Afganistan ve Albay Faruk Sungur

Ne zaman Afganistan’dan bahis açılsa şehit Albay Faruk Sungur aklımıza gelir. Kaza süsü verilmiş bir suikastla şehit edilen Albay Sungur, Ali Nar hocamızın en gözde talebelerindendi. Hocamızın Erzincan İmam Hatip’ten talebesi olan Sungur, orta öğretimden sonra Erzincan Lisesi’ne devam etmiş ancak Ali Nar hoca ile öğrenci talebe ilişkisi dostluğa dönüşmüştü. Sadece dostluk değil, büyük hayallerin iki tarafı olmuşlardı.

Ali Nar hocamızın yedek subay olarak tamamladığı askerlik dönüşü Erzincan İmam Hatip Lisesi’nin ortaokul bölümünde başlamıştı büyük hayaller. Hocamızın ifadesiyle “sevimli, canlı, uyumlu bir gençti. Bakışları, üstün zekâ ve müstakbel bir seviye müjdeliyordu”.

Ali Nar hoca, talebesi Albay Faruk Sungur’un şehit edilmesi vesilesiyle yazdığı “Şehidimize Ağıt” yazısında şöyle anlatır öğrencisini:

“Bu ağıtı yazan 1969’un Ekim’inde yedek subaylığını bitirip döndüğünde, öğretmeni olduğu okulda tanımıştı onu: Sevimli, canlı, uyumlu bir gençti.

Bakışları -görene- üstün zekâ ve müstakbel bir seviye müjdeliyordu. Beden dersinde (branşı olmadığı halde) askerce talim yaptırıyordu hocası. O yıllar içinde başka derslerde de, onda bir şahsiyet kurmaya çalışırken esasen ona askerliği sevdirmişti demek. O sevdaya tutulmuştu evlat nitekim! Erzincan da asker (subay) olmak sanki görenek ve sevdaydı; her ailede bir örnek bulunurdu zira. Faruk, Munzur dağlarının kuzey eteklerinde, bağlık-bahçelik bir köyde sükûnet ve huzurun hâkim olduğu ailede, ilk çocuk ve erkek evlat olarak 1958’de doğmuş, sevgiyle büyümüş, ümitle gelişmiş, daha lise talebesi iken arkadaşlarına ‘ne olacağını’ söylemiş ve sonunda olmuştu!”

Albay Faruk Sungur, Ali Nar hocanın hayalindeki “Genelkurmay Başkanı”ydı. Bunu aşılamıştı hocamız şehit Sungur’a. O da hocasının öğütlerine, yönlendirmelerine kulak veriyor, karşılıklı istişare ediyorlardı; birlikte planlıyorlardı bu hedefi ancak nasip olmadı.

Faruk Sungur, gerçekten başarılı bir askerdi. Lise öğrenimini dereceyle tamamladı. Kara Harp Okulu’nu sınıf birincisi olarak bitirdi. Polatlı Topçu ve Füze Okulu’nu da öyle. Genelkurmay’da önemli görevlerde bulundu. 2006 yılında Kosova’da KFOR Çokuluslu Görev Kuvveti Harekât Yarbaşkanlığı görevindeki dirayetini Bosnalı bir yazardan dinleyen Ali Nar hoca çok duygulanmıştı. Yazarın, Sungur için, “Tam bir Osmanlı subayıydı” sözleri üzerine, “Onu ben yetiştirdim, kimin talebesi” diye karşılık vermişti.

Kosova görevinden sonra Genelkurmay Başkanlığı Dış İlişkiler ve Uluslararası Güvenlik İşleri Daire Başkanlığı Andlaşmalar Şube Müdürlüğü’ne, 2008 yılında Afganistan’daki Türk Birliği’ne atanmıştı. 14 Temmuz 2009 tarihinde Afganistan’da Ağustos ayında yapılacak seçimler için Mezar-ı Şerif’te güvenliği sağlamakla görevlendirilen Türk Birliği’ni ziyaret esnasında şüpheli bir trafik kazasında şehit edildi.

Olay şöyle cereyan etmişti: Şüpheli bir kamyon, zırhlı araca doğru geliyor. Şoför ondan korunmak için manevra yaparken şarampole yuvarlanıyor, takla atıyor… Faruk Sungur ve uzman çavuş açılan kapılardan fırlıyor. Sağlık aracından inen hemşire, hemen Sungur’a sunî teneffüs ve kalp masajı deneyecek ancak göğüs tahtasının çöktüğünü fark ediyor. İşinin bitmekte olduğunu anlayan saf Müslüman Türk kızı, yüksek sesle kelime-i şehâdeti telkin ediyor. Faruk Sungur da, “Eşhedü en lâ ilâhe illalah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah!” diyerek şehadete eriyor. İnna ileyhi ve inna ileyhi raciun…

Ali Nar hoca, talebesi Albay Faruk Sungur’un şehit haberini nasıl aldığını şöyle anlatmaktadır: “2009 Temmuz ortası, telefonda bir arkadaşı seslendi: ‘…Hocam, Faruk’u kaybettik! İkinci bir Faruk yoktu aklımda; ‘Asker ve şehit’ duygusu dalgalandı hayalîmde: Korkacağımız başımıza geldi gibi duygu. Radyolar doğruladı acı haberi: Ekranlarda mavi kepiyle göründü… Toplantıda konuşuyor, çocuklara hediyeler veriyor, başlarını okşuyor… Cuma günü Ankara’da, Cumartesi Erzincan’da tören yapılacak ve orada toprağa verilecek, gitmemek olmaz… Benim bulunmam ve namazını kıldırmam şart… Gece yolculuğu bizi yorsa da törene yetişmemiz bir şanstı. Terzibaba Camii’nde büyük kalabalık.”

Allah-u Teâlâ, Ali Nar hocamıza ve Albay Faruk Sungur’a rahmet etsin. Yalçın Afgan dağları kim bilir ne şehitlere şahitlik etmiştir.

Bir asrı aşkın süredir Afganistan’daki kargaşa ve emperyalistlerin sömürge emelleri devam etmekte. Önce İngiliz sömürgesi, ardından Rusya’nın peşinden ABD’nin işgali. Bir türlü bitmeyen sömürü, baskı ve zulüm.

Allah-u Teâlâ mazlum İslâm beldesine yardım etsin. Müslümanların kalplerini birbirine yaklaştırsın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?