İslam'ı doğru temsil etmek için

Bismillâhirrahmânirrahîm;

DEĞERLİ kardeşlerim! Cami ve hocalarımızda gördüğüm bazı eksiklikler konusunda “hatırlatma” ve “uyarılar” yapmak istiyorum. Önce, bütün hocalarıma, Diyanet mensuplarına hayırlı hizmetler diliyorum. Görevinde titizlik gösteren, ilâhi mesajı tebliğ etmeye çalışan seçkin hocalarıma minnettarım. Onlar yazdıklarımdan alınmasınlar! Bu hatırlatmaları yapmazsam vebal altında kalacağımı düşünerek yazıyorum.

İslâmî hizmetlerde en önemlisi “insan” unsurudur. Hizmetin gerektirdiği bilgi, birikim ve ahlâkî donanıma sahip insan! İslâm’ı temsil etme yetenek ve donanımına sahip olmayanlar başka meslek seçseler kendi faydalarına olur. Bu alan çok hassastır. Sarık leke götürmez. Devamlı halkın önünde olan insan her an kendisine çekidüzen vermek zorundadır.

Diyanet, topluma dinini öğretme görevini üstlenmiş durumda. Yalnız hoca ve camilerden dinini öğrenmeye çalışan milyonlar var. Diyanet toplumdaki İslâmî bilgi eksikliğinin baş sorumlusu! İslâmî hizmetlerini bu anlayış içinde sürdürmeli. Boşluk bırakmamalı.

Bir hafta önce, hafız bir hocamıza “taziye ziyareti” yaptık. Daha oturur oturmaz, Diyanet’in eksikliklerini anlatmaya başladı. Belli ki, çok dolmuş. Hutbelerden yakındı. Gençlerin deizme, ateizme kaydığını söyledi. “Bana görevim dışında hutbe okutma yaa!” diyerek sözünü tamamladı. “Taziye” için gittiğimizden, hocanın yakındığı konulara girmemeye çalıştık. Hocalarımızın “iyiliği emretme, kötülükten sakındırma” görevi olduğunu hatırlattık.

Camilerde cemaatin hızla azaldığının farkında mısınız? Diyanet asıl bu konuda kendini sorgularsa bir çözüme ulaşabilir, diye düşünüyorum.

ALAN YETERLİLİĞİ

DİYANET’İN en çok eleştirilen hutbeleri 15 Temmuz konusundakiler! Siyasilerin konuştuğu, gazete ve TV’lerde duyduğumuz bir dil kullanılıyor. Hâlbuki cemaat ilâhi mesajın esintileri ile ferahlamak istiyor. Halkın dinî bilgilerdeki yetersizliğinden dolayı 15 Temmuz yaşandı. İslâm konusunda net bilgilere sahip olsaydık, böylesine aldatılamazdık. Diyanet, yeni 15 Temmuz’lar yaşanmaması için, “İslâm’ı doğru öğretme seferberliği” başlatmalı. Hedef gösterici değil; “ıslah edici” olmalı.

Diyanet’in “aile” gibi bazı konularda “kuşatıcı” hutbeleri oldu. Hep öyle olmalı. Para toplanacak günlerde öylesine uzatılıyor ki, namazın yaklaştığı “feyizli” zamanlarda hep aynı sözleri duymaktan “gına getiriyoruz”. Son cumada, yangın ve sellerde zarar gören cami ve Kur’an kursları için para toplandı. İl müftüsü hükümetin ne kadar çok çalıştığını anlattı. Yetmedi. Bir de, “Her şeyi devletten beklemeyin!” diye cemaate sitem etti.

Yetmedi. Hoca, günün Cuma hutbesini bitirdikten sonra, müftünün kaldığı yerden devam etti. Neredeyse hutbe kadar uzattı. Hem de gazete, TV’lerde duyduğumuz üslûp ile! Mehmet Şevket Eygi’nin şu sözlerini düşündüm: “Camilerde para toplanmamalıdır. (…) Cuma hutbelerinde siyasi iktidarın talimatıyla ısmarlama hutbeler okunması Diyanet’e yakışan bir şey değildir.” (Millî Gazete, 22.06.2018)

Buna uyulmazsa, AKP kurucularından Kemal Albayrak’ın, “Camiler bile AK Parti’nin propaganda merkezi oldu.” (Yeniçağ, 11.01.2021); Berhan Şimşek’in, “Diyanet’in hutbeleri AKP Genel Merkezi’nde hazırlanıyor” (27.01.2021) gibi sözler duymak kaçınılmaz oluyor.

OLGUN HOCALAR LÂZIM!

Toplumun tamamına hitap ediyor. Böylesine hassas bir alanda görev yapan hocalarımız “özel” yetiştirilmeli. Diyanet’in “Hoca Yetiştirme Projesi” olmalı. Hatta üniversitesi! İhtiyacı olan kadroları kendisi yetiştirmeli. Hocalar, toplum içinde “iyi halleri” ile tanınmış kişilerden seçilmeli. Toplumda “ağırlığı” olmalı. Dinimiz “doğru temsil” edilmeli. Birçok kurum “yeniden yapılanma”ya gitti. Diyanet’te, İslâm’ın aslına uygun temsili için köklü bir değişiklik görmedik. Nice hocalarımız, merkezden gelen hutbeleri okuma dışında İslâm’ı öğretme çalışması yapmadığı halde, kendisini toplumda “otorite” sanıyor. Basit hatırlatmalarda bile karşısındakini “düşman” gibi görüyor. Üzerinde “ilim olgunluğu” yok.

Rektör, Diyanet İşleri Başkanı olması konuşulmuş; fakat “ilim adamı” kalmayı seçmiş olan Prof. Dr. Faruk Beşer, camideki bir hatırasını anlattı:

“Cuma namazı için farklı camiye gittim. İmam bizi iki dakikada yatırıp kaldırdı ve çıktı. Gazali’nin sözünü düşünerek yanına yaklaştım. Kimse duymadan, bakın imam kardeşim, böyle namaz kabul olmaz. Ben bir Müslüman olarak bunu size söylemek zorundayım. Çünkü dememle lâfı ağzıma tıktı, ben de bir şey söylemeden ayrıldım.” (Yeni Şafak, 02.08.2020)

Cemaat bazı hocalarımıza soru sormaktan çekiniyor. İşin özeti, hocanın bilgi, ilgi ve merakı İslâm’ı öğrenme üzerinde toplanmalıdır. Bu işin mayası ise, halisane niyet ve samimiyettir. Bu yazı, bazı hataların düzeltilip sorumluluktan kurtulmamız için yazılmıştır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Sadık Ahmet - çok güzel tesbit.teşeekürler.selamlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 09:39


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?