Manzara

Yapılacak bir işi, alınacak bir kararı ve doğacak bir sonucu, önceden niyet edip tasarlamak, o tasarıyı imkân ve zaman unsurları temelinde planlamak, nihayet işe başlamak olması gereken bir şeydir. Fakat genel olarak bu açık seçik olmaktan çok, hayatın akışı içinde, ama kendi oluş şart ve gereğine göre gerçekleşir. Bütün olarak hayatı, hareketleri, duygu ve düşünceleri önceden tasarlayarak planlamak, ihtimal dâhilinde gözükse bile bunun mümkün, aynı zamanda gerçekçi olamayacağı açıktır. Üstelik asıl olan şeyin anlaşılmasını zorlaştıracağı, sadece şekli bir gerçekçiliğin öne çıkacağı gibi bir duruma dönüşeceği ortadadır. Bunun aksi de benzer bir durum olarak sakıncalar, hatta tehlikeler doğurur.

Ne var ki, bazı konularda, durumlarda ya da alanlarda yapılacak iş, alınacak karar ve doğacak sonuç, hem tasarlanarak

planlamayı, hem öngörmeyi zorunlu kılar. Toplumun siyasi örgütlenmesi demek olan devlet, yapacağı işi önceden tasarlayarak planlamak, alınacak kararları ve doğacak sonuçları öngörmek zorundadır. Bu bir seçenek, tercih imkânı bulunan bir durum şeklinde değerlendirilemez. Aksi halde, doğrudan devletin varlığının sorgulanması kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Meydana gelen, yaşanılan bazı olaylara, olgulara ve durumlara bakarak örneklendirmeler yapılabilir.

Devletin belirgin niteliklerinden birisi, ülke sınırları içinde asayişi, güvenliği ve huzuru sağlamaktır. Devlet bu ödevini, yükümlülüğünü ve sorumluluğunu İçişleri (dâhiliye) Bakanlığı olarak adlandırılan bir birim aracılığıyla gerçekleştirir. Önceden belirlenmiş kuralları yerine getirmeden ülke sınırından geçip giren bir kimseyi, grubu veya topluluğu bilmek ve engellemek ile yükümlüdür. Yine, gece veya gündüz, kırda, dağda, köyde, kasabada, şehirde, meydanda, caddede veya sokakta, belli bir mekânda bireylerin, grupların güvenliğini sağlamak, ola ki herhangi bir saldırıya maruz kalmış olsun, onu korumak zorundadır. Sokakta, evinin önünde, meydanda bir kimse, bir siyasetçi veya gazeteci bir kişi ya da kişilerce, herhangi bir sebepten olsa bile saldırıya uğruyor ise, doğrudan o bakanlık, onu temsil eden bakan ve güvenliği sağlamakla görevli örgüt, öncelikle sorumludur. Hele, herhangi bir kurala, yasaya bağlı olmadan vatandaşlardan para toplamış bir kişiyle görüşerek yurt dışına gitmesinin gerektiğini, velev ki telkin etmiş olsun, yaptığı takdirde, bu davranış sorgulanmaktan arî kalamaz. Böyle bir sorgulamanın, her nasıl olursa olsun, yapılmaması görev ihlalini, sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Aynı şekilde, saldırıya uğrayan bir vatandaşın hak ve özgürlüğünün korunması bağlamında, her ne sebepten olursa olsun bazı vatandaşların iyi niyetlerinin istismar edilmesi gibi benzer durumlarda, devletin adalet görevini yerine getirmekle yükümlü olan Adalet Bakanlığı ve ilgili birimleri, kendiliklerinden (re’sen) harekete geçmekle yükümlüdürler, daha doğrusu zorundadırlar. Adalet Bakanı, suya tirit söylemler üretemez.

Daha çarpıcı olan ise, “yap, işlet, devret” veya “kamu-özel işbirliği” yaftası altında, kamuya ait mallar, hizmetler, hak ve imtiyazlar, önceden belirlenmiş kişi veya kişilere, gruplara, şirketlere, yabancı yönetim kuruluşlarına menfaatler, imtiyazlar, kuşkulu haklar ve yekiler sağlamaya başlamışsa, artık devletin ödevleri, yetkileri, yükümlülükleri değil, doğrudan devletin varlığı sorgulanma sürecine girmiş demektir. Bunun yüzyıllarca süren yıkıcı örneğini Osmanlı döneminde, özellikle İngiliz ve Fransız sömürge şirketlerinin gerçekleştirdikleri uygulamalarda açıkça görülmüştür. Buna rağmen, bugün Londra merkezli küresel sermayeli şirketlere bol keseden faiz rantı ödenirken, üç semavi dince haram kılınmış faize karşı söylemde bulunmanın anlamsızlığı ortadadır. Çiftçinin binbir emekle yetiştirdiği ürünü pazara getireceği sırada, yurt dışından gümrüksüz ithalata izin vermek, devletin hangi ödeviyle, yükümlülüğüyle, sorumluluğuyla açıklanabilir? Asıl sorgulanması gereken bu durum ve uygulama olmayacak mı? Daha birçok örnek ortada.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder

# bakan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?