Afganistan çağrışımı!

“Vaktüzre” başlığı altında kaydettiğim günlükleri düzenlerken ’81 yılı Eylül ayının bir gününe ait olanda, bir vesileyle Afganistan’ın üzerinde durulduğunu gördüm. Daha doğrusu, Eskişehir’de bulunduğum sırada Afganistan’dan gelen bir kişiyle tanıştığım ve onunla ilgili izlenimlerimi yazmışım.

Afganistan’ın bizim sanat ve edebiyat çevresinde dikkat çekmesi, ‘79’daki Sovyetler Birliği’nin ve onun desteklediği Babrak Karmal’ın iktidara gelmesi üzerine başlatılan mücadele ya da ayaklanma dolayısıyla oldu, denebilir. Özellikle Mavera dergisinin “Afganistan Özel Sayısı” çıkartması ve Cahit Zarifoğlu’nun, bir bayan tarafından kendisine ulaştırılan mektupları gözden geçirerek yayınlaması, Afganistan’ın ve orada olup biten olayların kamuoyunca da dikkat kesilmesine yol açtı, denebilir.

Öte yandan, Türkiye’de 12 Eylül darbesinin yapılması ve onun getirdiği sıkıntılı ve boğucu havanın etkisi de, Afganistan’daki darbelerin, iktidar mücadelelerinin ve Sovyet işgalinin vesile kılınmasını bir bakıma besledi. Nihayet Sovyet işgali ve onun desteklediği iktidarlara karşı sürdürülen mücadele sonucu, Afganistan’da yeni bir evreye geçilir gibi olundu. Ancak Ahmet Şah Mesut, Burhanettin Rabbani’nin suikastlar sonucu öldürülmeleri, “ Taliban” adıyla yeni bir oyuncunun sahneye çıkması, iktidarı ele geçirmesi, uygulamaları, devrilmeleri ve yeniden hâkimiyet kurmaya yönelmesi olayları Afganistan’ın, kendi iç değişkenleri ve dinamikleri itibariyle çetrefil bir sorunlar yumağıyla örülü bulunduğunu göstermektedir.

Coğrafi konumu bakımından Afganistan’a, özellikle emperyalist devletler ve güçler özel bir önem veregelmişlerdir. Sözgelimi, 20. yüzyılın başlarında İngiltere, emperyalist politikasının iki ayağını oluşturan Hindistan ve Mısır valiliklerinin bağlantısının kesilmemesi için, Afganistan’ı adeta bir gözetleme kulesi şeklinde kurgulamıştı. Bu kurgusunun önüne Afganistan’daki ayaklanmayla Anadolu’daki Milli Mücadele, set çekmenin ötesinde parçalanması sonucunu doğuracaktır. Farklı istemleri içerse de, Sovyetler Birliği açısından da Afganistan’ın özel bir anlamı vardı, ancak “Mücahitler”in gerçekleştirdikleri ayaklanma, “Sovyet”in dağılmasına yol açacaktı. İngiliz İmparatorluğu’nun, bir anlamda politikasını tevarüs etmiş görünen ABD de benzer bir akıbetle karşılaşmış gözükmektedir. (Yıldıray Oğur’un Karar gazetesinde yayınladığı makalesi, bu konuda yararlı bir özet bilgiler içermektedir.)

Bir türlü gerçekleştirilemeyen denge ve düzenleme sürecinde Afganistan’da, Taliban olarak adlandırılan örgütün yeniden iktidar kurma evresinin başlayabileceğini işaret eden emareler gözükmektedir. Söz konusu örgütün “medrese” merkezli bir oluşum olduğu ve İslam’ın görünürlüğünü temsil ettiği şeklinde bir algının oluştuğu, öncelikle öne çıkartılarak vurgulanmaktadır. Burada bir takım ön kabuller ve önyargılar, onlara bağlı yorum ve değerlendirmeler yaygın nitelikte yapılmaktadır. Oysa asıl sorunların kaynağı olma özelliğine sahip bir takım kavramların, kurumların bulunduğu öncelikle ve ısrarla belirtilmelidir. Sözgelimi, “medrese” kavram ve kurumuna yüklenen anlam bunların başında gelmektedir. Tıpkı “Taliban” gibi. Bu kavramların ya da deyimlerin, dinin özünü kendiliğinden içkin olduğu ve kesinlikle bunları içerdiği şeklinde bir algılama ön kabulü yatmaktadır. Kuralların ve kurumların tarihi süreçleri göz önüne alınmadığı ve zamanın değişkenliğine dikkat edilmediği, üstelik kendiliğinden bir kutsal atfedildiği takdirde, o kurallar ve kurumlar, insanın zihninde, ruhunda, toplumun önünde birer engele dönüşebilirler, birer kör kuyu gibi tehdit ve tehlike kaynağı oluşturabilirler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?