Görmezden gelmek sorunları yok etmiyor

Ekonomi ile ilgili olarak hemen her gün olumsuz haber/haberler medyaya yansıyor. Söz gelimi dün bir gazetemizde, “Memur maaşının yüzde 65’i gıda ve kiraya gidiyor” başlığı altında bir haber vardı. Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi tarafından yapılan araştırmanın soncuna göre haber medyaya yansımıştı. Söz konusu yüzde 65 rakamı ne ölçüde gerçektir, eksisi artısı var mıdır, ayrı bir konu. Ancak, masa başında yapılmış bir açıklama olmadığına göre ülkemiz gerçeğini belli ölçüde yansıtıyor demektir. Ancak, bu araştırma memur maaşları örnek alınarak yapılmış ve rakam buna göre tespit edilmiş olduğu için, aynı konu emekliler ve asgari ücretle çalışanlar açısından düşünüldüğünde hiçbir araştırmaya gerek duymadan söz konusu maaşın gıda ve kiraya da yetmediğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Aslında uygulanmakta olan ekonomik politikalar uzun yıllardan beri genellikle zengini daha zengin yaparken, fakirler yoksullaştı, orta gelir seviyesindekiler de fakirleşti. Bu bakımdan öncelikli olarak dar gelirliler ve yoksulların belli bir seviyeye çıkartılması gerekiyor. Bu yapılmadığı sürece yıllık enflasyonun 3-5 puan üzerinde maaşlarda artış sağlamakla dar ve sabit gelirlileri enflasyonun etkisinden korumak mümkün değil. Çünkü artan fiyatlar karşısında dar ve sabit gelirlilerin alım gücü dibe vurmuş durumda.

Bazılarının aklına, dar ve sabit gelirlileri belli bir refah seviyesine çıkarmak mümkün mü, sorusu gelebilir. Mümkün, bunun mümkün olduğu rahmetli Erbakan Hocamın bir yıllık başbakanlığı döneminde gösterildi. Çünkü toplu sözleşme görüşmelerinde sendikacıların istediği rakamın çok üzerinde bir artış verildi. Yeter ki, kapitalist sistemin işleyişini dar ve sabit gelirlilerin lehine işler hale getirebilelim. Çünkü sistem yerli ve küresel sermaye lehine çalışıyor. Söz gelimi faizlerin indirilmesi gündeme geldiğinde küresel sermaye sahipleri ihtiyacımız olan borç parayı belli bir faiz oranının altında vermiyorlar. Böyle olunca ülke olarak öncelikli bir şekilde iç ve dış borç yükünden kurtulmamız gerekiyor. Bunun yolu da üretim artışından geçiyor. Yoksa dışarıdan ithal ettiğimiz bir takım malların üzerinde basit bir takım işlemler yaparak ihraç etmemiz ile rakam boyutunda ihracatta patlama sağlanmış olsa bile dış ticaret açığı devam ediyor. Bu ise küresel sermaye çevrelerine bağımlılığımızı sürdürüyor.

Kısacası, bu sistem aynen uygulandığı sürece dışa bağımlılık devam edecek, bu ise sürekli olarak para sahiplerini zenginleştirirken fakirleri daha da fakirleştirecek, bir başka ifadeyle yoksullaştıracaktır. Bazıları bu sistemin değiştirilmesinin mümkün olmadığını söyleyerek mevcut durumun devamına hizmet ettiklerinin farkına varmaları gerekiyor. Öncelikli olarak toplumun büyük bir bölümünün giderek daha da fakirleşmesinin sebebinin küresel sermayenin kontrolündeki kapitalist sistem olduğunu görmek durumundayız. Bu olmadığı sürece her ay yayınlanan araştırma raporlarında gönlümüzü rahatlatacak sonuçların çıkması mümkün görünmüyor. Çünkü ilan edilen enflasyon rakamlarının da gerçeği yansıtmadığını artık herkes görüyor.

Uzun lafa gerek yok. Olaya sadece kendi hayatım açısından baktığımda bile gelirimin her geçen yıl biraz daha eridiğini, alım gücümün zayıfladığını görüyorum. Mesela 20-25 yıl önce Mersin’in sahil ilçelerinden birinde imkanlarımla bir ev kiralayabilirken, büyük şehirde bunaldığımda eşim ve çocuğumla arabaya atlayarak Akdeniz’e 2 günlüğüne de olsa gidebilirken şimdilerde işe gidip gelmede oğlumun kullandığı arabanın yakıtını karşılamakta zorluk çekiyoruz. Gerçek bu iken toplumun gözünü boyamak için bir takım rakamlarla oynamak, insanımızı ekonomik olarak rahatlatmıyor. Bu bakımdan toplumun lafa değil, uygulamaya ihtiyacı var. Bir başka ifadeyle sorunları görmezden gelmek onların yok olmasını sağlamıyor. Aksine her geçen gün biraz daha büyüyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ahmet Yahya - Üstadım,MAHMUT HOCA'yı arar olduk.Açıklama oldu da biz mi duymadık.Yoksa

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Eylül 05:36


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?