Reklamı Kapat

Gurbetteki hayatlar

Göç vakalarının çok fazla yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Küresel tehdidin bütün dünyayı sardığı bir dönemde bireyler tehlikeli yollardan geçerek, kendilerini güvende hissedebilecekleri toplumların inisiyatifine sığınıyorlar.

Türkiye çok fazla göç alan bir ülke ve ülkemize sığınan göçmenlerin büyük çoğunluğu küresel saldırılardan, iç tehditlerden kaçarak, bu topraklarda kendilerine bir hayat arıyorlar. Son otuz yıl içinde, Bosna’dan, Irak’tan, Bulgaristan’dan, Afrika’dan, Doğu Türkistan’dan, Suriye’den ve Afganistan’dan çok sayıda mülteci Türkiye’ye göç etti ve kimileri ülkemizi bir geçiş koridoru olarak kullandı, kimileri ise burada kendilerine yeni bir hayat kurdular. Bu insanların kaçının mülteci statüsüne sahip olduğunu ve burada hangi imkânlardan faydalandıklarını tam olarak bilemiyoruz ancak özellikle büyük bir nüfusa ulaşan Suriyeli mültecilerin yaşadıkları dışlanmışlığı ve ağır ithamları bariz şekilde görebiliyoruz. Ne yazık ki mültecilerin düşmüşlüğü ve şiddetten kaçıp ülkemize sığınmaları yerli faşistlerde ciddi rahatsızlık uyandırıyor ve bu insanların kursaklarına giren bir lokma ekmeği dahi burunlarından getirecek tavırlar sergiliyorlar.

Son günlerde mülteci kervanına Afganlı gençlerin de katılması tepkileri daha da alevlendirdi ve sürecin nasıl işleyeceği tartışılmaya başlandı.

Sovyetler Birliği’nin 9 yıl süren Afganistan müdahalesinin yenilgi ile sonuçlanması, savaştan yorgun düşen halkın moralini yükseltse de bu pek uzun sürmedi, nitekim zengin kaynaklara sahip olan ülke Çin’in ve ABD’nin hedefindeydi ve kaybedilen kanın telafisi mümkün olmadı. 2001 tarihinde vuku bulan 11 Eylül saldırısı 2.996 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu ve Afganistan’da yaşayan Usame Bin Ladin ve onun liderliğinde olan El-Kaide örgütü olayın sorumlusu olarak görüldü ve ABD söz konusu örgütün Afganistan tarafından korunduğunu ileri sürüp 7 Ekim 2001 tarihinde ülkeyi işgal etti. ABD sözde hem intikam alacaktı hem de bölgeye özgürlük götürecek ve her şey güllük gülistanlık olacaktı. 20 yıldır hemen her gün oluşturulmuş ve beslenmiş bir örgütün eylemlerinden ve halk üzerinde uyguladığı baskılardan ve kurtarıcı rolünü oynayan ABD’nin sözde kahramanlıklarından bahsedildi. 2001 tarihinde ise Taliban yönetimi sonlandırılmış, daha sonra hayali terörist Usame Bin Ladin öldürülmüştü fakat ne hikmetse savaş hâlâ devam etmekteydi. Aradan 20 yıl geçti Amerika savaştan çekildiğini açıkladı, kaynakları sömürülen halkların payına ise sadece yoksulluk, çile, yorgunluk ve göç düştü.

Afganistan’da savaşın sonlandırıldığı söylenmişti ama ülkenin bütün kaynakları sömürülmüş ve ortam şiddetin ve karanlık örgütlerin kol gezdiği bir meydana dönüşmüştü. Kimse Afganistan’da bulunan zengin petrol, doğalgaz rezervlerinin, zengin bakır yataklarının, sanayi ülkelerinin iştahını kabartan, lityum rezervlerinin kim tarafından ve nasıl sömürüldüğünü dile getirmedi, aktarılan haberlerde bu kaynaklara yer verilmedi, ne hikmetse burada bir terör örgütü vardı ve baba ülke ABD ülkeyi bunlardan temizleyecekti… Fakat arka taraftaki hesaplar başkaydı ve bu hesaplar uğruna bir toplumun maddi ve manevi bütün birikimleri yok edildi.

Savaşın kalıntıları, Taliban etkisi, içsel çatışmalar, ekonomik sorunlar, işsizlik, can güvenliğinin olmaması göçün nedenleri arasında sayılabilir dolayısıyla devletin ülkeye giriş yapan göçmenlerle ilgili ince eleyip sık dokuması ve tutarlı bir sistem oluşturup, suç örgütleri ile bağlantılı olan, uyuşturucu tacirleri ile işbirliği yapan, ajan olarak kullanılan ve farklı mihraklarla bağlantılı olanları ayıklayıp bunu insani, hukuki ve tutarlı bir zemine oturtması gerekir. Göçmenlerin kendi vatanlarında huzur ve sükûnet içinde yaşayabilmeleri için gerekli bağlantıları kurmalı ve mağduriyete sebebiyet vermeden dengeyi sağlamalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

432 - allah dünyada mültecilere sebeb olan küreselvi siyonist evanjelist lanet lobileri beyaz tenlileri yok eylesin amin

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 23 Ağustos 12:38


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?