Müslüman kadın, Gayr-i Müslüm bir erkekle evlenebilir mi?-II

Müslüman kadınların müşrik erkeklerle evlenmesi, “Müşrik erkekler de iman etmedikçe onlara mümin kadınları nikâhlamayın. Mümin bir köle müşrikten daha hayırlıdır” (Bakara, 221) ayetiyle haram kılınmıştır.

Müslüman kadınların kâfir erkeklerle evlenmesi de Kur’an-ı Kerim’deki, “Mümin hanımlar, kâfirlere helâl değildir; kâfirler de mümin hanımlara helâl olmazlar” (Mümtehine, 10) ayetiyle haram kılınmıştır.

Müslüman kadınların Budist, şintoist, ateist ve deist gibi sapkın görüşlü kişilerle evlenmesi de haramdır. Bu sapkınlar da kâfirdir.

Müslüman kadınların Yahudi ve Hıristiyanlarla evlenmesi de haramdır. Maide Suresi 5’inci ayetteki, “Kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir” ifadesiyle Müslüman erkeklerin Yahudi ve Hıristiyan kadınların hür ve iffetli kadınlarıyla evlenmesine şartlı ruhsat verilmesinden yola çıkarak Müslüman kadınların da bu zümreyle evlenmesinin caiz olduğunu öne süren dinde reformistler mevcuttur. Ancak bu iddia, Kur’an-ı Kerim’in anlam bütünlüğüne, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) uygulamalarına terstir. Şöyle ki:

1-Kur’an-ı Kerim’de Yahudi ve Hıristiyanları kâfir ve müşrik gören ayetler vardır. Kur’an-ı Kerim, “Gerek ehl-i kitaptan, gerek müşriklerden olan kâfirler, hem de devamlı kalmak üzere cehennem ateşindeler. Onlar bütün yaratıkların en şerlisidirler” (Beyyine, 6) buyrularak Yahudi ve Hıristiyanların kâfir olduğunu beyan etmektedir.

Başka bir ayet-i kerimede, “Yahudiler Üzeyr Allah’ın oğludur dediler, Hıristiyanlar da Mesih Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini), önceden kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl sapıyorlar!” (Tevbe, 30) buyrulmaktadır.

Maide Suresi 72’inci ayette bu zümrenin hem kâfir hem de müşrik olduğu şöyle anlatılmaktadır: “Allah, Meryem’in oğlu Mesih’dir diyenler elbette küfrettiler. Hâlbuki Mesih, ‘Ey İsrail oğulları! Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Hiç şüphe yok ki Allah’a ortak koşana, Allah cenneti haram kılmıştır. Onun barınacağı yer cehennemdir. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur’ demişti.”

Yahudi ve Hıristiyanlar hem kâfir, hem de müşrik olduğu için kâfirlerle evlenmenin haram olduğuna dair Mümtehine 10 ve müşriklerle evlenmenin haram olduğuna dair Bakara 221’inci ayetleri Yahudi ve Hıristiyanları da kapsamaktadır. Unutulmamalıdır ki, Müslüman erkeklerin Yahudi ve Hıristiyanlarla evlenmesinin şarta bağlı caiz olmasının sebebi bu zümrenin daha önce kendilerine kitap gönderildiğinden erkeğin hâkimiyet kurmasıyla Müslüman olma ihtimalleridir. Buna rağmen Hz. Ömer, ehl-i kitapla evliliği haram saymamakla birlikte ehl-i kitap bir kadınla evlenen Medâin Valisi Huzefe bin Yemân’ın hanımından boşanmasını istemiştir, yani bu şarta bağlı serbestlik bile tercih edilen bir hâl değildir.

2-Kur’an-ı Kerim’in anlam bütünlüğüne bakıldığı zaman görülecektir ki, Allah-u Teâlâ Müslümanlara misyon yükleyerek Yahudi ve Hıristiyanları hakimiyet/egemenlik altına almayı, onlara sert davranmayı, güç göstermeyi, cizye verip Müslümanların hakimiyetini tanıyıncaya kadar onlarla savaşmayı emretmektedir. “O kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Peygamberin haram ettiği şeyi tanımayan ve (İslâm’ı) din edinmeyen kimselerle, onlar hor ve küçülmüş oldukları halde kendi elleriyle (boyun eğerek) cizye verinceye kadar savaşın” (Tevbe, 30), “Onlar sizde sertlik ve üstün gayret görsünler” (Tevbe 123), “Onlarla savaşın ki, Allah sizin elinizle onları cezalandırsın ve onları rüsvay etsin; onlara karşı size yardım ve zafer nasip etsin ve (baskı ve zulüm altındaki) mümin toplulukların gönüllerini ferahlatsın” (Tevbe, 14) ayetlerinden anlaşılmaktadır ki, Allah-u Teâlâ, Müslümanların Yahudi ve Hıristiyanlara hükmetmesini, onlara galip gelmesini istemektedir.

Kur’an-ı Kerim’deki Müslümanların hâkimiyet kurmasına yönelik emirleri, mümin hanımların, Yahudi ve Hıristiyanlarla evlendirilerek bu zümreden birinin tahakküm ve hâkimiyetine girmesine müsaade edilmeyeceğini göstermektedir.

3-Herhangi bir meselenin helal ve haramlığına dair deliller eşit gibi görünüyorsa -ki eşit olmaz ancak hangisinin ağır olduğu fark edilemiyorsa- haramlık yönü tercih edilir. Bunun sebebi ihtiyattır. Fıkıhtaki bu kural hakkında İmam Serahsi, “el-Mebsut”ta, “Helâl ve haram bir mahalde içtima ettiklerinde, başta ve sonda haramlık yönü ağır basar” demektedir. Onun için “def-i mefâsidin, celb-i menâfiden evlâdır” denilmiştir.

Müslüman kadının Yahudi ve Hıristiyan erkeklerle evliliği konusunda bunun haramlığını ortadan kaldıran bir ayet yoktur. O halde haramlık devam eder. Tam aksine Müslüman erkeklerin bu zümreyle evlenmesindeki engel Maide Suresi 5’inci ayette şarta bağlı kaldırılmıştır. Eğer mutlak bir helallik söz konusu olsa idi Allah-u Teâlâ bu konuda haramlığı kaldıran açık bir emir vermiş olurdu.

O halde, Müslüman kadının ehl-i kitap birisiyle evlenmesi icma ile haramdır. “Bu haramlık günümüzde şartlar değişmiştir, Avrupa’daki gurbetçi kızlarımız evlenememektedir, o halde bu haramlık içtihatla kaldırılabilir” şeklindeki zorlama içtihatlarla kaldırılamaz. Bu çaba batıldır, beyhudedir. Böyle bir gayret, Kur’an-ı Kerim’in ruhuna, bütüncül yapısına, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) bu konudaki açıklama ve talimatlarına aykırıdır.

Netice itibariyle, Müslüman kadının kâfir, müşrik, Budist, şintoist, ateist, deist, Yahudi ve Hıristiyan gibi herhangi bir zümreyle evlenmesi haramdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?