Güven

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Enam 82: “İman edip de imanlarına zulmü; (faizi, kumarı, içkiyi, kötülükleri, haramları, materyalist eğitimi, adaletsizliği, yalanı, inkârcılığı, şirki, münafıklığı) karıştırmayanlar, bunlara alet olmayanlar, işte onlar güven; (adalet, huzur, barış ve kardeşlik içinde yaşamak) onlaradır ve doğru yolda; (adil düzen içinde) olanlar da onlardır.” Bir müminin, İslam’dan başka, güvenliğini temin edeceği itikat ve düzen olarak tercih edeceği başka bir yol yoktur. Güvenlik, huzur, barış ve kardeşlik sadece İslam’ın bildirdiği hak, adalet ve güzel ahlâk esasları ile sağlanabilir. İslam’ı itikat ve düzen olarak, hayatlarına ikame eden mümin fert ve toplumlar; ırkçı emperyalizmin, müşrik Batı’nın ve işbirlikçi münafıkların vereceği zararlardan kendilerini bu sayede korumuş olurlar. Güvenlik; Allah’a, Peygamberine ve İslam’a güvenenlerin elde edeceği bir saadet ortamıdır. İman ve İslam’ın insana kazandıracağı emniyet ve selameti, bütün genişliği ile anlamak için; mümin, şuurlu Müslüman ile inkârcı, müşrik ve münafık arasında bir mukayese yapmak gerekir.

BİR HİKÂYE

Üstat Necip Fazıl Kısakürek; Mümin-Kâfir eserinde böyle bir mukayeseyi ustalıkla sunar. Bir materyalist, inkârcı ve dünyacı bir kimse anlatıyor: “Ben sürekli olarak korku içinde yaşıyorum. İnsanlardan ve eşyadan korkuyorum. Servet ve şöhret bana huzur vermedi. Kadında, sevgide, kırmızı hoş ışıklı salonlarda huzur bulamadım... Her şeyi denedikten sonra her şeyden sıkıldım. Kendimden nefret ediyorum. Kendimden korkuyorum. Etrafımı boş hayaller sarmış, beni yutmak için ağzını açmış bekliyorlar. Dünyam için kaygılanıyorum. Neden ve kimden korkuyorum? Allah’tan mı? Hayır, ben Allah korkusu ile yaşamıyorum ki. Toplumdan mı korkuyorum? Ben toplumdan hoşlanmam, onunla alay ederim, onu hor görürüm. Öyleyse, ölümden mi korkuyorum? Fakat ben ölümü de takmıyorum. Ölüm benim için çıplak bir olaydır. Öyleyse ben neden korkuyorum? Çoğu zaman korkacak bir şey olmadığı, her şeyim  olduğu için korkuyorum. Tokluk ve açlık, beni gerçekten ikisi de korkutuyor! Malım olmadığı zaman kazanmak için çalışıyorum. Gecemi gündüzümü onun için harcıyorum. Parlak mevkimi elde etmek için bütün gayretimi sarf ediyorum? Ne gezer, her şeyim var; mal, kadın, arkadaş ve saygınlık... Herkesin elde etmek için uğraştığı, düşündüğü her şey mevcut bende. O tanımadığım belirsizlikten korkuyorum. Şaşkınım; çünkü hayatın zirvesine ulaştım ve de kocaman bir boşluktayım. Hayat, şimdi benim düşmanım, benimle alay ettiğini hissediyorum. Şimdi ben hayatın ta kendisinden korkuyorum.” Hayatı bu dünyadan ibaret sanan dünyacı insan böyle diyor. Böyle bir kimse için ölüm ne hazin ve dramatik bir finaldir! Enam 93: “Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, ‘Bana da vahyolundu’ diyen, ya da, ‘Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim’ diye laf eden kimseden daha zalim olan kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, ‘Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz ve O’nun ayetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız’ diyecekleri zaman hâllerini bir görsen.” Bu, iman ve İslam mahrumlarının; ruhlarında duydukları ıstırabın gayet açık bir delilidir. Çektikleri korkuyu, üzüntüyü bize tasvir ediyor.

İSTİKRAR

İman; güven ve istikrardır. Allah Musa’nın annesine ilham ediyor: Kasas 7-8: “Biz Musa’nın annesine: ‘Onu emzir. Kendisine zarar geleceğinden kaygılandığında, onu ırmağa, Nil'e bırak. Korkma, hüzünlenme. Biz onu tekrar sana vereceğiz. Onu özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberlerden biri olarak görevlendireceğiz’ diye ilham ettik. Nihayet, Firavun ailesi onu buluntu bir çocuk olarak aldı. Sonradan, Musa, onlar için bir düşman, bir üzüntü konusu olacaktı. Belli ki Firavun, Haman ve kurmayları yanılıyorlardı.” Anne bu emre itaat etti, Allah da vaadini yerine getirdi. Allah, vaadinden asla geri dönmez. Kasas 13: “Böylelikle biz onu, gözü aydın olsun, mutlu olsun, hüzünlenmesin, Allah'ın vaadinin doğru, gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. Fakat yine de onların pek çoğu bunu bilmezler.” Allah’a, Resulüne güvenen ve İslam’a teslim olan her toplum, istikrar toplumu olur.

RIZIK VE ECEL

Mümin; rızık endişesiyle haktan kopup, batılın önderlerine meyletmez. Mümin, bilir ki rızık Allah’tandır ve bu rızkı helalinden kazanmak için çalışmak ise bir imtihan konusudur. Yeryüzünde ne kadar canlı varsa hepsinin rızkı, Allah’a aittir İnsanlara, rızıklarını helal yollardan kazanma şartlarını hazırlayan düzen ise Milli Görüş’ün telkin ve teklif ettiği adil düzendir. Helal rızık için böyle bir düzeni hayata ikame etmek, her fert ve toplumun temel görevidir. Allah, kulunu mahrum etmez. Bu inanç kul için büyük bir güvendir. Eskiden müminler Kur’an nizamını kurmak, mesajını bütün insanlığa ulaştırmak için cihada çıkarlar, bu uğurda gazi ve şehit olmak isterlerdi. Ailesini, çoluk çocuğunu geride bırakırlar onları Allah’a emanet ederlerdi. Karısı, Allah yolunda cihada giden kocası için: “Onu rızık verici değil; rızk yiyici olarak tanıdım. Rızık yiyici gitti ise, rızk verici duruyor” derdi. Mümin ecelinden de emindir. Çünkü Allah, ona belli bir müddet, sayılı gün ve nefes vermiştir. Onu ne azaltabilir, ne eksiltebilir. Ecelleri geldiği zaman ne bir saat; an geri kalırlar, ne de bir saat; an ileri gider. İnsanı ölümden eceli korur inancı mümin için büyük bir güven verir. Bu bakımdan kınayanın

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?