gelimli, gidimli dünya, / Son ucu ölümlü dünya!”

1 Ekim günü, 86 yıllık ömrünü Hakk’a ve cihada adayan, ideal sadakat ve vefakârlık örneği Oğuzhan Asiltürk ağabey de dünya yolculuğunu tamamladı. Can emanetini sahibine teslim etti. Hicreti ebediyete! O şimdi sonsuzluk âleminde!

Oğuzhan Asiltürk deyince, sağlam, kararlı bir iman; davada, liderin yanında onurlu bir duruş; dava sahibi olmanın bedelini ödeyen bir “samimiyet” akla geliyor. Ömrünü hak davaya adadı. Mazlum bir ümmetin özgürlük ve kurtuluşu için çalıştı. Zayıf ve acizlerin yanında oldu. Zalimlerin korkulu rüyasıydı.

Bir Dünya Lideri olan Erbakan Hoca’yı daha üniversite yıllarında tanıdı. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) okumak için Malatya’dan İstanbul’a gitti. O yıllarda Erbakan Hoca İTÜ Motorlar Kürsüsü Profesörü idi. Oğuzhan ağabey, daha o yıllarda hissetti Erbakan Hoca’ya yansıyan hakikat kokusunu. İTÜ’ye başladığı aylarda tanıştılar. Lider, siyasi hayata başlamadan 5 yıl önce.

İnanç bağı öylesine güçlü ki, Erbakan’la birlikte oldukları 47 yılda hiç gevşemedi. Oğuzhan ağabey tuttuğu eli bırakmadı. Bir an olsun el titremesi olmadı. Lidere bağlılığı, davaya bağlılık bildi.

ZOR GÜNLERİN İNSANI

DAVASI büyük olanın sevdası büyük olurdu. Gülün dikeni gibi, büyük davaları omuzlayanların da düşmanı yamandı. Kâinat çapında büyük bir dava uğruna yola çıktıklarının daha ilk gününden itibaren bütün şimşekler onlara yönelmişti. Azgın dalgalarla mücadele ederek gemisini sahile çıkarmaya çalışan usta ve kararlı kaptanlar misali, azgın düşmanlara karşı da dirençli olmak gerekirdi.

Türkiye’nin öncülüğünde insanlığın kurtuluşu için yola çıkan Millî Görüş hareketi, saltanatlarının yıkılacağını gören sömürgeci güçleri endişelendirdi. Türkiye’deki işbirlikçileri eliyle, milletimizin hakkı üstün tutma özelliğinden beslenen yerli ve millî hareketi kaynağında kurutmak istediler. Asıl büyük oklar “Lider”e çevrilmişti.

Böyle bir atmosferde Oğuzhan Asiltürk, Süleyman Arif Emre, Fehim Adak, Abdullah Tomba, Ali Oğuz, Fehmi Cumalıoğlu, Şevket Kazan, Recai Kutan, Temel Karamollaoğlu, Yasin Hatiboğlu, Ahmet Tekdal gibi öncüler Lider’in etrafında çelikten bir kale oldular. Lider’i Siyonizm’e yem etmediler. Bütün oklar “Lider” üzerindeyken, “Ben Erbakan’layım” diyebilmek her babayiğidin harcı değildi.

O öncülerin hakkını ödeyebilmek, ancak, “Biz de sizlerin yolundayız. Bayrağı yere düşürmeyeceğiz” diyerek, onların cihadını hedefine ulaştırma çalışmasıyla mümkündür.

O kahramanlardan Oğuzhan ağabey 5 sene, Erbakan Hoca siyasi mücadeleye başlamadan önce; 42 sene de vefatına kadar olmak üzere, 47 yıl “Lider”le birlikte oldu. Hep Lider’in yanında yer aldı. Lider ve davasını adım adım izledi.

VEFATI EĞİTİM OLDU

OĞUZHAN ağabeyin vefatı da bir eğitim oldu. Millî Görüşçüler Oğuzhan ağabeyin cenaze töreni ve defin işini yaparken; rutin teşkilât görevlerini de ihmal etmediler. Çünkü Erbakan Hoca böyle öğretmişti. Hocamızın muhtereme eşi Nermin Hanım’ın vefat ettiği gün Saadet Partisi İstanbul İl Kongresi vardı. “Efendim, iptal edelim” dediler izin vermedi. Hem cenaze töreni yapıldı; hem de il kongresi.

Saadet Partisi’nin hafta sonu İl Başkanları ve Genel İdare Kurulu toplantıları; bazı il ve ilçe kongreleri vardı. Hiçbiri iptal edilmedi. Ankara’da yapılan cenaze töreni, defin işlemi, taziye salonu ziyaretleri; İl Başkanları ve GİK Toplantısı gibi her seviyedeki toplantıya katıldım; Oğuzhan ağabeyin vefatının tam bir eğitime dönüştüğünü fiilen şahit oldum.

Bir dava adamının cenazesine katılanların samimiyetini görmeliydiniz! Cenazeye doğru giden halk “iyi adamdı” benzeri sözlerle ilerliyordu. Dava arkadaşları hep oradaydı. Davadaki yanlışları veya uzaklaşmaları sebebiyle, kendilerini sert sözlerle uyardıkları da cenazedeydi. Oğuzhan ağabey şahsı için onlardan bir şey istememişti. Hak davada sebat etmelerini öğütleyerek onları cennete iteklemeye çalışmıştı.

Oğuzhan Bey’in kardeşi gibi sevdiği İstanbullu kömür tüccarı Mustafa Atalay, taziye yerinde anlattı: “Rauf Denktaş, ‘Sana bir yat vereyim!’ önerisinde bulundu. O da, ‘Bize âhirette çok yatlar var’ diyerek reddetti.” Konuşmayı dinleyen Erbakan’ın şoförü Osman Akgün, “Kabul etmez!” diyerek onayladı. Mekânı cennet olsun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Iyıldız - O yıllarda Erbakan Hoca İTÜ Motorlar Kürsüsü "DOÇENTİ" di...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Ekim 15:15


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?