Her çocuk bir mücevherdir

Yeni bir Eylül’e ulaştık yani yeni bir eğitim-öğretim maratonunun başlangıcına. Eğitim ve öğretim süreci yerine maraton diyoruz, çünkü biz çocuklarımızı eğitmekten çok yarıştırmayı seviyoruz. Bunu belki bilmeyerek yapmıyoruz ama ortaya çıkan nihai sonuç bu. Ülkemiz çocuklarını neden eğittiğini kendi belirlemiş bir ülke değil. Fulbright sistemi hâlâ devam ediyor. Şu an eğitime dair gündemlerimiz yüz yüze mi olacak, PCR testli mi, aşılı mı, maskele mi konuları olmasına rağmen hiç bir zaman değişmeyen temel, esas konumuz eğitim gündemimizde “eğitim” ve “sistem”.

Önceki profesör olan Milli Eğitim Bakanı’mıza meslektaşımız bir gazeteci ilk tanışma programında, “Fulbright sistemi bir şehir efsanesi mi yoksa gerçek mi?” diye soru yönelttiğinde bakan gazeteciyi dalgaya alarak, “Ne şehir efsanesi o ülke efsanesi” diyerek geçiştirmişti. Fulbrigth sistemini göz ardı edenler Milli Eğitim’e ne katkı sağlayabilirler? Pandemi süreci şartlarında ise insanlarımız eğitimin temellerine dair bu konulara yönelememekte, gündelik belirsiz kararlar yüzünden.

Peki, ne olacak bu eğitim sistemimiz? Biz ne zaman eğitimimiz için “milli” olan nedir konuşabileceğiz? Olur olmaz her noktaya imam hatip okulları açarak eğitimin derinsel meselelerinin üzerini örten iktidar, eğitimde nereye varmayı hedefliyor? Daha ötesi bir hedefi var mı? Yakın siyasi tarihimizde, tek partili yönetimde Milli Eğitim bakanları en çok değiştirilen bakanlar oldu ve her gelen yeni bakan sanki başka partinin temsilcisi imiş gibi bir önceki bakanın getirdiği sistemi değiştirdi. Her gelen sistem çocuklarımızdan bir parça aldı, bilişsel gelişimini olumsuz etkiledi. (Daha diğer gelişimlerini konuşamıyoruz bile.) Yapılan PISA sonuçlarında Türkiye 2003’ten bu yana üç yılda bir yapılan PISA sınavında tüm branşlarda OECD ortalamasının altında kalıyor. PISA sonuçlarını değerlendiren uzmanlar çocuklarımızın seviyesi hakkında şunları ifade ediyor: “Okuma alanında en alt düzeyde yeterlilik gösteren çocuklar bir metinde çok açık olan bilgileri saptamak, kendilerine tanıdık gelen konulardaki yazıların ana fikrini fark etmek gibi basit şeyleri yapabilirler ama daha derin yorumlarda bulunmakta zorlanırlar. Matematikte de çok basit işlemleri yapabilirler. Dolayısıyla PISA sonuçları, Türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin önemli bir oranının temel becerilerden yoksun olduğunu gösteriyor.” Özetle; kendi anadilinde okuyup anlayamayan bir öğrenci topluluğu ile karşı karşıyayız.

Eğitim ve öğretim sadece bir siyasi iktidarın şekillendirebileceği bir kurum değildir. Eğitim bir ülkenin, bir ümmetin ve insanlığın birkaç yüzyıl sonrasını şekillendirici -iyi ya da kötü yönde- ana etkendir.  Bu sebeple eğitim konusunda uzman, yaşadığı toprakları tanıyan, kendi inancına ve ilkelerine karşı yabancılaşmamış, vizyon sahibi, eğitimi sadece belli yaş aralıklarında, belirli mekânlarla kısıtlanan faaliyet olarak görmeyen, “insan”ın ne olduğuna dair varlık bilgisine sahip, insanın dünyada var olma sebebi olan “Allah’ın halifesi” olduğunun idrakinde, insanı sadece fabrika montaj sisteminde nitelikli eleman olarak görmeyen, “çağları açıp, çağları kapatacak” mücadele eri olarak gören, bütün insanlık tarihinin mücadele ve mücahede alanının “hak ile batıl” arasında gerçekleştiğinin şuurunda kadrolar tarafından gerçekleştirilmelidir.

Ülkenin yöneticileri, iktidarları bir ülkenin geleceğinden ne bekliyorsa okul müfredatlarına onu koyar. Eğer eğitimin beşikten mezara kadar devam eden bir süreç olduğu bilgisine sahip olup inancını taşırlarsa çocuklarını maratonda koşturur gibi eğitim sistemine mahkûm etmezler. Her yaratılan insanın “biricik” olduğunu ve her doğan çocuğun kendine has özelliklere, yeteneklere sahip olarak doğduğunu ailelerin, öğretmenlerin, yöneticilerin bu yeteneklerin idrakinde olup, bu yetenekleri, kabiliyetleri harcamayacak sistem kurmak için çalışmaları gerekmektedir. Eğitimin amacı kapitalist sistemde beyaz ve mavi yakalı işçiler yetiştirmek olmamalıdır. Eğitimin amacı insanın taşıdığı değeri tüm insanlığa kazandırmak, farklı akıl yürütme yöntemlerini kullanabilmesini sağlamak, Allah’ın verdiği kabiliyetleri ortaya çıkarabilmek olmalıdır. Zekâlar arasında derecelendirmelerden vazgeçilmeli; sayısal zekâlar üstündür, sözeller daha az akıllıdır, sosyal zekâcılar öylesine boşluk doldurmak için çıkmıştır, anlayışı acilen terk edilmelidir. Her zekâ türüne sahip çocuğu kendi kapasitesi içinde elde edebileceği en üst düzeyi kazanmasını sağlayarak, her çocuk topluma kazandırılmalıdır.

Hem eğitim hayatımızda hem de hayatın diğer alanlarında, “Batı’dan geri kaldık, burayı yakalamalıyız” düşüncesinden, inancından vazgeçmeliyiz. Bizim sorumuz, “Biz hâlâ mimaride Mimar Sinan’ı neden aşamıyoruz, aşmayı bırakın neden o seviyeye yetişemiyoruz? Müzikte neden hâlâ bir Itri yetiştiremiyoruz?” gibi sorular olmalıdır. Çocuklarımıza Fulbright sisteminde eğitip de, “Neden bizim çocuklardan bir Fatih çıkmıyor?” diye dertlenme hakkına sahip değiliz. Zihniyet değişimine bu noktadan başlamalıyız. Batı’dan geri kaldık teranelerini terk etmeliyiz. Yüzyıllardır taşıdığımız aşağılık kompleksini yıkarak, yaşadığı dünyayı anlayan ve bu dünyanın nasıl olması gerektiğine Müslüman’ca cevap veren zihniyete acilen kavuşmalıyız.

Her doğan çocuk israf edilmemesi gereken bir mücevherdir. Bu mücevheri hakkıyla işleyecek eğitim sistemini kurmak ise hepimizin vazifesidir. Yaratılan hiç bir insanı ziyan etmeden ömür boyu gelişimini sağlayacak, kalifiye olmasını sağlayacak şekilde eğitim kurumlarını düzenlemek zorundayız.

Son not olarak, eğer eğitimin sonunda sadece çocuklarımızı, gençlerimizi, insanlarımızı bir işi yapabilecek hale getirip, “Helal 3’ün haram 5’ten büyük olduğunu” öğretemiyorsak gelecek nesillere karşı vazifemizi yerine getirmemişiz demektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder

# bakan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?