Afganistan birkaç zalim işgalci güce mezar oldu-2

Afganistan coğrafyasına İslam’ın ulaşması çok erken dönemde, Hz. Osman veya Muaviye devrinde oldu. Maveraünnehir ve Horasan’da hüküm süren Samaniler devletinin sınırları IX. yüzyılda Afganistan’ın büyük bölümünü de içine alıyordu.

Türkler, Sebük Tegin önderliğinde, Afganistan’ın en önemli kentlerinden biri olan Gazne’de Gazneli Devleti’ni kurdular. Bu devletin dünya tarihine geçen büyük sultanı Gazneli Mahmud (998-1030) İskender’in yapamadığını başararak Gazne’den çıkıp Hindistan›a hâkim olmuştu ama onun devri de uzun sürmedi. Bununla birlikte Gazneli, devrinde Afgan coğrafyasındaki Türklerin sayısını artırdı.

Afganistan’daki Gazneli egemenliği 1040’ta meydana gelen Dandanakan Savaşı’nda Selçukluların zaferiyle son bulunca bölgenin siyasi tarihi yeni bir seyir aldı. 1157’de son Selçuklu Sultanı Sencer vefat edince kısa bir süre Gurluların hâkimiyeti sürdü. XII. asrın sonlarında Harzemşahlar 1220’deki Moğol istilalarına kadar Afganistan’a hâkim oldular. 1364’de Timur Afganistan’ı hükmü altına alana kadar Moğolların etkisi sürdü. Timur ülkenin başkenti olarak Herat’ı öne çıkardı. Timur’un güvenlik ve bayındırlık siyaseti sayesinde birçok kent ve özellikle Herat bulunduğu coğrafyanın cazip bir kültür merkezi haline dönüştü.

Timur’un torunlarından Bâbür (1483-1530), Afganistan’da uzun zaman devam eden ve sınırları Hindistan içlerine kadar uzanan yeni bir devlet kurmayı başardı. Onun devleti Hindistan’da 1857’deki İngiliz işgaline kadar zayıflayarak sürdü. XVIII. yüzyılda siyasal parçalanmışlık ortamında dış güçlere karşı Ahmed Şah Dürrânî, Peştunlar başta olmak üzere çok sayıdaki kabileyi birleştirdi ve 1747’de Afganistan’ı kurdu. Ahmed Şah, hırslı hükümdar Nadir Şah’ın kumandanlarından biri olarak onun iddialı yayılma politikalarının içindeydi. 1747’de Nadir Şah öldürüldüğünde İran bir yönetim sorunuyla karşılaşınca ortaya çıkan fırsatı değerlendirdi. Bölgesindeki çoğu kabilenin kendisine tabi olmasını ustalıkla sağladı. “İnciler incisi” anlamına gelen “dürr-i dürrân” unvanı alan Ahmet Şah daha çok Dürrânî lakabıyla anılır oldu. XIX. asırda ülke Rus ve İngiliz sömürgeciliği ile mücadele etmek zorunda kaldı.

Çarlık Rusya’sı Afganistan’a yayılmak için İran’ı kullanırken, İngilizler de Hindistan’daki Sihleri kışkırtıyordu. Nitekim 1839’da Rusya’nın desteklediği İran Herat’ı ele geçirmesin diye İngilizler Sihlerle birlikte Afganistan’ı işgal ettiler. Bu işgal üç yıl sonra bitmiş olsa da tesirleri bugüne kadar süren bir sonuç doğurdu. Afgan coğrafyasındaki çok kültürlü ve çok etnik yapılı ama birlik ve beraberlik içindeki toplumsal ahenk bozuldu. 1878’de ülkedeki iç karışıklıklardan faydalanmaya çalışan Rusya’nın olası Afganistan işgalinden endişe duyan İngiltere erken harekete geçti. Yaklaşık üç yıl süren Afgan direnişi 1881’de noktalandı ve İngiltere ikinci kez işgalci devlet oldu. Timur’un başkent yaptığı Ali Şir Nevai ve Hüseyin Baykara zamanında muhteşem bir medeniyet ve kültür merkezi haline gelen Herat başta olmak üzere birçok şehir İngiliz işgali sonrasında Rusya’ya karşı savunma tedbirleri bahanesiyle topa tutuldu. Bin minareli şehir olarak anılan Herat’ta külliyeler, camiler ve medreseler yıkıldı.

Afganistan son yüzyılda adı hep “figan” ile anıldı. Hatta bazen “Afganistan” yerine “ah-figanistan” denilerek ülkenin yüzyıldır çektiği acılara vurgu yapılıyor.

Afganistan Gazneli Mahmud ve Babür’ün zengin imparatorluklarının bir parçası olduğu günlerden çok uzakta. Sayısız işgalci güçlere mezar olmuş bir ülke. İskender’in hayallerini hüsrana çeviren topraklarda İngiliz ve Rus yayılmacılar da umduklarını bulamadılar.

Afganistan, 1919’da İngiliz kontrolünden bağımsızlığını kazanana kadar İngiliz ve Rus imparatorlukları arasında bir tampon görevi gördü. Afganistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke Sovyetler Birliği oldu ve iki ülke arasında 28 Şubat 1921’de bir antlaşma imzalandı. Bundan bir gün sonra da 1 Mart 1921’de Mustafa Kemal’in başkanlık ettiği TBMM Hükümeti ile Afganistan arasında antlaşma imzalandı. Türkiye o vakitler bir kurtuluş savaşı vermesine rağmen Afganistan’ın ihtiyacı olan uzman öğretmen ve subay gönderme taahhüdünde bulundu. Afganistan’ın başkenti Kabil’de açılan ilk diplomatik elçilik Türkiye Büyükelçiliği olurken Afganistan da Türkiye’yi tanıyan ikinci ülkedir. (Devamı var.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?