Tuhaf şeyler oluyor

Sokrates, döneminin insanlarından farklı düşünen biriydi. Çarşı, pazar dolaşır insanlara soru sorardı. Bu kadar çok soru sorduğu için Atina halkı tarafından pek sevilmezdi. Sorduğu sorular herkesin bildiğini sandığı sorulardı. İnsanların gerçekten bildiğini sandığı şeyleri gerçekten bilip bilmediklerini kanıtlamak istiyordu. Sonunda Atina halkının ilahlarına karşı gelmekten dolayı yargılanıp idam edildi. Hiç şüphesiz onu idama götüren, sorduğu soruların birilerini rahatsız etmesiydi. 

Batı biliminin tarihi boyunca Sokrates gibi döneminin insanları gibi düşünmediğinden dolayı idam edilen, eziyet gören birçok insan sayabiliriz. Bu yazımızın başında özellikle Sokrates’i anlatmak istedim çünkü o döneminin en çok soru soran ve soru sormaya teşvik eden insanıydı. Sorgulanmamış bir hayatı koyunlara özgü olduğunu düşünüyordu. Sokrates üzerinden gitmemin bir diğer nedeni de Batı tandanslı olan eğitim kurumumuzda bize verilen örneklerin başında geliyor oluşu.

Eğitim hayatımız boyunca öğretmenlerimiz Sokrates gibi isimleri sayarak, bir zamanlar insanların ne kadar cahil olduğunu, bilim uğruna nice insanların eziyet gördüğünü, dışlandığını, idam edildiğini anlatıp durdular. Onlardan öğrendiğimiz kadarıyla hiçbir şeye körü körüne inanmamamız gerekiyordu. Sorular sormalı, hep daha iyisini aramalıydık. Bilim denilen şey buydu. Bilinmeyeni aramak, sorular sormak… Medeniyetin, uygarlığın yolu da bilimden geçiyordu.

Yine hocalarımızdan öğrendiğimiz bir diğer önemli husus dün bilimin doğru kabul ettiği bugün yanlış olabileceğiydi. Çünkü bilim hep bir ilerleme içerisindedir. Herkesin bildiği örnekler üzerinden gidelim. Bilim dünyası bir zamanlar atomun parçalanamaz olduğunu düşünürken bugün bunun mümkün olduğunu söylüyor. Yine dün sigaranın, margarinin sağlıklı olduğunu söyleyen de bilimdi. Kısacası bilim dün doğru dediğine bugün yanlış diyebiliyor. Bunun cevabını da hemen bilim dünyasından alabiliyoruz. Bilim felsefecisi olan Karl Popper’a göre bilim yanlışlanabilir olandır. Popper en iyi kuramın “zamana bağlı olarak yanlışlanabilir, çürütülebilir olan kuram” olduğunu söylüyor.

Bugün ise tuhaf şeyler oluyor. Tüm bunları öğrendiğimiz, bunları yazan çizen, konuşan hocalarımız bunlara ters işler yapıyor. Soru soran, sorgulayan, bir yerlerde yanlış olduğunu söyleyip daha iyisini arayan insanlara cahil damgası vuruluyor. Bizden farklı olan, farklı düşünen insanlara etiketler takılmasını, hele hele bunları yapanların bilim adına konuşmalarını anlayamıyorum.

Yeni tanıştığım bir profesör modern tıbbı sorgulamam gerektiğini, körü körüne kendimi teslim edersem başıma gelecek kötü senaryoları anlatırken ondan birkaç gün sonra konuştuğum daha uzmanlığını almamış bir sağlıkçı sorgulayan, düşünen insanlara cahil diyebilme hakkına sahip olduğunu sanıyor. Bir sağlıkçı -bunun ne kadar farkında bilemiyorum ama- bir profesöre cahil diyebiliyor. Başka bir profesör öğrencilerine anlattığının tam tersi bilimin kendi felsefesine ters düşerek birilerinin ağzından çıkana körü körüne inanmamızı istiyor. Sokrates’i alkışlayanlar, Sokrates’i idama sürükleyen zihniyete sahip çıkıyor. Gerçekten tuhaf şeyler oluyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?