Öğrencilere ‘düşünmeyi’ öğretin!

Bismillâhirrahmânirrahîm;

SALGIN döneminde verilen 1.5 yıllık aradan sonra, öğrencilerimiz okullarına yeniden kavuştular. Sıkıntılı ve dikkatli olunması gereken bir dönem… Sağlık kurallarına azami ölçüde dikkat edilmeli. Yarınlarımızı emanet edeceğimiz kıymetli öğrencilerimizin başına bir şey gelmesine gönlümüz razı olmaz. 2021-2022 eğitim öğretim yılının hayırlara vesile olmasını dilerim.

Bir eğitimci olarak, öğretmen kardeşlerime tavsiyem, öğrencilerine “düşünen insan” olarak yetiştirmeleri!.. İnsan dünyayı gözünün büyüklüğü, ufkunun genişliği ölçüsünde görür. İnsanın olaylar konusunda isabetli bir “öngörüsü” olmalı. Bu da feraset, basiret, dirayet, irfan, hikmet ve bilgelikle kazanılır. Bunu ancak, çok yönlü “okuyan insanlar” yetiştirmekle sağlayabilirsiniz. Okuyan insan yeni dünyalara açılır. Yeni keşifler yapar. Düşünme melekeleri gelişir.

Necip Fazıl, gençlere şöyle seslenirdi: “Genç adam! Düşün! İşe düşünmekten başla… Etrafında olup bitenleri anlamaya çalış…” “Muhasebe” şiirinde de olayları sorgulayan genç özlemini terennüm eder:

“İşte bütün meselem, her meselenin başı,

Ben bir genç arıyorum gençlikle köprübaşı!

Tırnağı, en yırtıcı hayvanın pençesinden,

Daha keskin eliyle, başını ensesinden,

Ayırıp o genç adam, uzansa yatağına;

Yerleştirse başını, iki diz kapağına;

Soruverse: Ben neyim ve bu hal neyin nesi?

Yetiş, yetiş, hey sonsuz varlık muhasebesi!”

Fitnelerle çalkalanan dünyada okuyan, düşünen, inceleyen, araştıran, olayları sorgulayan şuur uyanıklığına ihtiyacımız var. Şuur uyanıklığı, insanın aldanma ve yanılmasını en aza indirir.

DÜŞÜNMEDEN NEREYE?

MİLLÎ Şuur dergisinin Haziran 2021’deki 58. sayısında, eğitimci Esma Baykan Tunç bacımızın “Düşünen İnsandan Korkmamak” başlıklı, Türkiye ve dünyadaki düşünce kuruluşlarını anlatan bir yazısı yayınlandı. Yazı, dikkatli bir gözlem ve ciddi bir araştırmanın ürünü! “Düşünme” kavramının eğitimimize yöntem olarak yerleşmesini istiyor.

Yazar şöyle diyor: “Bizim eğitim sistemimiz içinde düşünen, eleştiren, tartışan, hemen kabul etmeyen, sorgulayan insan tipi yetiştirmemiz gerekiyor.” (Sh. 39) Yazar, bu konuda münazara tipi uygulamalardan yararlanmayı öneriyor: “Eğitim sisteminde ilkokuldan başlayarak bu tür etkinliklere daha fazla yer verilmeli. Çocuklarımıza düşünmeyi; düşündükleri fikri savunmayı öğretmeliyiz ki, çocuklarımız düşünmeden, önlerine konulan her şeyi sorgulamadan kabul etmesinler.”

Yazarın beyin göçünü önleme konusunda da teklifleri var: “Ülkemizi daha iyi yerlerde görmek için eğitim yatırım yapacağımız en iyi kalem! Bilim insanlarımızı ülkemize çekmeliyiz.” (Sh. 39)

Sömürgeci güçler, düşünce kuruluşlarının verdiği raporlarla dünyayı avuçlarının içi gibi tanıyor, oraları kontrollerine almaya çalışıyorlar. Bizi bekleyen tehlikeleri bilmeli, ona göre çözümler üretmeliyiz. Türkiye’de ilk düşünce kuruluşunun hangisi olduğunu biliyor musunuz? Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM). Erbakan Hoca ESAM’ı daha siyasi parti kurmadan önce 1969’da kurdu. Düşünce kuruluşunuz yoksa bir davayı “kalıcı” hale getiremezsiniz.

ESAM’dan sonra Türkiye’de bazı düşünce kuruluşları oluştu. Fakat çoğu politize oldu ya da anket şirketlerine dönüştü. ESAM hâlâ itibarlı yerini koruyor.

ALDANMAMAK İÇİN

DÜŞÜNCE zenginliğine sahip kişiler aldanmaz, aldatılmaz. Ecdadımız bu konuda o kadar “sağlamcı” davranmışlar ki, medreselerde “mantık” dersini temel dersler arasına almışlar. Âlimler de titiz davranmışlar. İmam Şafi’nin bu konudaki şu sözü çok meşhurdur: “Mantık bilmeyenin ilmine güvenilmez.”

Bizde bazı şeylerin eksik olduğunu fark etmiyor musunuz? 15 Temmuz’da bir “kalkışma” yaşadık. Çoğumuz bunu olay gerçekleştikten sonra öğrendik. Halbuki, olay 1966’da start almıştı. Kiliseler Birliği 3. bin yılda Hıristiyanlığı Asya’da yaymak için, İslâm ülkelerinde uygulanmak üzere “Dinlerarası Diyalog”; “Ilımlı İslâm” projelerini hazırlamıştı. ABD bunu benimsemiş; FETÖ’yü göreve başlatmıştı. Gerisini biliyorsunuz!

“Öngörü” diye bir şey var. Koskoca toplumun bu tuzağı 50 sene sonra görmesi normal mi? Bu kişiler, devletin sinir uçlarına kadar girdiler. Devletin istihbarat kurumlarını elinde bulunduran yöneticiler bile bunu fark edemedi. Bir tek Erbakan Hoca “Ilımlı İslâm”; “Dinlerarası Diyalog” konularında toplumu uyardı. Niçin? Çünkü “düşünce sistematiği”ne sahipti.

Türkiye, başta “düşünce” olmak üzere her konuda yeterli hale gelmeli. Okullar “düşünme sistematiği”ni öğretmeli. Toplum “sürü” haline gelmemeli. Okumakla iz’anı, feraseti, basireti gelişmeli. Tuzakları önceden görebilmeli. Erbakan Hoca anlatırdı: “Âlim tehlikeyi gelmeden önce fark eder; cahil geldikten sonra!”

Yeni öğretim yılının başlaması güzel bir fırsat! Evlâtlarımıza “düşünmeyi” öğretin! Bir toplumun “aldatıldık”; “kandırıldık”; “sinsi tuzağa düştük” korosu tutturması ne büyük acı!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder

# ABD

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Mustafa - Elinize sağlık. Böyle güzel bir konuyu işlemişsiniz. İnsanlar iyi yönde eğitilirse iyi toplum olur. İyi toplum da , iyi niyetli insanları ( bilim adamları dahil ) içine çeker. Gelişme olur. Akıl , izan olur.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 07 Eylül 08:39


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?