Gerici İlericiler

Bir kesimin diline pelesenk olan kavramlardan biri de: “Gericilik”. Fransız ihtilalinden beri, Batı düşüncesinin kendi içinde oluşturduğu bir kavram. Sağcılar, muhafazakârlar, kiliseye bağlı olanlar bu kavram ile tanımlanmışlar ve bu bir baskı aracı olmuş. Böyle olunca da değerler bağlamanda değişimler yaşanmış. Bunun etkisi Batı ile sınırlı kalmamış, Fransız düşüncesinin etkisinde olanlar da bu kavrama sarılmışlardır.

Genel anlamda Ortaçağ karanlığı bununla tanımlandı. Belli zaman sonra Batılı düşünürler kendi ortaçağlarına sahip çıkmaya başladılar. Umberto Eco da bunlardan biri. Bu da onlar için bir dönüm. Bu dönemde Müslümanların oldukça ileri bir konumda olması Batılı düşünleri tedirgin etmiştir. Bir genellemede bulanarak topluca bir yadsımada bulunuyorlar. Daha çok İslâm’ın önünü kesmek ya da dikkatleri oraya çekmek asıl amaç.

Batıcıların bu takıntıya kapılmaları bundan sonradır. Ülkemizde Batılılaşma süreciyle birlikte medeniyetimize ait ne kadar değer var ise devre dışı kalmıştır. Oysa Batılılar hiçbir değerini hayat dışına itmemiştir. Zaten asıl sorunları kilisenin değişen ve gelişenlere, özellikle de Müslüman inancına karşı yetersizliğidir. Bu, onların kendilerini gözden geçirmelerine neden olmuştur. Müslümanlara karşı savaşlarında ve kimi durumlarda gene de kendi inançlarına bağlı kalmışlardır. Müslümanlara ait toprakları işgale yeltendiklerinde Haçlı Seferleri başlattıklarını açıkça belli ediyor ve Hıristiyanlıklarını ve Haçlılıklarını dile getiriyorlar.

İttihatçı geleneğin bir devamı olan Cumhuriyet ideolojisinin kendi halkına karşı kullandığı bir kavrama dönüştü gericilik. Devlet destekli kurumlar, gazeteler ve döneme ait iletişim araçları vasıtasıyla bir baskı unsuru olarak kullanıldı.

Bu uzun kavganın yenikleri de ilerici diye tanımlanan Batıcılar oldu. Merhum Erbakan Hoca’nın sanayileşme çabalarına karşı çıkan da onlar oldu. Emperyalizmden kurtuluşun ön adımıydı bu. Sömürü çarkına bir ket koyma idi. Batı emperyalizminin hedefi hâline gelince Batıcı zihniyetin engellemelerini, darbelerini desteklediler ve alkışladılar.

Bugün yaşanmakta olan kimi olaylara ve durumlara bakıldığında daha çok kadın merkezli giyim ve kuşam üzerinde saldırmalarıdır. Ahlâkî sorunların alabildiğine yaşandığı şu zamanda ürettikleri insan tipleri üzerinden de İslâm’a saldırıyorlar. Günümüz cinayetlerinin, soygunlarının, talanların bir ahlâk ve inanç sorunu olduğunu bile görmezden geliyorlar. Sapkınlıklar, alkol gibi insanlığın sağlığını ilgilendiren baş sorunların savunucularıdırlar. İslâm öncesi pagan düşüncenin, sınırsızlığını âdeta tercih ediyorlar. Özellikle kadınlar üzerinden olan saldırılar daha çok göze çarpıyor. Küçük yaştaki kız çocukların cinsellik, alkol ve uyuşturucunun birer nesnesi hâline gelmeleri hiç de umurlarında değil. Kadınların giyim ve kuşamları üzerinden olan saldırılar ideolojilerinin merkezini oluşturuyor. Irkçılık, insanı küçümseme, aşağılama onların kişiliklerini gösteriyor. Bahanesi ne olursa olsun demokrat görünüp başkalarına yaşama hakkı tanımayışları da diğer yüzlerini oluşturuyor.

İnsana değer vermeyen hiçbir inanç ve düşünceyi savunacak değiliz. Medeniyetimiz insanı insan olarak görüyor, yaşama hakkı veriyor. Medeniyetimiz coğrafyasında bulunan farklı inançtaki halklar, kendi dinlerini ve geleneklerini yaşamışlardır. Bu, Tanzimat sonrası Batıcı anlayışın egemenleşmesiyle bozuldu, dengeler değişti. Hiç kimse son İslâm devleti olan Osmanlı’yı suçlayamaz töhmet altında tutamaz. Öyle olsaydı Müslümanların himayesinde olan Müslüman olmayan toplulukların yüzyıllarca yaşamışlıklarının, mülklerinin, güvenliklerinin olmadığını söyleyemez. Emperyalizmin işgali sonrasında gelişen Batıcı ve ırkçı bir ruha kapılmış olan İttihatçı düşüncenin ardından yapılanlar Osmanlılara mal edemez. Hele yakın zamanda, göçmenler üzerinden nasıl ırkçılık yaptıkları, o insanları küçümsedikleri ve hatta nasıl aşağıladıkları, insan yerine koymadıkları gerçek yüzleri görülemezdi. Emperyalizmin ve sömürgeciliğinin bir temsilcisi olarak bu kadar kavga verişlerinin başlıca nedeni insanlık adına gericilikleridir. Irkçılıkları, ulusalcılıkları ve sapkınlıklarıyla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?