Tanışmak nasıl bir şeydir?

Şu kadar milyar insan var dünyada, siz bunun acaba kaçta kaçını tanıyorsunuz? Kaçı ile muhatap oldunuz? Hepi topu kocaman dünyada tanıdığınız insan sayısı bir futbol sahasını ancak doldurur. Ya diğerleri? Kim bilir tanışma fırsatı bulamadığınız ya da ömrünüz tanış olmaya yetmediği ne orijinal insanlar vardır onların içerisinde. İnsanın imtihanı tanışabildiği insanlarla mı sınırlıdır? Büsbütün öyle olduğunu sanmıyorum. İnsan tanışma fırsatı olduğu halde tanışmadıklarından da sorumludur. Mesuliyet bilinci dediğimiz şey insanın elinin uzanabildiği ile sınırlı olmasa gerek. Gözünün ve aklının uzanabileceği yerlere de uzanmalıdır sorumluluk sahibi insan. İşteş bir eylemdir tanışmak. Tanımaktan farkı da budur. Tanıdığınız kişi ya da şeyle tanışmak zorunda değilsiniz. Çünkü kimi zaman tanımak karşıdaki kişiyle tanışmamayı gerekli kılar. Karşılıklı birbirini tanımak her iki tarafın birbirini tanımlaması anlamına da gelmez. Tanımlamalarla oluşan tanışıklık tez ayrılık ya da hayal kırıklığı getirebilir. Oysa tanış olmak karşılıklı halleşmek, birbirinin dilinden anlamak demektir. Taşınmak gibidir tanışmak. İki insanın birbirinin gönül evine, akıl dünyasına fırsat buldukça taşınması, birbirinde kalması böyle bir müşareketi anlamlı kılar.

GELİN TANIŞ OLALIM

Bazı insanlarla sanki yıllar öncesinden tanışıyor gibi hisse kapılırsınız. Kimi insanlarla da ne kadar oturup kalksanız o denli uzak düşersiniz birbirinizden. Pencereleri ve kapıları birbirine sırt dönmüş evler gibisinizdir. Ruhsal uzlaşma bidayetten beri aynı iklimde, aynı gök altında yaşıyormuş ünsiyetini bahşeder insana. “Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım” diyen Yunus belli ki bizim Yunus’tur. Zira tam da bizim meşrebimizce konuşmaktadır. Tanış öyle bir insandır ki yüzünü daha önce hiç görmeseniz de görür görmez aşina olursunuz. Sesi sesiniz gibi yakından gelir. Bakışlarında sizin gözlerinizin gezindiği yerlerin izleri vardır. Hiçbir sözünü yanlış anlamazsınız. Oradan uzaklaşma duygusu sizi esir almaz. İnanç kardeşi olduğu halde bugün birbirini anlamama ya da yanlış anlama yarışına girenler aslında hiç tanışık olmadıkları için aynı zamanda barışık da olmayan sözde inanç kardeşleridirler. Sahi namazda neden bu denli omzunu omzuma yaslayacak kadar yanıma sokuluyorsunuz? Tanışıyor muyuz?

TANIŞMASIZ EVLİLİKLER

Boşanmalar ikiye ayrılır: Hakiki boşanmalar, mecazi boşanmalar. Resmi, şer’i ve hakiki boşanmanın ne olduğu herkesçe malum. Peki mecazi boşanma ne ola ki? Tanışmadıklarını fark eden çiftlerin hissi anlamda birbirlerinden kopmaları şeklinde cereyan eden uzun katlanma süreçli birliktelikleri mecazi anlamda boşanma mesafesindedir. İnsan, görmenin tanışmak olmadığını nice sonra anlar. Birlikte aynı mekânı paylaşmak da tanışıklık için yeterli değildir. Kavgaya, gürültüye, öfkeye, hiddete ve şiddete gerek bırakmayacak derecede karşıdan gelen davranışı tolere ederek anlayışla karşılayabilmektir tanışmak. Sevgisizlik dahi tanışma seviyesine ulaşamamakla ilgili bir durumdur. Çiftler birbirine sormalı: Nereden tanışıyoruz?

TANIŞMAK İNSANI YORAR

Önce insanı yormayan tanışmadan bahsedeyim. Aynı şiirin döküldüğü denizlerle bakışlarınızı nişanlamışsanız o dizelerin uğradığı her yer memleketiniz her insan tanışınızdır. Şöyle söylüyor şair:

“Hayat paltosunu asacak yer isteyince / ben de çürüyen omuzlarımı gösterdim.” Bundan sonrası iyilik, güzellik. Mustafa Köneçoğlu en son ve en yeni şiir kitabı Tanışmak İnsanı Yorar derken mefhumu muhalifinden biraz da benim söylediğimi söylüyor gibi geldi. Beni Karşılıksız Anla derken sanki sahici tanışmanın konumunu atıyor yürüdüğümüz yollara: “Göz kararına hayat göz kararmasına / şiir diyoruz çoktandır.” Şiirle yola çıkanlar birbiriyle daha bir tanışıktır. Tanışık olmasalar bile en azından birbirlerini gayet iyi tanırlar. Kiminle yola çıkılacağını, kime sırrını emanet edebileceğini bilir şiir yolcuları. Tanıdıkça içinizden tanışmak gelmeyen şairlerden böyle emin olabilirsiniz. Madem Yunus “tanış olmak” diyerek ufkumuzu açtı, öyleyse sevgili Mustafa Köneçoğlu’nun “Yunus” başlıklı şiirinin son bölümünü dünya ile ilişkimize kanıt göstermiş olalım:

“Biraz daha tanışalım diye oyaladım yağmuru

yolu uzattım ve hayatı ağırdan aldım yunus

bakma kabartma yazılar gibi rahat okunduğuma

allah’a her şeyi anlatacağım diyen çocuğun gözleri

giderken beni de infaz etti can çekişiyorum hâlâ.”

(Tanışmak İnsanı Yorar-Mustafa Köneçoğlu-Şule Yayınları)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Teşekkürler kardeşim..gönlünüze sağlık..selamlar..muhabbetler..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 12:55


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?