Millî Görüş Hareketi’nin ikinci lideri Oğuzhan Asiltürk’ün ardından…

Millî Görüş Hareketi’nin ilk halkasını oluşturan kurucu kadroların son ve en önemli temsilcilerinden birisi olan ve kurucu liderin vefatından sonra hareketin liderliğini üstlenen Oğuzhan Asiltürk abimizi de Hakk’a uğurladık. Millî Görüş’ün bu ilk halkasını oluşturan neslin her birisi nefis terbiyesi yapmış, ilim, zikir ve cihad ehli insanlardı. Yüce Allah, bu samimi dava erleri ile birlikte tüm geçmişlerimize rahmet eylesin.

Oğuzhan Asiltürk, gerek dava adamı ve gerekse devlet adamı olarak çok mühim işlere imza atmıştır. Bunlardan bir kısmını herkes bilmektedir. Örneğin 1974’te kurulan MSP- CHP koalisyon hükümetinde ilk yaptığı icraatlardan birisi Cumhuriyet’in 50’nci yılı dolayısıyla Karaköy’e dikilen müstehcen kadın heykelini kaldırtmak olmuştur. 1975 yılında ise yine içişleri bakanı olarak Türkiye’deki Amerikan üslerini kapattırmış, üslerdeki ABD bayrağını indirterek Türk bayrağını çektirtmiştir.

İlk kez içişleri bakanı olduğunda bakanlığı devralma esnasında çok ilginç bir olay olmuştur. Şöyle ki:

Kendi ifadesine göre 1974’teki MSP-CHP koalisyon hükümetinde içişleri bakanı olunca bakan olarak makamına gidiyor. Tabii bakanlıkta bir devir-teslim töreni düzenleniyor ve bu bayağı bir zaman alıyor. Tören bittiğinde öğle namazı vakti geçmek üzeredir. Kendisi bu esnada abdestlidir. Bakanlık müsteşarından kıblenin ne tarafa doğru olduğunu soruyor. Müsteşar bey bir yanındakine bakıyor, o da ötekine… Derken o kadar insanın içerisinde kıbleyi bilen yok. Zira bunlar tipik Cumhuriyet memurları… Bakıyor, namaz geçecek. Kendisi makam odasının dışına çıkıyor. Bakıyor ki bir müstahdem merdivenin başında temizlik yapıyor. Onu yanına çağırıyor. Tabii adamcağız bir bakanın kendisini çağırması ile heyecanlanıyor, korkuya kapılıyor. Korkarak yanına geldiğinde kendisine namaz kılıp kılmadığını soruyor. Tabii zavallı müstahdem Oğuzhan Bey’in kim ve nasıl birisi olduğunu bilmediği için korkusundan namaz kıldığını söyleyemiyor. Oğuzhan Bey, bunun üzerine, “Korkma, ben de namaz kılacağım. Namaz kılınan bir yer var mı?” diyor. Adamcağız bunun üzerine açılıyor ve kendisinin ve bir arkadaşının namaz kıldığını söylüyor. Nerede kıldıklarını sorunca da, “Bodrum katta, kalorifer dairesinde” diyor.

Bunun üzerine Oğuzhan Bey, bir büyük odanın derhal temizlenip mescid olarak açılması emrini veriyor. Müsteşar, yer yokluğundan bahisle mescid açamayacaklarını söylese de daha fazla direnemiyor. Kullanılmayan malzemelerin depolandığı bir oda o gün derhal boşaltılıyor, halılar serilip mescid olarak açılıyor. Bu, Cumhuriyet tarihinde bir ilk oluyor ve daha sonra İçişleri Bakanlığı’nın alt katı koca bir mescid haline getiriliyor ve burada cuma namazları kılınmaya başlıyor.

O günlerde ilginç bir olay daha yaşanıyor ki; kendisini ve Erbakan Hocamızı aşırı derecede kaygılandırıyor. Bir gece kendisine bir telefon geliyor. Kendi yakın koruma ekibinde yer olan birkaç polis bir petrol istasyonunu soymaya kalkışırken suçüstü yapılıyor. Diyor ki: “Hoca’yla baş başa verip bu bozuk yapıyı nasıl düzeltebiliriz diye günlerce düşündük. Sonunda Erbakan Hoca dedi ki: ‘Bir miktar imam-hatip mezunu polis alıp bunların arasına katalım. Onlar düzeltsinler.’” Bunun üzerine iki bin kişilik bir polis kadrosu açılıyor ve komisyon başkanlığını bizzat Oğuzhan Bey yaparak imam-hatip mezunlarını ilk kez polis kadrolarına alıyor.

Oğuzhan Bey, mükemmel bir devlet adamlığı yanında çokça nafile ibadet eden ve ehl-i zikir bir insandı. Kendisinin her gün yerine getirdiği evrad ve ezkârı vardı. Hatta kendisinin günlük olarak çekmiş olduğu bu dua ve zikirleri bir kitapçık haline getirdi. Seher vakti sürekli uyanıktı. Öyle zannediyorum ki, kazaya kalmış teheccüd namazı dahi yoktur.

Uzun yıllar Erbakan Hocamızın yakın hizmetinde bulunmuş kişilerin anlattıklarına baktığımızda onun Erbakan Hocamız yanında çok müstesna yerinin olduğunu görmekteyiz. Zira zor hadiselerin vuku bulduğu zamanlarda Hocamızın evinde ilgili herkesin katıldığı uzun istişareler yapılıp herkes evine gittikten sonra Erbakan Hocamızın gecenin geç saatlerinde araba göndererek Oğuzhan Bey’i evinden aldırtıp tekrar bir istişare yaptığını öğrenmekteyiz.

Oğuzhan Bey’le -pek tabii olarak- bazı konularda da fikir ayrılıklarımız vardı. Hatta kendisinin yüzüne karşı bazı konularda çok ağır tenkitler yaptığım ve çok sert karşılıklar aldığım da oldu. Ama onun bütün sertliğini ve kızgınlığını örten çok büyük bir tevazuu ve insana önem veren bir yapısı vardı. Affediciliği, sert ve kızgınlığının çok önündeydi. Yapılan tenkit ve eleştirilerin -velev ki yanlış olsa bile- samimiyetle yapıldığını, art niyet taşımadığını anladığında mutlaka yumuşar ve gönül almaya çalışırdı. Nitekim bir akşam İstanbul’da bir grup arkadaş ile birlikte kendisine karşı çok sert eleştirilerde bulunduk. Ama aradan daha bir saat geçmeden kalktı, bize sarıldı ve geçtik, birlikte yatsı namazını kıldık.

 Allah Teâlâ kendisine uzun ve bereketli bir ömür ihsan eyledi. Tam yarım asır bu davanın önünde yürüdü. Son zamanlarda bu virüs belası nedeniyle yüz yüze fazla görüşemez olmuştuk. Kendisini en son yaklaşık altı ay önce bir grup arkadaşla birlikte Ankara’da evinde ziyaret ettik. Kendisini ziyaret edeceğimizi önceden haber vermemiştik. Akşam namazı sonrası telefon ettik. Hemen kabul etti. O gün gündüz bir TV kanalı için çekime gitmiş ve akşamüstü gelip yemeğe oturmuş. Ama yan odadan, yemek sofrasından kalkıp yanımıza geldi. Yaklaşık iki saat sohbet ettik. Çıkarken birbirimize sarılıp vedalaştık. Tam asansöre binecekken beni bir kez daha çağırdı ve hayatım boyu unutmayacağım şu kelimeler döküldü ağzından: “Gel, bir daha sarılalım, kalplerimizin sıcaklığı birbirine geçsin.”

Dediği gibi yaptık ve ayrıldık. O sıcaklığı halen hissediyorum. Rabbim makamını âli eylesin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?