Rüzgâra karşı cihat 

Rüzgâra karşı cihat deyimi genel manada “zor şartlara rağmen cihat etmeyi” ifade etse de biz bu günkü yazımızda bu deyimin mutlak anlamını içeren üç örneği anlatacağız. Ama genel olarak da zorluk kelimesi anlatılmış olacak.

Birinci örnek:

Yıl 1389’dur. 37 cihada komuta etmiş olan Osmanlı Sultanı Murat Hüdavendigar Han Kosova'da birleşik Haçlı ordusunun karşısındadır. Sayı olarak düşman ordusu kendi ordusunun yaklaşık dört katıdır. Üstelik sert bir rüzgâr akşam vakti tam karşıdan esmekte, kaldırdığı toz toprak tam kendi mücahitlerinin gözünü doldurmakta, önlerine bakamaz duruma getirmektedir. Bu cihadı mutlaka kazanması lazımdır. Şayet savaş mağlubiyetle sonuçlanırsa, daha kuruluş aşamasındaki Osmanlı Devleti haritadan silinecektir. Bütün hazırlıklarını tamamlayıp kul olarak bütün tedbirleri aldıran Murat Han, o gece seccadesi başından kalkmadan dua etmektedir. Allah’tan zafer istemekte, rüzgârın durdurulması için gözyaşları ile dua etmektedir. Mevla’dan bir isteği daha vardır, hayatını bu cihat meydanında şehitlikle noktalamayı nasip etmesi.

Sabaha karşı biraz uyumuş, rüyasında duasının kabul olduğu kendisine müjdelenmiştir. Nitekim sabahleyin rüzgârın tam yön değiştirdiği görülmüştür. Netice dualarında istediği gibi ordusu büyük bir zafer kazanmış, kendisi de cihat meydanında şehadet şerbetini içmiştir.

İkinci örnek:

Osmanlı tahtında II. Bayezid Han vardır. Vasko Dö Gama isimli Portekiz korsanı Ümit Burnu’nu dolaşarak Kızıldeniz’e girmiş, Portekiz’den istediği donanma ile Halife-i Müslimin’i barındıran Memlük Devleti’nin sınırları içinde bulunan Kâbe, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’ya musallat olmuştur. Halife-i Müslimin’in Osmanlı’dan yardım istemesi neticesinde büyük denizci Selman Reis Kızıldeniz’e Portekiz Donanması’nı bölgeden uzaklaştırmak görevi ile gönderilmiştir. Uzun yıllar büyük mücadeleler olmuştur. Sonunda takviye savaş gemileri alan Portekizliler, Cidde’yi işgal etmeyi başarmışlar, çıkardıkları askerlerle Kâbe yönüne doğru hareket etmişlerdir. Maksatları Kâbe’yi yıkmaktır. Selman Reis elindeki bütün imkânları kullanmakta ve fakat bu defa Portekizlileri durduramamaktadır. Cidde’yi geri alma teşebbüsleri rüzgârın kendi donanması aleyhine esmesi sebebiyle akim kalmaktadır.

Ellerini açar yaptığı cihadın zaferle neticelenmesi için Allah’tan yardım ister. Kur’an’ı Kerim’in cihat ayetleri bulunan sayfalarını koparıp denize bırakır ve duaya devam eder. Kısa süre sonra duası kabul olur. Rüzgârın yön değiştirmesi ile Portekizlileri yenmeyi ve Kâbe’yi kurtarmayı başarır.

Üçüncü örnek:

1538 yılında Barbaros Hayrettin Paşa, donanması ile Preveze Körfezi’ndedir. Andre Dorya kumandasındaki Birleşik Haçlı Donanması, Osmanlı Donanması’nı körfezde kıstırmıştır. Düşman donanması sayıca kat kat üstündür. Üstelik rüzgâr karaya doğru estiğinden dolayı körfezden çıkmak zordur.

Bizzat kendi anlattığı hatıralarında ifade ettiğine göre, Hayrettin Paşa ve diğer kumandanları ellerinden gelen bütün tedbirleri aldıktan sonra o gece zafer için duaya dururlar. Kur’an’ı Kerim’in cihat ayetlerini içeren sayfaları koparılarak denize bırakılır. Sabah’ın ilk ışıkları ile duaların kabul olduğu ve rüzgârın yön değiştirdiği görülür.

Neticede geçen hafta 28 Eylül günü 483. yıldönümünü kutladığımız ve Deniz Kuvvetleri Günü olarak belirlenmiş bulunan şanlı Preveze Zaferi kazanılır.

Bu üç örnekte şu hususlar görülür:

Mücahitler ellerinden gelen ve kul olarak alınması gereken bütün tedbirleri almışlardır. Bütün güçleri ile sebeplere tevessül etmişlerdir. Ama ters esen rüzgâra karşı yapabilecekleri bir şey yoktur. Allah’ın yedinde bulunan ve ters esen rüzgâr için Allah’a dua etmişler ve kabul olması ile de zaferler kazanılmıştır.

Bugün de kaide aynıdır. Kul olarak bütün görevler yerine getirilecek, tedbirler alınacak, “ters esen rüzgâr” yani kendi gücümüzle değiştirilmesi mümkün olmayan engeller için de Allah’tan yardım istenecektir.

Sefer, sefer hazırlıkları ve seferin yürütülmesi bizim görevimizdir. Zafer ise bir nasip işidir ve Allah’ın takdirindedir.

YANARIZ

Zalimler beraber geliyor bak,

Önlerine çıkıp biz dayanacağız!

Nusretullaha olmazsak müstahak,

Bu yangında biz de yanacağız!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?